Gül: Başörtüsü siyaset konusu olmaktan çıkmalı

Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, 'Başörtüsü konusunu artık kendi haline bırakmak lazım. Normalleşme dediğimiz şey bu' diyor.
Gül: Başörtüsü siyaset konusu olmaktan çıkmalı

EDINBURGH – Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, Meclis çalışmalarının başörtülü üyelere açılmasının ardından bu konunun artık siyasetin gündeminden düşmesi gerektiğini söyledi.

Türkiye ile İngiltere arasında bu yıl üçüncüsü yapılan ‘Tatlı Dil’ toplantılarına katılmak üzere İskoçya bölgesindeki Edinburgh şehrine gelen Gül, burada gazetecilerin sorularını yanıtladı. Türkiye’den ayrılmadan önce Meclis’in 31 Ekim oturumuyla başörtülü kadın üyelere de açılmış olmasından dolayı grubu olan bütün partilere teşekkür eden Gül, Edinburgh’da şunları söyledi:

“Grubu olan bütün partilerin ortak bir anlayışıyla bu işin neticelenmesi, hepimizin en çok sevinmesi gereken nokta bu. Bütün partiler kendi içinde tartışmışlardır, bunun böyle olacağına karar vermişlerdir. Tüm bunlar, aslında normalleşme dediğimiz şey bu.

Az önce Guardian ile konuştuk. Dedik ki: Birçok Avrupa ülkesinin Türk nüfusu var. Onlar siyasetçi de oluyor, işadamı da oluyor. Bildiğim kadarıyla bir-iki Avrupa ülkesinin parlamentosunda, bir-iki örtülü milletvekili, seçilmiş insanlar var. Yani, oralarda varken Türkiye’de niye olmayacak? Bir zamanlar Londra’da, Paris’te üniversitelerde serbestken Türk üniversitelerinde yasaktı.

Bunlar anormal şeylerdi. Bunları başka şeylere çekmemek gerekir. Önemli olan, bunların normal olarak yapılmış olması. Bunların arkasına başka anlamlar koymadan yapılırsa faydası olur. Yoksa tartışmalı olur. O açıdan meclis grubu olanların böyle bir anlayış birliğine varmış olması önemli.

(‘Bu konu geride kaldı, sorun olmaktan çıktı diyebilir miyiz?’ sorusu üzerine) Benim kanaatim öyle. Kendi haline bırakmak lazım. Artık siyasetin konusu olmaktan çıkması lazım. Onu demek istiyorum. Normalleşme derken, aslında partiler bunu fark ettiler ve buna karar verdiler. Bu işin artık siyasetin konusu olmaktan çıkmış olması lazım. Son gelişmelerle de çıktığı kanaatindeyim.

Onun için artık kendi haline bırakmak lazım. Artık herkesin, hiçbir hanımı değerlendirirken herhangi bir işte, bir meslekte, siyasette, herkesin başarısına göre, alanındaki değerine göre, ancak böyle bakarsınız. Böyle bakacaksınız. O örtülü olur, öbürü açık. Bunlar bireysel gerçekler.

Türkiye gibi bir ülkede halk içinde zaten böyle bir problem yoktu. Ailelerin içerisinde yoktu. Hepimizin ailesine şöyle baktığımızda farklı farklı giyinenler, davrananlar. Ama sevgiler azalıyor veya çoğalıyor mu, olmuyor. Ailenin içerisinde sevgi örtülüye çok veya açığa olmuyor.

(‘Asker, polis gibi bazı kategoriler dışında’ hatırlatması üzerine) Doğrusu bu iş burada tamam oldu artık. Bitti. Tartışmamak lazım. Kendi haline bırakmak lazım.”

Görülebileceği gibi başörtüsü konusunda kendisi ve ailesi de geçmişte sorun yaşamış olan Cumhurbaşkanı Gül’ün en çok tekrarladığı kavramın “Bu iş artık bitti” olduğu görülür. O kadar ki, 1999’da Merve Kavakçı olayındaki rolü hatırlatıldığında dahi üzerinde durmak istemedi. Ders çıkarmak isteyene “Artık bu işi kimse kurcalamasın” diye de yorumlanabilir.

