Gül ile Erdoğan arasında meğer neler olmuş neler?

Ahmet Sever "Abdullah Gül ile 12 Yıl" kitabı ile AKP'li yılları içeriden yazan ilk kişi oldu. Bakalım onun açtığı kapıdan kimler geçecek? Ortaya çıkması gereken o kadar gizli iş oldu ki bu süreçte...

“Cumhurbaşkanı Gül, hükümetin genelde dış politikasını, özellikle de Suriye ve Mısır politikalarını doğru bulmuyordu. Başbakan Erdoğan ve Dışişleri Bakanı Davutoğlu’nun, sanki Türkiye’den çok Mısır ve Suriye’nin Başbakanı ve Dışişleri Bakanı gibi davranarak çok ileri gittiğini, bunun  Türkiye’nin menfaatlerine de aykırı olduğunu, kantarın topuzunun kaçtığını düşünüyordu.

Bunu Davutoğlu’nun yüzüne de birkaç kez söylemişti.”

***

Bu paragraf meslektaşımız Ahmet Sever’in bugün piyasaya çıkacak “Abdullah Gül ile 12 Yıl” kitabından bana en çarpıcı gelen bölümlerden birisi.

Sever, AB konularında yıllarca uzman gazeteci olarak başarılı bir meslek çizgisi ardından Başbakanlık, Dışişleri Bakanlığı ve Cumhurbaşkanlığı döneminde Abdullah Gül’ün basın danışmanı olarak 2002-2014 arası tam 12 yıl çalıştı; sonra da bu kitabı yazdı.

***

Yukarıdaki paragrafa göre Dışişleri Bakanı Cumhurbaşkanı'ndan, Başbakan ile birlikte Türkiye’nin çıkarlarına zarar getirecek şekilde başka ülkelerin dışişleri bakanı ve başbakanı gibi davrandığını söylüyor, bu ağır suçlamaya rağmen hükümet bildiği yolda gidiyor.

Bunu da biz Türk Dış Politikası Suriye çizgisi nedeniye 2 küsur milyon mülteci ve sınırımıza dayanmış IŞİD belasıyla ne yapacağımızı şaşırmış haldeyken Sever sayesinde öğreniyoruz.

***

O günün Dışişleri Bakanı Davutoğlu bugün Başbakan ve bu paragraf kuşkusuz ona cevap hakkı doğuruyor.

Ancak ortada bir sorun var.

Sever, bu kitabı yayınlanmadan önce 11. Cumhurbaşkanı Gül’e okutmuş.

***

Zamanında Cüneyt Arcayürek büyüğümüzün –ki acil şifalar diliyoruz- 9. Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel’den kaçırarak yayınladığı anılar gibi değil yani.

Kitap Gül’ün bilgisi ve oluru altında yayınlanmış.

***

O kadar ki Gül, Sever’den yayıma hazır hale gelmiş kitabı 7 Haziran seçimlerinden sonra yayınlamasını rica etmiş, o da uymuş.

Gül, 7 Haziran’da AK Parti’nin istemediği bir sonuç çıkarsa kendi dönemini anlatan bu kitabın suç atma vesilesi olmasını istemiyordu belli ki. Nitekim Sever’in kitabı AK Parti’nin Meclis çoğunluğunu kaybedip koalisyon görüşmelerine başlanacağı bir sırada piyasaya çıkmış bulunuyor.

***

Sever’in kitabı, bir kısmı bugüne dek duyulmamış, bir kısmı da söylenti olarak duyulup gün yüzüne çıkmamış pek çok örnek veriyor.

Bana çarpıcı gelenleri tahlil etmek üzere aktaracağım.

Ama bunlara, bence kitabın ana fikri olan, Gül’ün yayımına izin vermesinin sebebi sayılabilecek şu cümle çerçevesinde bakmanın faydalı olacağına inanıyorum:

“Kurduğu parti değişmiş, başka kimliğe bürünmüştü, artık partisini tanıyamıyordu.”

***

Kitaba göre, Erdoğan ve Gül arasındaki çelişkilerin 2010 Anayasa halk oylamasında yüzde 58 destek alınması, ardından Erdoğan’ın 2011 seçimlerinde yüzde 50 desteğe ulaşması ile birikmeye başladığı anlaşılıyor.

Sonra üç kırılmanın yaşandığı söylenebilir.

Baştaki örnekte dış politika konusundaki derin çelişkiyi aktardık, ama kırılmaların tamamı iç politikaya dair.

***

Birincisi, 2012 Ocak ayında AK Parti’nin hazırladığı cumhurbaşkanlığı seçimi yasasında, Gül’ün Anayasa hükmüne rağmen ikinci defa aday olamayacağını yazması olmuş.

