Gitmek mi zor, kalmak mı zor?

Yakın çevresine göre Başbakan Tayyip Erdoğan önem verdiği ABD seyahatine gitme kararını henüz kesinleştirmiş değil. Başbakan'ın seyahat tarihini sorarsanız...

Yakın çevresine göre Başbakan Tayyip Erdoğan önem verdiği ABD seyahatine gitme kararını henüz kesinleştirmiş değil. Başbakan'ın seyahat tarihini sorarsanız, 'Henüz kesinleşmemiş bir konuda yorum yapmamız mümkün değil'
yanıtını alabilirsiniz. Bu konuda bir değerlendirme toplantısının dahi henüz yapılmadığı anlaşılıyor.
Erdoğan'ın 22-23 Ekim'de İngiltere'ye yapacağı seyahat kesinleşmiş gibi. 6-7 Kasım'da İtalya'ya yapacağı seyahat de öyle. Ancak kasımın ilk hafta sonunda ABD'ye uçup Başkan George Bush ile görüştükten sonra dönüş yolunda İtalya'ya uğrayıp Ankara'ya döneceği senaryosu teyit edilemiyor.
Edinilen bilgilere göre, Başbakan'a bu gezinin ertelenmesini öneren de var; mutlaka yapılmasını telkin edenler de. Her iki görüşü savunanların gerekçesi ortak: Ermeni soykırımı yasa tasarısı.
Gezinin zamanlaması açısından hükümete de, ülkeye de daha fazla sorun getireceğini savunanlar şu görüşte: Demokratlar oylamayı kasım ortasına dek yapmayı planlıyor. (Nitekim Temsilciler Meclisi Çoğunluk Grup Sözcüsü Steny Hoyer, önceki akşam 16 Kasım'a dek oylamayı düşündüklerini açıkladı.) Eğer oylama Erdoğan'ın Bush'la görüşmesinden önce yapılırsa, Türk Başbakanı'nın böyle bir durumda ABD Başkanı'nı ziyarete gitmesinin yakışık alıp almayacağını sorguluyorlar. Aynı şekilde Erdoğan, Bush'tan bir kez de Beyaz Saray'da ricacı olduktan sonra tasarı oylanıp kabul edilirse, bunun da bir itibar ve güvenilirlik sorunu getirip getirmeyeceği tartışma konusu. Bunun karşısında ise, her ne durumda olursa olsun programa uyulması gerektiğini düşünenler var. Bu düşünce sahipleri de, Türkiye'nin ABD ile ilişkilerini yalnızca bağlayıcılığı olmayan Ermeni tasarısına bağlamanın doğru olmayacağını, bu işin uzun vadede Türkiye'ye de, hükümete de daha çok zarar vereceğini savunuyorlar.
Bu ikinci tezin benzeri, Irak tezkeresi konusunda da ortaya atılıyor. Hükümetin, gerektiğinde PKK saldırılarına yanıt vermek üzere Irak'a asker göndermek için Meclis'ten izin isteyeceği tezkere bugün Meclis gündemine resmen geliyor. Başbakan Yardımcısı Cemil Çiçek dün "İnşallah kullanmak zorunda kalmayız" dedi. Genelkurmay İkinci Başkanı Orgeneral Ergin Saygun da, sınır ötesi harekâtın yalnızca hükümetin görev talimatı çerçevesinde planlanacağını söyledi.
Türkiye'yi Irak bataklığına çekecek türde bir harekâttan çok, PKK saldırısı olduğunda nokta harekât yapacak bir çerçeveden söz ediliyor gibi. Yine de hükümet, bir yandan PKK saldırılarının artık yanıtsız bırakılmayacağı kararını ifade ederken, diğer yandan Irak'a sınır ötesi harekât ile kazanıp kaybedeceklerinin (özellikle ABD ile ilişkiler kapsamında) hesabı içinde.
Gerek ABD, gerek Irak için sorulan soru aynı aslında: Gitmek mi zor, kalmak mı zor? Başbakan Erdoğan bulacağı cevap hiç de kolay değil.
Hillary Clinton durdurabilir mi?
ABD Temsilciler Meclisi'nin Demokrat başkanı Nancy Pelosi, son demecinde Bush yönetiminden Ermeni soykırımı yasa tasarısını oylatmamak için gelen mesajlardan ikna olmadığını, zaten Bush'un da kendisini aramadığını söyledi.
Pelosi'yi Bush'un durduramayacağı konusunda Ankara'da yönetim çevrelerinde yaygınlaşan bir kanı var. Aynı zamanda, dünden itibaren ortaya atılan bir soru var: Bush'un durduramadığı Pelosi'yi Hillary Clinton durdurabilir mi?
Gerçi Clinton, soykırım tasarısına destek imzası atan senatörler arasında. Ama Clinton'la Pelosi arasında önemli bir fark var. O da Clinton'ın Demokrat Parti'nin başkan adaylığına doğru hızla ilerlemesi.Hatırlanacağı gibi başkan seçilmeden önce tasarıdan yana olan Bill Clinton, başkan olduktan sonra tasarıyı durdurmuştu.
Hillary Clinton, Başbakan Erdoğan'la birlikte 28 Eylül'de Nev York'ta verilen iftara katılmış, konuşmasını ayakta dinlemiş, alkışlamış ve övgüyle söz etmişti. Diplomasi sınır tanımaz. Pelosi'yi partidaşı Clinton'ın engelleyeceğini düşünüyorsa, bakarsınız Erdoğan, ondan da devreye girmesini talep edebilir.