Gerçekte ne dedi, ne demedi?
Irak uçağında Gül, adını sorduktan sonra, ?Tamam işte, dediğiniz gibi ?Kürdistan Bölgesel Yönetimi? altında faaliyet gösteriyor? dedi. Gül dün Ankara?da, ?Kürdistan? sorulunca ?Aslında o ifadeyi kullanmadım? dedi." /> Gerçekte ne dedi, ne demedi?
Irak uçağında Gül, adını sorduktan sonra, ?Tamam işte, dediğiniz gibi ?Kürdistan Bölgesel Yönetimi? altında faaliyet gösteriyor? dedi. Gül dün Ankara?da, ?Kürdistan? sorulunca ?Aslında o ifadeyi kullanmadım? dedi." /> Gül: Sonsuza kadar bekleyemeyiz - MURAT YETKİN - Radikal

Gül: Sonsuza kadar bekleyemeyiz

Irak?ı ziyaret eden Cumhurbaşkanı Gül, Iraklı Kürtlerin PKK?ile mücadele kararlı olduklarını söylediklerini ancak Türkiye?nin sonsuza dek bekleyemeyeceğini ifade etti</br> Irak Kürdistan Bölgesel Yönetimi Başbakanı Neçirvan Barzani ile görüşmesinde affın gündeme gelmediğini belirten Gül ?Af bizim konumuz başkasıyla konuşmam? dedi
Gül: Sonsuza kadar bekleyemeyiz

Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, Irak ziyaretinin ikinci gününde Bağdat?ta Irak Kürdistan Bölgesel Yönetimi Başbakanı Neçirvan Barzani ile biraraya geldi. FOTOĞRAF: NAZMİ AKYOL / AA

BAĞDAT- Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, Iraklı Kürtlerin PKK ile mücadelede kararlılık beyanında bulunduğunu, Türkiye’nin bunu takdir ettiğini, ancak sonuç almak için sonsuza dek bekleyemeyeceğini söyledi. Terörle mücadelenin Türkiye’nin kendi işi olduğunu söyleyen Gül, ABD Başkanı Barack Obama’nın ziyaretine atfen, “Dostlarınız, müttefikleriniz yardımcı olacaktır. Nitekim ediyorlar. Ama başkasına havale edemezsiniz. Edersiniz kullanırlar” diye konuştu. Gül, dün görüştüğü Irak Kürdistan Bölgesel Yönetimi Başbakanı Neçirvan Barzani ile aralarında af konusunun açılmadığını, bunun Türkiye’nin bileceği bir iş olduğunu söyledi.
Gül bu açıklamaları dün önce Irak Türkmen Cephesi Başkanı Sadettin Ergeç başkanlığındaki Türkmen milletvekilleriyle, ardından da Neçirvan Barzani Başkanlığındaki Irak KBY heyetiyle görüşmesi ardından bir araya geldiği Türk gazetecilere yaptı. Gül’ün açıklamaları şöyle:

