Gerçeker yol gösterdi, hükümet adım attı

Cumhurbaşkanı telefon dinleme geriliminde devreye girdi, Yargıtay Başkanı yeni yasa istedi, bakanlar kurulu değişikliğe gidiyor

Hükümetle yargı arasında telefon dinleme üzerine tırmanan gerilim, hükümeti usulsüz dinlemeler konusunda yeni adım atmaya zorladı.
Hükümet sözcüsü Cemil Çiçek, Bakanlar Kurulu ardından ‘son günlerdeki tartışmaları dikkate alarak’, usulsüz dinlemelerle ilgili cezaları artıma kararı aldı.
Bu gelişme, Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün hükümetle yargı arasındaki gerilimi dün Adalet Bakanı Sadullah Ergin ve Yargıtay Başkanı Hasan Gerçeker ile görüşmesi ardından geldi. Görüşme sonrası Gerçeker, Ergenekon soruşturması çerçevesinde Yargıtay ve Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı santralı üzerinden dinleme yapılma girişiminin yol açtığı rahatsızlığa dikkat çekerek şöyle konuşmuştu:

* “Dinleme yasal olarak da yapılabilir. Ama eğer o yasal olarak yapılan dinleme hukuka uygun değilse, temel hak ve özgürlükleri zedeleyici nitelikte ise mutlaka o yasaların da ilgili
mevzuatın da değiştirilmesi gerekir.”
Gerçeker, daha sonra gazetecilere yaptığı açıklamada düzeltilmesi gereken -kendisine göre yanlışlığın, her ne kadar kendileri de hâkim olsa, Adalet Bakanlığı müfettişlerine verilen yetkilerin savcıları devreden çıkarıyor olmasında gördüğünü söylemişti.
Çiçek bu konuda bir değişiklik yapılıp yapılmadığı sorusuna cezaların artırıldığını söylemekle yetindi. Dolayısıyla düznlemenin Yargıtay’ı tatmin edip etmediği açıklık kazanmadı. Ancak getirilen düzenleme ile usulsüz dinlemelere verilecek cezaların tecilinin olmayacağı, dolayısıyla caydırıcılığının artırılacağı anlaşılıyor.

Yargıda ilginç gelişmeler
Ankara kulislerinde dünkü bu gelişmeler üzerinde hafta sonu yaşanan bir dizi gelişmenin etkili olduğu konuşuluyor.
Hükümetle yargı arasındaki telefon dinleme gerilimi zirveye Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı Abdurrahman Yalçınkaya’nın, Milliyet’ten Fikret Bila’ya, AK Parti aleyhine bir kapatma davası açılmasıyla daha sonuçlanabilecek inceleme başlatıldığını açıklamasıyla doruğa çıktı. Bu açıklama 14 Kasım Cumartesi günü yayımlandı.
Yeni bir kapatma davasının AK Parti’ye veya velev ki kapatılsa yerine kurulacak partiye ilk seçimlerde (yol açacağı tepki nedeniyle) siyasi destek anlamına geleceği yorumları dahi yapıldı. Yine de hükümet yetkilileri bu konunun ne kadar ciddi olduğunu araştırma gereği duydular.
Başbakan Tayyip Erdoğan’ın dün sorulduğunda, ‘Bana yansımış bir şey yok. Yürütme attığı her adımı mahkeme kararıyla atıyor’ cevabıyla konunun üzerine gitmemesi, hükümetin şu anda bir tür ‘bekle-gör’ tutumu aldığını gösterdi. Yine de hükümet, dün Bakanlar Kurulu’nda aldığı Türk Ceza Kanunu’nun haberleşmeye müdahale ile ilgili maddelerinde değişikliğe gitme kararı almakla, bu konuda yargıyla daha fazla zıtlaşma görüntüsü istemediğini ortaya koydu.
Hafta sonu bir başka ilginç gelişme de pazar günü yapılan Yargıçlar ve Savcılar Birliği (YARSAV) Genel Kurulu’nda ortaya çıkan sürpriz sonuç oldu. Yargıtay ve Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının santralının dinlenmesi girişiminde hedefin Yarsav Başkanı Ömer Faruk Eminağaoğlu olduğu daha önce açıklanmıştı. Aynı zamanda Yargıtay Cumhuriyet Savcısı olan Eminağaoğlu son birkaç yıldır yaptığı çıkışlarla hükümetin canını sıkan isimlerden biri olarak biliniyor.
Eminağaoğlu’nun YARSAV Genel Kurulu’nda yapılan bir delege operasyonuyla çarşaf
listeden üzeri silinerek yönetimden tasfiye edilmesi üzerinde durulmayı hak eden bir gelişme. Seçme şansları olduğunda 441 YARSAV üyesinden ancak 195’inin minağaoğlu’nun yeniden yönetime girmesine destek verdiği anlaşıldı. Dün seçilmiş yönetim kurulu üyelerini istifaya sevk ederek, Eminağaoğlu’nu seçtirecek yeni bir genel kurula gitme girişimi sonuç vermedi; perşembeye kaldı.
Demek ki yargı bünyesinde, hükümetin güdümünde görüntüye yol açan kesime tepki olduğu kadar, hükümete karşı adeta bir siyasi parti gibi tutum alan kesime de tepki var. Bu bir tür sessiz çoğunluk hareketlenmesi olabilir.
Eminağaoğlu mahalle baskısı devreye alınarak gidilecek yeni bir Genel Kurul ile başkan yapılabilse bile bu, Anayasa Mahkemesi raportörü Osman Can’ın içinde bulunduğu bir grubun başka bir dernek kurup yargıdaki bölünmüşlüğü tescil etmesi ile sonuçlanabilir; vazo artık çatlamış görünüyor.