Gül Meclis'i 'açılımla' açıyor

Gül, Meclis açılış konuşmasında 'açılıma' özel yer veriyor. Hükümetten somut projeler beklendiği bir sırada önemli bir konuşma olacak

Köşk kaynaklarına göre ‘sıradan değil, tarihi önemde’ olacak Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün bugün yapacağı konuşma.
En son akılda kalan sıradışı 1 Ekim Meclis açılışı konuşmasını 1998’de dönemin Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel yapmıştı. Demirel o konuşmada, PKK lideri Abdullah Öcalan’ı elinde tutan Suriye’yi açıkça tehdit etmiş, bu çıkış sonuç getirmiş ve Suriye Öcalan’ı bir hafta içinde sınır dışı etmiş, yakalanmasıyla sonuçlanacak süreci başlatmıştı.
O süreci en iyi bilenlerden birisi de, o konuşmaya Demirel’in talimatıyla son şeklini veren de Cumhurbaşkanı Başdanışmanı sıfatıyla yazım ekibinin başında bulunan, bugünün Dışişleri Müsteşarı Büyükelçi Feridun Sinirlioğlu’dur.
Demirel’in o konuşması, Kürt sorununun Türkiye’de ve bölgede boyut değiştirmesine neden olan bir ‘açılım’ sayılabilirdi.
Türkiye, hem içine düştüğü ekonomik krizler, hem de çok partili koalisyonun getirdiği irade zayıflığı nedeniyle o fırsatı kullanamadı. ABD’nin 2003’te başlayan Irak’ı işgal harekâtıysa bütün dengeleri yeniden değiştirdi.
Şimdi, on bir yıl aradan sonra Cumhurbaşkanı Gül, Kürt sorununun çözümü için bir fırsat doğduğunu ve bu fırsatın kaçırılması halinde bir daha ortaya çıkmasının daha zor olacağını söylüyor.
Bugün Meclis’te yapacağı açış konuşmasında ağırlığı ‘açılım’ konusuna verecek olması da
bunu gösteriyor.
Gül bu konuşmanın hazırlıklarına bir ay kadar önce, muhalefet liderleri ve bazı kanaat önderleriyle yaptığı görüşmelerden hemen sonra başlamış. Taslak çalışmaları Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreteri Mustafa İsen tarafından koordine edilmiş. Gül hafta başından bu yana hiçbir randevu kabul etmeyerek çalışma programını bütünüyle, bugünkü konuşmasına son şeklini vermeye ayırmış. Özetle, çok önem veriyor.
Anlaşılan, hükümet de Cumhurbaşkanı’nın Meclis’te söyleyeceklerine önem veriyor: İçişleri Bakanı Beşir Atalay’ın, Başbakan Tayyip Erdoğan’ın ABD’de bulunduğu günlerde bu konuşmaya destek maksadıyla özel mesai harcadığı Ankara’da konuşuluyor.
Köşk kaynakları, Gül’ün konuşmasının, bu defa -alışıldığı üzere- ‘her konuya değinen bir konuşma olmayacağını’ vurguluyor. ‘Kürt açılımı’ dışında öne çıkması beklenen konular ise Avrupa Birliği ve Kıbrıs ile Ermenistan’la normalleşme, ya da kısa yoldan söylersek Ermenistan’la açılım.
Hatırlanacağı gibi Gül, Kürt sorununu Türkiye’nin bir numaralı sorunu ilan ettiği konuşmasında, 2009 yılının Kürt sorunuyla birlikte Ermenistan ile normalleşme açısından da fırsat doğurduğunu vurgulamıştı.
Ermenistan ile ilişkiler, Azerbaycan-Ermenistan ilişkilerine paralel olarak belli bir farklılık göstermeye başladı. İki ülke arasındaki normalleşme protokolleri 10 Ekim’de imzalanacak; ama yürürlüğe girmesi Azerbaycan ile Ermenistan’ın anlaşmalarına bağlı olarak Meclis oylamasına bağlı olacak.
Peki önce -Erdoğan’ın ifadesiyle- ‘Kürt açılımı’ olarak başlayan, sonra ‘demokratik açılım’, şimdi de ‘milli birlik projesi’ adı verilen süreçte, ülkenin şimdiye dek gördüğü en sert tartışmalarından birinin yapılabiliyor olması dışında, elde ne var?
Cumhurbaşkanı, Meclis’e ve dolayısıyla halka, hükümetin şimdiye dek söylemediği, söyleyemediği bir açıklamada mı bulunacak?
Ya da hükümetin baştaki hataları nedeniyle uzak düştüğü muhalefet ile yakınlaşmasına meydan vermek üzere başka türlü bir açılım mı sergileyecek?
Bunu birkaç saat içinde göreceğiz. Ancak burada önem taşıyan bir nokta var.
Ülkenin önünü açmak, halka moral vermek tabii ki Cumhurbaşkanı’na düşer. Bununla birlikte vaatleri ete kemiğe büründürme işi de liderlere düşer.
Kamuoyu, Cumhurbaşkanı’nından ve Başbakan’dan ‘Bu fırsatı kaçırmayalım, güzel gelecek önümüzde’ türü sözleri ilk duyduğunda moral kazanabilir. Bir daha duyarsa ümidini sürdürmeye çalışır. Ancak sözler içi
doldurulmadan tekrarlanmaya başlarsa, hayal kırıklığı başlar ve derinleşir. O durumda, ‘muhalefet engelledi, Anayasa’yı değiştirmeliyiz, destek olun’ diyerek bir erken seçime gitmek sonuç vermeyebilir; o da ters tepebilir.
Görev süresinin 2012’de dolması ardından ilk kez halkın oy kullanacağı seçimde yeniden aday olma hakkı bulunan Cumhurbaşkanı Gül’ün bugünkü Meclis açılış konuşması bu yönden de önem taşıyor.