Ahmet Kaya’ya yaptıklarından utanıyorlar



(Ahmet Kaya ve Cumhurbaşkanlığı Kültür ve Sanat Ödülleri üzerine) Bir heyetimiz var. O heyetin içerisinde, tüm potansiyel isimleri oturup konuşuyorlar. Sonunda kısa liste yapılıyor. Bana da getiriyorlar. Ben de söylüyorum şunları şunları da ekleyelim diye. Benim ya da başkasının ‘Şunlara şunlara ödül verelim’ dememizle olmuyor. Mümkün olduğu kadar kapsayıcı objektif...

“(Ahmet Kaya) Arkadaşlar önerdiler. Türkçe söylediklerini anlıyorum. Herkesin bir bamtelini yakalıyor. Herkes yapılanlardan utanıyor değil mi? Özür diliyorlar, utanıyorlar yaptıklarından insanlar. Olmayacak işler oluyor. Anormaldik o dönem. Öyle değil mi? O zaman bu işlere kim katıldıysa olan onlara olmuş oldu. Halbuki, iklim oluşturuyorsun, o iklimin içerisinde normal insanlar da bir bakıyorsun olmayacak işleri yapıyor.

Cumhurbaşkanı Gül, dünya siyasetini sarsan dinleme skandalı konusunda da soruları yanıtladı. ABD’nin pek çok ülkenin devlet işlerini gizlice dinlediğinin ortaya çıktığı, Türkiye’nin de dinlenip dinlenmediği sorularına Gül şu cevapları verdi:

“Bunlar Soğuk Savaş’ın en yoğun metotları, alanlarından birisiydi. Bugün de şüphesiz teknolojiye liderlik yapan enformasyon teknolojisi. Burada esas problem, müttefikler arasında bunun olması çok utandırıcı ve mahcup edici durum ortaya çıkarıyor. Aslında yaşanan şey bu. Doğrusu gerçekten ayıp oluyor.

Açıkçası böyle bir bilgi (Türkiye’nin de dinlendiği), böyle bir durum şu anda yok. En azından bizim bilgimiz dahilinde böyle bir durum yok. Şimdi bakın, internet diyoruz, bütün bu araçları kullanıyoruz. Bunların istasyonları nerede, merkezleri nerede? Ana bilgisayarlar nerede, kim kontrol ediyor. Bütün istasyon merkezleri nerede, bunlar bilinen şeyler değil mi?

Geçen sene bana Amerika’dan bir heyet geldi (ICANN), onlarla biraz tartışmaya girdik. Dedik ki: ‘Bu Birleşmiş Milletler’in P5’ı gibi bir şey’. Eğer güven sağlayacak bir yeni yapı oluşmazsa, o zaman Çin de Rusya da başkası da herkes başka şeylere gider. Onlar da bundan korktukları için açığız, şeffafız.. anlatmak için geldiler. Ama ortada bir gerçek var. Ben böyle bir potansiyelin olduğunu söylemek istiyorum, bu var demiyorum. güven sarsıcı işler olmuş oluyor.

(‘Snowden hain mi kahraman mı?’ sorusu üzerine) ‘Eski Soğuk Savaş’ta herkesin yaptığı işlerdi. Şimdi de muhakkak her devletin fonksiyonları, tedbirleri, karşı çalışmaları vardır. Ama müttefikler içinde bu boyutta olunca çok büyük bir mahcubiyet doğurdu. Birleşmiş Milletler toplantısında Brezilya Cumhurbaşkanı Hanım konuşmasının tamamını buna ayırdı, başka şey konuşmadı. Amerika Birleşik Devletleri ziyareti vardı, onu iptal etti.

Şüphesiz ki devlet işlerini yaparken ilgili kurumlarımızın aldığı tedbirler vardır. Bize sağladıkları imkânlar vardır. İşlerinde onu yaparız. Teknolojinin geldiği seviye itibariyle bazı şeylerin ne kadar basit olduğu da biliniyor. Devlet meselelerini biz güvenli telefonlarla güvenli ortamda yaparız. Onun ötesinde herkesin kullandığı araçları kullanıyoruz tabii ki. Devlet işlerinde tedbirli olmalıyız.”