Gül: Üzgünüm yeni anayasa olmuyor

Bütünüyle yeni anayasa imkânının kaçtığını düşünen Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, parça parça değişikliğin mümkün olduğunu belirtti.
Gül: Üzgünüm yeni anayasa olmuyor

Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, Portekiz e resmi ziyarette bulundu

LİZBON - Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, tamamen yeni bir anayasa yapmanın mümkün olamadığını görmekten üzüntülü olduğunu açıkladı. Gül, anayasada şimdiye dek olduğu gibi kısmi düzeltmelere gitme imkânı bulunduğunu ancak bu sözlerinin sistem değişikliği üzerineymiş gibi yanlış anlaşılmasını istemediğini söyledi. Gül, bu açıklamaları, kendisini Portekiz ziyaretinde izleyen bir grup gazeteciyle sohbet toplantısındaki sorular üzerine yaptı.

Başkanlık sistemi tartışmasına girmek istemediğini vurgulayan Cumhurbaşkanı, hangi sistemin tercih edileceğinin siyasi irade ve Meclis’in işi olduğuna, ancak hangi sistem olursa olsun güçlü ‘çek-balans’, yani denge-fren mekanizmasına sahip olması gerektiğine işaret etti. Meclis’in üçte ikisi tarafından kabul edilmemiş anayasa değişikliklerini geri çevirme ya da Anayasa Mahkemesi’ne götürme yetkisi olan Cumhurbaşkanı’ndan gelen bu uyarı, bundan sonraki çalışmalar bakımından önem taşıyor.

Anayasa çalışmalarında Kürt sorununun çözüm sürecine dair soruları da yanıtlayan Cumhurbaşkanı, eşit yurttaşlık ve benzeri kavramlar üzerinde çalışılabileceğini, Türk devletinin modern bir devlet olarak Türk kökenli olmayan vatandaşlarını Türk olmaya zorlayamayacağını, ancak devletin Türk devleti olduğunu söyledi.

Bu hafta başlaması beklenen yasadışı PKK militanlarının Türkiye dışına çekilme işlemi üzerine de soruları yanıtlayan Gül, 1999 ve sonrasındaki süreçlerle şimdiki durum arasında demokratikleşme farkı bulunduğuna dikkat çekti. Gül, “Geçmişte daha az maliyetle ve daha kolay çözülebilecek sorun, bizim nesle kaldı, ama gelecek nesillere aktarılmamalı” diye konuştu. Gül, ana muhalefet CHP’nin de sürece katılması için çalışılması gerektiğini tekrarladı. Gül’ün gazetecilerle sohbeti sırasında özellikle başkanlık sistemi ve PKK diyaloğu konularında konuşurken her zamankinden de dikkatle, adeta kılı kırk yararak konuştuğu gözlendi.

Gül’ün sorulara verdiği cevaplar şöyle oldu:

Bir Kuveyt gazetesine verdiğiniz demeçte “PKK silah bırakırsa masaya oturulur” gibi bir ifade kullandığınız yazıldı. Bunu açar mısınız?

Amatörce bir çeviri olmuş, zaten benim yaklaşımıma da paralel değil. Benim söylediğim, “Silah bırakırlarsa ve terör faaliyetleri biterse her şey yoluna girer” şeklinde. Bugün de bunu söylüyorum.

Kritik bir haftaya giriyoruz, çekilme başlayacak açıklamalara göre. Bu aşamada değerlendirmeniz nedir?

Daha önce Türkiye’nin en önemli konusu budur dedim ve Cumhurbaşkanı olduğum ilk günden itibaren de vaktim ve zihnimi bu konuya verdim hep.