GÖRÜŞMELER SAMİMİ: Talabani’nin dün akşamki yemeğinde Irak’taki bütün unsurlar, kendisini farklı olarak hisseden kim varsa herkes vardı. Güzel yemek oldu. Görüşmeler samimi ve içten oldu. Kritik dönemden geçiyor. Taşlar nasıl konursa öyle çıkar.
MALİKİ KARARLI: Başbakan Nuri El Maliki ile görüştük. Kendisini ümitli ve kararlı gördüm. Türk-iye ile ilişkilere önem verdiklerini gördüm. Türkmen liderlerle konuştum. Heyecanları görmeye değerdi. Ne kadar çok gururlandıklarını Türkiye’nin Irak’taki herkesi kucaklayan politikasından memnuniyetlerini söylediler. ‘Hepsine eşit davrandınız. Burada takdir görüyor’ dediler. Birlik ve beraberlik içinde olmalarını söyledim.
MÜCADELE KAPSAMLI OLMALI:?Kuzey Irak’taki Bölgesel Kürt Başbakanı Neçirvan Barzani geldi. Konuştuk. Açıkça söyledim. ‘PKK kampları ve silahlı unsurları sizin bölgenizde’ dedim. ‘Açık tavır almanız lazım. Elimine edilmesi için sorumluluk düşüyor. PKK aradan çıktıktan sonra işbirliğinin sınırı yoktur’ dedim. Bize çok yakınsınız. Terörle mücadele kapsamlı olmalı, herkes desteklemeli. Bu süreç başarılı olur. Terör gündemden çıkar. Her bakımdan işbirliği yapılır. Türkiye’den bir kişi Erbil’e gidince mi rahat iletişim kurar, Basra’ya gidince mi? Bunu önleyen terör. Yerel bölgemiz diyorlar onlara büyük sorumluluk düşer. Yeni dönem netice üretir. Herkes için iyi olur.
BARZANİ TALABANİ KADAR NETTİ:?O da Türkiye’ye ihtiyaçları olduğunu, terör örgütünden zarar gördüklerini anlattı. Kararlı olduklarını söyledi. Türk askerleri ile beraber mücadele ettik, şimdi de mücadele edeceğiz. (Soru üzerine) Evet, Talabani kadar netti. Bana söylediklerinde samimi olduğu izlenimi edindim. İzleyeceğiz. Tabii bu sonsuza kadar bekleyeceğiz demek değildir. Türk devleti kararlıdır.
AF TÜRKİYE’NİN MESELESİ: Af konuşulmadı. Bu Türkiye’nin meselesi. Burada başkalarıyla konuşacak halim yok. Ne baş başa ne de heyetler arasında gündeme gelmedi. Yürürlükte olan kanunlar zaten fırsatlar veriyor.
(Burada önemli nokta, Neçrivan Barzani’nin Gül ile görüşme sonrasında Türk gazetecilerin ‘Af nasıl olur?’ Gibi sorularına, ‘Yararlı olur’ yanıtı vermiş olmasıydı. Yani Barzani kendiliğinden bu konuyu açmış ve Gül ile görüştüğünü söylemiş değildi.)
BARZANİ GELECEK Mİ: (‘Mesud Barzani Ankara’ya gelecek mi?’ sorusu üzerine) Benim gündemimde yok. Barzani’nin ziyaret etmek istediğini (Neçirvan Barzani) söyledi. Ben bir şey söylemedim.
DEĞİŞİMİ GÖRMÜYOR MUSUNUZ:? (‘Beklentiler var, bir şeyler olacak mı?’ sorusu üzerine) Olanları görmüyor musunuz? Beş sene, 10 sene öncesiyle bir mi bugün? Aleni konuşulacak şeyler değil bunlar. İlgilenenler vardır. Bu konularda Türk devletinin bütün kurumları, yetkilileri, büyük duyarlılık ve büyük bir anlayış ve işbirliği içinde terör belası sonuçlandırmak için çalışıyoruz.
OBAMA ZİYARETİ: (‘Obama görüşmesinde terör gündeme gelecek mi?’ sorusu üzerine) Bu meseleye başkaları yardımcı olabilir, destek olabilir, ama bu kendi meselemiz. Terör meselesi. Siz kararlı olacaksınız, güçlü olacaksınız. Dostlarınız, müttefikleriniz yardımcı olacaktır. Nitekim ediyorlar. Ama başkasına havale edemezsiniz. Edersiniz kullanırlar, açık söyleyeyim... Kendi meselenize kendiniz sahip çıkacaksınız. İyi bir işbirliği devam ediyor daha güçlenerek devam edecek.
ZOR İŞLER:?Bu konularda iddialı konuşmak doğru değil. Bu işler zor işler. Bu konularla ilgili detaylı benim devrede olduğum 2002’den sonrası en iyi dönem içerisindeyiz . Dünya konjonktürü eskisi gibi teröre müsamaha göstermiyor, gösteremez.
IRAK’IN GELECEĞİ: Mesele Irak’ı geleceği meseledir. Kritik dönemleri devam ediyor Irak’ın.. Seçimler yapıldı. SOFA anlaşması imzalandı. Reform maddeleri kabul edildi. Şimdi SOFA için referandum, sonra seçim yapılacak. Seçimden önce nüfus sayımı. Sayım Irak’ın gerçek foto ortaya çıkaracak. Kendi kimliğini ifade etmesi gerekiyor. Bunlar siyasi sürecin köşe başları. Merkezi hükümetle bölgesel Kürt yönetimi arasında sıkıntı var. Bunların çözülmesi lazım.
IRAK GELİŞTİ:?Hiç geçmişi bilmesem, bugün Irak dosyasını açsam, çok tedirgin olurum. Bu nasıl ülke derim. Oysa 2003’ten bu bugüne nasıl gelindiğini bildiğim için ümitliyim. Çok kötü durumdan, iyi duruma doğru gidiyor. Zamanında ABD yönetimine ‘Irak üçe bölünmeli’ diye raporlar vermişlerdi. Biz birlikten, bütünlükten söz edince ‘SSCB dağıldı kötü mü oldu?’ diyorlardı. Biz Sovyetler ile Irak’ın ayrı olduğunu anlatıyorduk. Bugün gelinen noktaya baktığımızda daha ümitli olabiliriz.”
KERKÜK SORUNU: “Kerkük meselesi suhuletle çözülmeli. Niye ertelendi? Çünkü en zor mesele. Irak nasıl küçük bir Orta Doğu ise, Kerkük de küçük bir Irak’tır. Türkmen, Kürt, Arap bütün unsurların birlikte yaşayabileceği özel bir çözüm gerekir. Bu, komşu olarak tavsiyemizdir.”

