Gül: Erivan'la sorun çözülsün

Gül "Ermenistan'la çözüm istiyoruz" deyip ekledi: Ama sorunları görmezden gelemeyiz.

BAKÜ - Petrolün Ceyhan üzerinden dış pazarlara akmaya başlamasıyla Azerbaycan'da görülen inanılmaz hızdaki değişim, Azerbaycan Milli Meclisi binasına da yansımıştı. Birkaç yıl öncesine dek, Bakü'ye en hâkim tepede, şehitliğin hemen yanında Sovyet döneminden kalma köhne bina, tamamen yenilenmiş. Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kurul Salonu'nda nasıl Mustafa Kemal Atatürk'ün "Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir" sözü yazılıysa, burada da Haydar Aliyev'in "Azerbaycan'da hâkimiyetin kaynağı halktır" sözü yazılı. Zaten bu coğrafyada en sık duyduğunuz
sözlerden biri 'İki devlet, bir millet' sözü.
Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, bu sıfatla ilk devlet ziyaretini Azerbaycan'a yapıyor olmaktan bu açıdan da memnun. (Gül, 10 yıl önceki heyecanı yeniden yaşatmaktan söz ediyor. 'Siz galiba Demirel modelini izliyorsunuz' deyince de itiraz etmedi; belli belirsiz gülümsedi.) Sırada Türkmenistan ve Kazakistan var. Oralarda da aynı söz duyulacak.
Tabii Türkiye'yi Azerbaycan'a olduğu gibi Türkmenistan ve Kazakistan'a da bağlayan unsurlar yalnızca Gül'ün dün Azeri Meclisi'ndeki konuşmasının başında vurguladığı "Soy, dil ve inanç birliği" değil. Bunun üzerine Hazar Denizi havzasının dünyanın iştahını uyandıran petrol ve gaz kaynaklarını koyduğunuzda ve bu kaynakların, dünyaya çıkışı için Rusya (ve şu anda gerçekçi olmayan İran) dışındaki tek seçeneğin Türkiye olduğunu düşündüğünüzde durum daha somutlaşıyor. Gül, dün Bakü büyükelçiliğindeki sohbetimizde bu durumu "Hepimiz aynı milletiz sözünü hamasetin ötesine taşıyor" diye tanımladı.
Gerek Azeri Meclisi'ndeki konuşmasında, gerekse 500'e yakın Türk ve Azeri işadamının katılımıyla TOBB Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu'nun düzenlediği İş Forumu'nda Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev'e hitabında, petrol ve gaz ortaklığına açık vurgu yaptı. Örneği ilk kez bu açıklıkla, Petkim ihalesinin ikinci sıradaki (Azeri) Turcas ortaklığına verileceğini ve Azerilerin Ceyhan'da bir rafineri kurmasının teşvik edildiğini söyledi. Gül'ün işaretini verdiği yeni projeler arasında, Azerilerin bir şekilde Samsun-Ceyhan hattına ortak olması, Kazakların (Azerilerle imzaladıkları stratejik ortaklığa göre) Bakü-Tiflis-Ceyhan hattına petrol pompalamaları, Türkmenistan ve Azerbaycan'ın anlaşması durumunda Orta Asya ve Hazar gazının Avrupa'ya uzanacağı, Tiflis-Kars demiryolu ve İstanbul Boğazı'nın alttan geçişinin tamamlanmasıyla Çin'den kalkan trenin, aktarmasız Avrupa'ya ulaşabileceği de var.
Bu projelerin ortak yanıysa, zenginliğin Türkiye-Gürcistan-Azerbaycan arasında kalan Ermenistan'ın etrafından dolanıyor olması. Erivan, Dağlık Karabağ'ı işgal altında tutuyor olmasının bedelini bu projelerin dışında kalarak ve Azerbaycan'ın artan refahını uzaktan izleyerek ödüyor.
Bu bakımdan Türkiye Cumhurbaşkanı'nın, üstelik Ermeni meselesi nedeniyle başta ABD olmak üzere çok ülkeyle sorunlar yaşarken, üstelik de Azeri Meclis'ine hitabında Ermenistan'la sorunlu yaşamaktan memnun olmadığını söylemesi ve çözüm çağrısında bulunmasını önemsemek gerekiyor.
Gül'ün söyledikleri, daha sonra Türk büyükelçiliğinde ortaya çıkan sözler, yeni bir atmosferin oluşmakta olduğunu gösteriyor. Şöyle aktarabiliriz:

  • "Ermenistan'a karşı düşmanlık duygularımız yok. Bu durumdan memnun da değiliz. Komşularımızla iyi ilişkiler kurmak, onların da müreffeh yaşamasını isteriz. Ama ortada bir gerçek var; bazı şeyleri göz ardı edemezsiniz. Türkiye'ye hasmane davranması ve Azerbaycan topraklarını işgal altında tutması bu durumun sorumlusu.
  • Ermenistan, Azerbaycan'la sorunlarını barışçıl yoldan çözdüğünde, bu projelere katılabilir. Ama önce güvenlik ve istikrar gelir. Dünyada güvenlik sorunun çözmemiş hiçbir bölgede tam ekonomik kalkınma gerçekleşemez.
  • O nedenle, bu çağrım sadece Ermenistan'a değil. Amerikalılara da, Minsk Grubu'nun diğer üyelerine de görev düşüyor. Dünyanın başka yerlerindeki sorunları çözüp de bu sorunu buzdolabında tutmak doğru değil. Bu sorunla ilgilenilmesi lazım.
  • Diğer konuda da, Ermenilerin ortak tarihimizle hesaplaşmayı başka ülkelerin parlamentolarında yapmayı bırakmaları lazım. Biz arşivlerimizi açtık. Tarihimizden çekinmiyoruz, tarihle yüzleşmeye hazırız. Paylaştığımız tarihi birlikte araştıralım."
    Gül, bugün Türkiye'ye dönmeden önce Gence'ye uğrayacak. Bu bir Türk cumhurbaşkanının Bakü dışında bir Azeri şehrine ilk ziyareti olacak. Gence'de yeni mesajlar verilebilir bu konuda. Dedik ya: Gül kendi üslubunca Demirel modelini sürdürüyor.