Türk devletinin geldiği durum, demokrasinin, siyasetin gücü göz önüne alınırsa bu gayretlerin muhakkak başarıyla neticelenmesi gerekir. Biz problemleri saklayarak, kapı arkasına süpürerek sadece bunları kronikleştiriyoruz. Önceden farklı olarak bu defa daha aleni bir çalışma var. 1999’da da daha sonra da vardı süreçler. Demokrasinin standartları, pekişmiş gücüyle, o günle bugün arasında fark var. Ortam bu problemden kurtulmak için daha müsait. Ayrıca her şey açık seçik, şeffaf konuşuluyor. TBMM’deki partiler de halkın seçilmiş temsilcileri olarak işin içinde. O yüzden bunun mutlaka başarılı olması gerekir. Meclis’teki partilerin işbirliği yapmasında fayda var. Zemini zorlamak gerekir. Anayasayla ilgili konular var, eşit yurttaşlık, yerel yönetimlerin güçlendirilmesi, kültürel meseleler... Bunlar üzerinde çalışılabilir.

Temaslara katılıyor musunuz? İşin içinde misiniz?

Tabii ki hükümetin iradesiyle yürüyen bir süreç var. Ben de Cumhurbaşkanı olarak bilgim dahilinde ve bununla ilgili görüşlerimi paylaşabilirim. Gerek güvenlik birimleri gerekse hükümetimizle... Her şeyden önce hükümetin iradesini görmek gerekir ki bu Meclis’te çoğunluğun iradesi olmuş oluyor. Ana muhalefet partisi de seçim arifesinde bu tip şeyleri önermiş, savunmuş bir parti. Bu açıdan bu yılların değerlendirilmesi için geniş zemin oluşabilir.

Esas amaç, örgütü tamamen silahtan arındırmak olmalıdır. Hedef o. Örgütün tamamen silahtan arınması gerekir ki ilerisi için herhangi bir terslik olmasın. Bu kendilerinin de işine yarar, çünkü kendi iradeleri dışında yarın birileri eskiden olduğu gibi onları kullanmaya çalışabilir.

Halkta da büyük bir şey var... Herkes sulhu, barışı, herkes huzur içinde yaşamayı arzu ediyor.

Ana muhalefet partisiyle görüşmek, sürece dahil etmek konusunda girişiminiz olabilir mi?

Meclis’te görüşülür, konuşulabilir. Bu işler diğer partilerle de daha kolay hallolur kanaatindeyim. Halk da memnun olur.

Karşı taraf eşit yurttaşlık öneriyor. Ne yapacaksınız?

Yeni anayasa yapmayla ilgili bir şey söylemek istemem açıkçası. Bu kadar konuştuktan sonra netice ortada. Üzücü bir durum ortada. Daha fazla konuşup kendi kendimize de saygısızlık yapmak istemem açıkçası. Bu kadar konuştuk, ettik olmadı.

Üzücü olan nedir?

Üzücü dediğim, herkesin farklı teklifleri var. Ben sistem değişikliğini kastetmiyorum; bu ikinci bir alternatif olarak AK Parti’nin getirdiği (teklif).

Her şey tozpembe değil demiştiniz. Nedir kaygınız?

Eğer her şey çok kolay olsaydı bu kadar Türkiye’yi üzecek olaylar olmayacaktı. Onun için herkesin bu işin kolay iş olmadığını görmesi gerekir. Etrafımızda olup bitenlere iyi bakmalı. Onlara bakınca kim bilir kimler, ne gayretler içinde bizim aleyhimize dışarıda çalışıyor. Ben Cumhurbaşkanı olarak detaylara girersem polemiklere muhatap olacağım. Benim pozisyonumdaki insan genel bir çizgi çizebilir.

Türk ulusu ibaresi konusunda size yansıyan kaygılar nedir?

Aslında devlet Türk devletidir. Ama Türk devletinin vatandaşlarının hepsinin Türk olması mecburi değildir. Vatandaşların bazısı da “Bu devletin vatandaşıyım ama Türk değilim” diyorsa ille de sen Türksün diyecek halimiz yok. Başka ülkelerde, devletlerde de böyle. Alman devletine bakarsan görebilirsin, onların vatandaşları içinde Türkler var. Fransız devleti var. Modern devletlerde bu böyle ama devlet de Türk devletidir...

Anayasa konusunda umudunuzu yitirmiş görüyoruz sizi?