Hayrünnisa Gül, Irak’ta bir ilk
Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün Irak ziyaretine eşi Hayrünnisa hanımla birlikte gelmesi ve geceyi burada geçirmeleri, Irak medyasında ve yönetici kesimde özel ilgi konusu oldu. Çünkü 2003’te başlayan ABD işgali ve sonrasında Irak’a pek çok devlet adamı gelmiş, ama İran Cumhurbaşkanı Mahmud Ahmedinecad dışında, geceyi geçiren olmamıştı. Eşiyle birlikte seyahat edip geceyi ve iki tam günü geçiren ilk lider ise Gül olmuştu. Bu Irak’lılar tarafından bir güven meselesi olarak algılanıyordu. Gül dün soru üzerine şunları söyledi:

  • “Türkiye’nin örnek alınması, alaka ile takip edilmesi beni memnun etti.
    Görüştüklerimizin hepsi söyledi; Irak’a iki günlük ziyaret yapmamız, gece beraber olmamız, eşimle gelmem hep ilk defa. Hanımlarda eşimle gelmemden duydukları memnuniyet var. Zor dönemlerde ülkeler komşularının, dostlarının desteği ile zorluklardan çıkar. Komşuluk dostluk gerektirir.”
  • “Dün (önceki gün) eşim yetim çocuklarla buluştu. 28 milyon nüfus 3 milyon yetim varmış. Ne demek bu? Eşim ağlıyordu. Tabii önce 10 yıl İran-Irak savaşı, sonra Körfez Savaşı, sonra bu savaş.. Yeni Irak bu.” 

Irak’a giderken uçakta Gül ne dedi, ne demedi?

Gül’ün Bağdat yolunda Kürdistan Bölgesel Yönetiminden söz edip Ankara dönüşünde ‘o ifadeyi kullanmadım’ demesi soru işaretlerine yol açtı

Cumhurbaşkanı Gül’e Irak yolculuğunda çok sayıda deneyimli gazeteci eşlik etti.
Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün Irak ziyaretine giderken uçakta gazetecilerle sohbetinde PKK ile mücadelede Irak Kürdistan Bölgesel Yönetimi’ne düşen sorumluluğu, ilk kez kendi adıyla telaffuz ederek vurguladığını size dün başka gazetelerle birlikte duyurmuştuk. Bu sohbeti şu cümlelerle aktarmıştık: “Türkiye’yi ilgilendiren terör örgütü Irak Kürdistan Bölgesel Yönetimi alanda faaliyet gösteriyor. Bunların temizlenmesi ve Irak’ın güvenli hale gelip komşularıyla iyi ilişki kurması lazımdır.”
Bu cümlenin böyle yazılmasının bir arka planı vardı. 