“Neyse ki” Mart ayında CHP Anayasa Mahkemesi’ne baş vuruyor, o madde iptal ediliyor ama o süreçte, kurucusu olduğu parti tarafından devre dışı bırakılıyor olmasının ve özellikle AB Bakanı Egemen Bağış tarafından yapılan çıkışların Gül’ü yaraladığı anlaşılıyor.

Sever’in Gül adına Bağış’a cevap vermesiyle başlayan tartışmanın Erdoğan’ın Gül’den Sever’in işine son vermesini istemesine dek vardığı, ancak Gül’ün basın danışmanına sahip çıktığı görülüyor.

***

İkinci kırılma, Gezi Parkı protestoları sırasında Mayıs-Haziran 2013’te yaşanmış.

Polisi göstericilerin üzerine tam güçle gönderip göndermeme konusunda eski İstanbul Valisi Hüseyin Avni Mutlu’nun Cumhurbaşkanı Gül ile Başbakan Tayyip Erdoğan arasında nasıl kaldığı ve sonra nasıl Başbakan'ın dediğinin olduğu ayrıntılarla anlatılıyor, gerçekten okumanızı tavsiye ederim.

Fonda, on kadar arkadaşını alıp babasına çıkan, Gezi protestocularına anlayışla yaklaşılmasını isteyen Gül’ün oğlu Mehmet’in farkı var. (Babadan babayaya, oğuldan oğula ne kadar fark olabiliyor, değil mi?)

Neticede Bülent Arınç’ın istifasının da Gül tarafından önlenebildiği ilk defa bu kadar açık yazılıyor.

***

Üçüncüsü kırılma ise, 17-25 Aralık 2013 yolsuzluk soruşturmaları ardından yaşanmaya başlamış.

Kamuoyu ayrıntılarını ilk kez Sever’in kitabıyla öğreniyor. Meğer İçişleri Bakanı Muammer Güler, Ekonomi Bakanı Zafer Çağlayan ile Çeve ve Şehircilik bakanı Erdoğan Bayraktar’ı istifa ettirip 25 Aralık günü kurulan kabineye almayan Başbakan Erdoğan, AB Bakanı Egemen Bağış’ı Bakanlar Kurulu’nda tutmak istemiş. Gül karşı çıkmış, Erdoğan geri adım atmış.

***

Yani zaman 2014 baharına gelip Gül’ün yeniden aday olup olmayacağı tartışılmaya başlanıncaya kadar zaten Erdoğan ve Gül’ün arasındaki köprünün altından çok suların aktığı anlaşılıyor.

Şimdi kitaptan, 10 Nisan 2014 günü Cumhurbaşkanlığında Gül’ün yeniden adaylığını koyup koymaması üzerine yapılan bir toplantıdan alıntı.

“Aşağıya inersem” diye başlamış Gül ve şunları söylemiş: “AB sürecini canlandırırım. Dış politikadaki yanlışları düzeltirim. Ülke çok kutuplaştı, bunu giderecek adımları peş peşe atarım. Demokratikleşmeye ağırlık veririm. Haklarında yolsuzluk iddiası bulunan dört bakanı derhal Yüce Divan’a gönderirim.”

Gül aday olmadı, o dosyalar Meclis’teki AK Parti grubunun oylarıyla sözümona aklandı, ama AK Parti’nin çoğunuğu yitirip koalisyon görüşmelerine hazırlandığı sırada yeniden açılması tartışılıyor.

***

Fethullah Gülen Cemaati ile AK Parti’nin arasının açılmaya başlamasının da sanıldığından daha erken bir zamanda ortaya çıktığı yine Sever’in kitabında örnekleriyle anlatılıyor.

Örneğin meslektaşımız Ruşen Çakır’ın, daha sonra Ahmet Şık ve Nedim Şener düzmece olduğu artık anlaşılan suçlamalarla içeri alınmadan önce Sever aracılığıyla ilettiği bir endişeyi Gül’ün araştırdığı, doğru olduğunu saptadığı ve Çakır’ı koruma vermek için dış gezilere davet ettiği anlaşılıyor.

Sever aracılığıyla kimlerden uzak durması gerektiğini de söylemiş Çakır’a Gül.

***

Meğer neler olmuş neler?

Tabi bu daha başlangıç, Sever AK Parti yıllarına dair içeriden ilk kitabı yazdı?

Sever’in açtığı kapıdan acaba başka kimler geçecek?

Acaba başka kimler kapalı kapılar ardında nelerin döndüğünü merak ettiğimiz bu dönem hakkında bilmediklerimizi ortaya koyacak?

Merakla bekliyoruz...