Gül 367'yi bulmaya yakındı ama...

Evet, cumhurbaş-kanı adayı Abdullah Gül, destek için vekil dolaşan ilk aday ama, şimdiye dek kimsenin buna ihtiyacı da <br>olmamıştı.

Evet, cumhurbaşkanı adayı Abdullah Gül, destek için vekil dolaşan ilk aday ama, şimdiye dek kimsenin buna ihtiyacı da olmamıştı.
Dışişleri Bakanı Gül, Türk diplomasisinin uzun zamandır peşinde koştuğu bir fırsatı yakaladığı dünü, İran Milli Güvenlik Konseyi Başkanı Ali Laricani ve Avrupa Birliği Güvenlik ve Dış Politika Temsilcisi Javier Solana ile İran nükleer krizi görüşmeleriyle geçirmek, yabancı ajans ve televizyonlara röportaj vermekle geçirmek isterdi belki. Ama (siyasi geçmişine bakıldığında bir sabır timsali sayılabilecek) cumhurbaşkanı adayı Gül, Meclis'te tek sandalyesi bulunan partilerin liderleriyle dahi destek görüşmelerinde bulunuyor.
Destek talebinin amacı, görünüşte Gül'ün adaylığına. Ancak gerçekte sorun, yarınki ilk tur oylamada 367 milletvekilinin hazır bulunmasını garantiye almak. AK Parti'nin 354 sandalyesi var. Meclis Başkanı Bülent Arınç'ın bir oyunu düşünce 353 kalıyor; 367'ye 14 eksik var.
Gül'ün şimdiye kadarki çabalarında 3'ü bağımsız, 2'si Anavatan Partili 5 milletvekilinden söz aldığı kuliste konuşuluyor. Kuliste ayrıca pek çok cemaatin, DYP ve Anavatan içinde kendilerine yakın miletvekillerine 'oylamaya katılın, vebal altında kalırsınız' telkininde bulunduğu bilgisi de var. Bu durumun özellikle Meclis'e AK Parti listesinden girip, sonradan DYP ve Anavatan'a geçen vekiller üzerinde etkili olabileceği öne sürülüyor.
Öte yandan hem DYP Genel Başkanı Mehmet Ağar, hem de Anavatan Genel Başkanı Erkan Mumcu, ilk tur oylamaya katılmalarının Gül'ün Çankaya'ya çıkışı önündeki muhtemel Anayasa Mahkemesi engelini kaldırmak anlamına geleceğini biliyorlar. Bunun AK Parti'yi ciddi ölçüde rahatlatacağını ve önümüzdeki Meclis seçimlerinde CHP ve MHP'nin bunu aleyhlerine kullanacağını tahmin ediyorlar. Bu durum DYP, ama daha çok Anavatan içinde sancıya yol açmış görünüyor. Ağar ve Mumcu'nun dün öğleden sonra yapmaları beklenen ortak karar görüşmesini ertelemeleri arkasında bu sıkıntı da var.
Bu sıkıntı, Anavatan ve DYP'yi ortak karar almaktan uzaklaştırıyor, Gül'ü de 367'ye yaklaştırıyordu. Ancak akşam saatlerinde gelen bir haber, siyasi atmosferi değiştirdi.
YÖK Başkanı Profesör Doktor Erdoğan Teziç'e kasteden bir saldırı girişiminin duyulması, anında Meclis koridorlarında yankı buldu.
Ağar ve Mumcu, Meclis basın bürosunda birlikte gazetecilerin karşısına geçtiler. Saldırı girişiminin demokrasiye tehdit olduğunu ve ülkeyi provokasyonlara açık bir hale getirdiğini söylediler. Hükümet cumhurbaşkanlığı seçimi sürecini bir yana bırakarak, hemen erken seçim kararı almalıydı.
Ağar ve Mumcu, Gül'ü cumhurbaşkanı seçmek üzere 27 Nisan'da yapılacak ilk oylamaya katılıp katılmayacakları kararını bugüne bıraktıklarını da açıkladılar. Bu belki de hükümete önünde kalan kısa süreyi yeni bir değerlendirme yapmak üzere kullanma fırsatı vermeyi amaçlıyordu. Erken seçime gidilmesi hâlâ mümkündü ve böyle bir durumun iki sonucu olurdu:

    1- Cumhurbaşkanlığı görevi için anayasal süreç durmayacağı için, Onbirinci cumurbaşkanı'nın seçilmemesi nedeniyle Meclis kendiliğinden seçime gidecekti,
    2- Hükümet 367 baskısından kurtulacaktı.

Bu açıklama hükümeti zor bir kararla karşı karşıya bırakabilir. Açıklama yapıldığı sırada Gül ile toplantı halinde olan Başbakan Tayyip Erdoğan tarafından mutlaka düşünülmüştür. Çünkü, bu açıklama olmamış gibi sürece devam etmek, cumhurbaşkanlığı seçimi sürecini mahkemelik edebilecek riskli bir adım olabilir.
Ağar ve Mumcu açıklamalarını yapmadan önce de AK Parti'deki yaygın endişe, 367 bulunamaz, CHP başvurur ve mahkeme görüşürse, kararın oylamanın iptali yönünde çıkacağı idi. Zaten Gül'ün sabırla her kapıyı çalması bu yüzden.
Gerçi o durumda, yani mahkemenin oylamayı iptal etmesi durumunda da seçim tehlikeye girer ve erken seçime gidilir. Tabii böyle bir senaryonun, AK Parti'ye seçim propaganda çalışmalarında mağduru oynama imkânı vereceği de düşünülebilir.
Ancak mağdur edilerek oy artırma, dört yılı aşkın iktidar ardından, üstelik böyle bir çoğunlukla cumhurbaşkanı seçimini sonuçlandıramamışken seçmen üzerinde inandırıcı olabilir mi?
Cumhurbaşkanı seçimini pürüzsüz tamamlama sıkıntısı çeken hükümetin önüne, bir de erken seçim talebi engeli çıkmış görünüyor.
Siyasi dengelerin ve siyasi gerilimin neredeyse saat saat değiştiği, tarihi bir süreçten geçiyoruz.