Ne deniyordu oraya?
Cumhurbaşkanı Gül, Kürt bölgesinin adını telaffuz etmeden önce bize döndü ‘Ne deniyordu oraya?’ diye sordu. Sabah Genel Yayın Yönetmeni Erdal Şafak, az önce bize dağıtılmış olan resmi bilgi kitapçığında yazılı ‘Irak’ın Kuzey’indeki Yerel Yönetim’ dedi. (Kitapçıkta parantez içinde İngilizcesi ‘Kurdistan Regional Government’, yani Kürdistan Bölgesel Hükümeti, ya da Yönetimi olarak yazılıydı.)
Hasan Cemal, Irak Kürdistan Bölgesel Yönetimi diye düzeltti. Ben de kitapçıkta İngilizce’sinin de öyle yazıldığını söyledim. Ne yazık ki teyp kullanmadığımız için Cumhurbaşkanı Gül’ün o arada ‘Tamam işte dediğiniz gibi Kürdistan Bölgesel Yönetimi altında faaliyet gösteriyor’ dediğini göstermek için not defterimden başka kanıtım yok. Bunu duyup not alıp yazan arkadaşlarımız var ve çoğunlukta. O kelimeyi tam duymadığını söyleyen var, ‘Kürt Bölgesel Yönetimi diye duydum’ diyen de var.
Cumhurbaşkanı’nın şöyle devam ettiğini dün yazdım: “Madem siz Irak’ın bir parçasısınız ve Kürdistan Bölgesel Yönetimisiniz, (ki Cumhurbaşkanı Basın Sözcüsü Ahmet Sever burada Kürt Bölgesel Yönetimi demiş olabileceğini, tam işitmediğini söylüyor) o zaman kendi bölgenizdeki terör faaliyetlerine izin vermeyin.”
Hasan Cemal’in ‘Siz tam Kürdistan demeden bize söyletmeye mi çalışıyorsunuz? Başbakan da böyle yapıyor’ dediği de doğru. Ben o aşamada ‘Aslında tam olarak da söylediniz Cumhurbaşkanım’ dedim. Mehmet Ali Birand, Kürdistan sözcüğü kullanıp kullanmadığını o aşamada sordu. Cumhurbaşkanı Gül de şu yanıtı verdi:
“Ne diyeceğim? Yunanistan, Makedonya’ya Makedonya demiyor diye biz de demiyor değiliz. Irak Anayasası’nda ne yazıyorsa o. Kendi anayasalarında yazıyor.”

Anayasada yazdığı gibi
Bu aslında önemli bir yaklaşımdı. Cumhurbaşkanı Gül doğru bir iş yapmış ve henüz tam olarak ağzını alıştırmasa da bizim kanalımızla telaffuz etmeye çalışsa da, Türkiye’nin tanıdığı Irak’ın Anayasası’nda yer alan bir federal bölgenin adını, Anayasa’da yazdığı gibi kabul ettiğini söylemişti.
Bu yaklaşım dün Türk iç politikasında tepkilere neden oldu.
Cumhurbaşkanı Ankara dönüşünde, ‘Kürdistan kelimesinin kullanması’ sorulduğunda şu açıklamayı yaptı:

‘Zor konular’
“Aslında ben o söylediğiniz ifadeyi kullanmadım. Irak’ın birlik ve bütünlüğüne en çok önem veren ülke Türkiye’dir. Irak’ın içerisinde kendi anayasalarına göre Irak’ın kuzeyinde bir yerel Kürt yönetimi vardır, bunu söyledik. Onların başbakanlarıyla da görüşme yaptım. Bunlar gayet normal şeylerdir. Bu konularda çeşitli münakaşalar çıkıyor. Çok zor konularla uğraşıyoruz. Bu konularla uğraşırken hepimiz dikkatli olmak zorundayız ve hele hele böyle terörle mücadele ettiğimiz, zor işlerle uğraştığımız konularda mesafeler de alınmaya başlarken böyle zedeleyici, lüzumsuz tartışmalara girmenin anlamı yok.”
Aslında Cumhurbaşkanı’nın söyledikleri doğru ve aslında bu sözleri de bir yalanlama anlamına gelmiyor. Doğru, çünkü Gül ‘Kürdistan’ diye tek başına bir sözcük kullanmadı. ‘Kürdistan Bölgesel Yönetimi’ adıyla, dün kendisinin de  “Irak’ın içerisinde kendi anayasalarına göre Irak’ın kuzeyinde bir yerel Kürt yönetimi vardır, bunu söyledik” diye doğruladığı bir siyasi gerçeklikten söz etti. Yine doğru, çünkü bu tartışmalar gerçekten zedeleyici ve lüzumsuz. Orada bu ifadeyi duyup, not alıp, haber yapan gazetecilerin hiçbirinin mesleki deneyim ve konumları, Cumhurbaşkanı’nın söylemediği bir sözü onun ağzından çıkmış gibi yazmaya müsait değil. Cumhurbaşkanı’nın tarihi Irak ziyaretinin bu bir tek sözcüğün gölgesinde kalmasından rahatsızlık duyması, Ankara’nın henüz buna hazır olmaması gibi siyaset gerçekleri de yabana atılmamalı. Belki de bu durumu hem Cumhurbaşkanı, hem de biz gazeteciler açısından bir yolculuk kazası olarak saymak en doğrusu olacak.