Silbaştan yazmak şartıyla yeni bir anayasa, arzu buydu. Uzlaşma komisyonunun amacı da buydu. Gördüğüm kadarıyla, Meclis Başkanı da açıkladı. Siyasetin içinden gelmiş bir insan olarak tabii ki ben de her şeyi okuyorum. Tamamen yeni baştan bir anayasa yapılamıyor. Dolayısıyla tamamen baştan bir anayasa yapılmazsa mevcut anayasada değişiklik yapma yollarına gidilebilir. Daha öncekilerde yapıldığı gibi...

Türk devleti dediniz. Peki, anayasadaki Türk milleti tartışması?

Farklı farklı insanlar bir araya getirilebilir. Ama neticede herkesin herkes farklılığı tanıdığını söylüyor. Sevinilecek nokta bu.

Peki, anayasa değişikliği parça parça yapılırsa siz nasıl bir değişiklik beklersiniz?

Benim anayasa yapılması konusunda hep teşvikim vardır ama anayasa değişikliği siyasetin bileceği bir konu. Ne yapmak istiyorlarsa, kimlerin katılımıyla yapılıyorsa...

Başkanlık sistemi olursa nasıl bakarsınız?

Ben buna girmem, tartışmam. Her sistemin kendi içinde o sistemi demokratik yapan çek-balansları (İngilizce ‘check-balance’, denge-fren mekanizmaları) vardır. Ben sadece onlara dikkat edilmesini söyledim. (Başkanlık sistemi) Siyasi tercih konusu ama önemli olan sistemin içindeki çek-balanslar.

AK Parti’nin taslağı var başkanlık sistemi üzerine...

Tartışılıyor, neticelenmiş bir şey yok. Bu konudaki tavrı budur diye son halini almış bir durum yok. Başkanlığa verilen bir taslak.

Başbakan 1999’da 500 militanın öldürülmesinden söz etti. Bunun tekrarı olmaması için önlem mi alındı? Son durum nedir?

Bu konu bu kadar açık bir şekilde hiçbir ülkede konuşulup tartışılmadı. En yetkili insanların açıklamalarına bakınca ortaya çıkıyor ki geldikleri gibi bu yollardan Türkiye dışına çıkacaklar. Türkiye içinde şüphesiz bir kanunsuzluğa müsaade edemez kimse. Bu bir devletin varoluş şeklidir. Ama problemleri halletmek için bir politika da gerekir. Bugün uygulanan politika, bu insanların terörden vazgeçmesi, fiili olarak yürüyen şeyler bunlar. Türkiye’nin Cumhuriyet tarihindeki en büyük meselesidir. Önemli olan, bu meselenin en az maliyetle halledilmesidir. Bu 10 sene, 20 sene önce daha az maliyetle, ama kararlılıkla halledilebilirdi. Ortada bir hükümetin bir iradesi var. Buna tabii ki tenkitler yapılabilir. Yol göstermeler yapılabilir. Tabii ki öneriler sunulabilir ama bunlar, Türkiye’nin büyük problemden kurtulması, Türkiye’nin birliğini, bütünlüğünü, gücünü çok daha güçlü hale getirecek şekilde olacaktır.

İsrail’in girmesi tehlikeli



Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, İsrail’in son Suriye saldırılarına ilişkin soruları da yanıtladı. Gül, şunları söyledi:

“Suriye’de olup bitene İsrail’in katılması kadar tehlikeli bir şey yok. Hele Ortadoğu’da bu tip şeylere katılırsa tehlikeli şeylerden biri olur, her şeyi de bozar. Neye hizmet için o işlerin içine girdiği de sorgulanır. Rejimin işine çok yarar. Neden bu işlerin içine girdiğini herkes sorgular.
Gözümüzün önünde bir ülke tükeniyor. Küllerinden de bir şey doğamayacak hale geliyor. Önemli olan bu yıkımı bitirmek. Önce bunu görmek gerekiyor.”

Hizbullah’ın füzelerini vurduğunu söylüyor...

O onu vurmayı haklı göstermez. Hizbullah’a herkes bir şey söyleyebilir de; sonuçta da Lübnan hükümetinin bir parçası.