Gül yarın seçilebilir mi?

Köşk seçiminin ilk turu yenileniyor. İktidarın 367 vekili bulmak için uğraştığı söyleniyor. AKP ise bu iddiayı yalanlıyor. Dışişleri Bakanı Abdullah Gül tek aday.

Meclis yarın cumhurbaşkanı seçmek için Anayasa Mahkemesi'nce iptal edilen
ilk tur oylamayı tekrarlayacak. Dışişleri Bakanı Abdullah Gül tek aday.
Dışarıdan bakılınca şöyle bir manzara görülüyor:

  • AK Parti Mahkeme kararıyla 367 yoklama çoğunluğu gerektiren Meclis'te cumhurbaşkanı seçilemeyeceğine kanaat getirdiği için, cumhurbaşkanının halk tarafından seçilmesi için Anayasa değişikliği hazırladı. Bunu, fikrin ilk sahibi Anavatan partisi'ne götürdü ve desteğini aldı.
  • Başta Başbakan Tayyip Erdoğan olmak üzere parti yetkilileri, 'çifte sandık' diye tanımladıkları çözümle, 22 Temmuz'daki genel seçim sandığının yanına bir de referandum sandığı koymak istiyor, böylece mahkeme (ve bir ölçüde de Genelkurmay'ın müdahalesi) ile ellerinden alındığına inandıkları Çankaya'ya halkoyu ile çıkmak istiyorlar.
  • Dolayısıyla, pazar günkü oylamada, 367 yoklama çoğunluğunu bulmaya yoğunlaştılar. Bulamazlarsa, ya da bulsalar da Anavatan, Gül'e oy vermeyeceği için seçilemez ise, işin ucu bırakılacak ve erken seçim ile Anayasa değişikliğine yoğunlaşılacak.
    Göz önündeki bu manzaraya karşın, Ankara kulislerinde son iki gündür bir son dakika hamlesi senaryosundan söz edilmeye başladı. Bu senaryoya göre, dikkatler Anayasa değişikliklerine odaklanmış durumdayken, AK Parti 367 mevcutu sağlamakla kalmayacak, oturuma katılanların Gül lehine oy kullanması için de çalışacaktı. Bu amaçla yurtdışı kaynaklar dahil bazı cemaatlerin seferber olduğu iddia ediliyordu. İddialara göre hedefler arasında CHP milletvekilleri de vardı. Bu iddialar CHP yönetimine de ulaşmıştı ve CHP yönetimi ulaşılma ihtimali gördüğü bazı milletvekillerini yakın markaja almaya başlamıştı. Bu senaryo doğruysa, Gül cumhurbaşkanı seçilecek, erken seçime gidilecek, cumhurbaşkanının halk tarafından seçilmesi düzenlemesi de bir sonraki seçime kalacaktı.
    Gül'ün cumhurbaşkanı seçilmesi halinde son bir hafta, on günde yaşanan bütün gerilimler, acaba hiç yaşanmamış gibi mi olacaktı? Ya da tepkiler durulacak, 17 Mayıs'taki devir teslim töreni huzurlu bir ortamda yapılabilecek ve 19 Mayıs Gençlik Ve Spor Bayramı'nda yeni cumhurbaşkanı ve eşi gönül rahatlığıyla resmi geçit yapanları selamlayabilecek miydi?
    Bunlar hep yoruma açık sorular, ama senaryo buydu.
    AK Parti yönetiminde bulunan kaynaklar, bu senaryoyu doğrulamıyorlar. (Tabii böylelikle aslında Gül'ün yarın cumhurbaşkanı seçilmesi için çaba harcamayı bıraktıkları oluyor. Bunlar arasında, iş o noktaya gelirse, 'ülke, parti ve Gül'ün kendi selameti için, gerekirse' Gül'e karşı oy kullanmaktan çekinmeceyeceğini söyleyen parti yöneticileri de var.) Hatta, bugünkü Radikal'de İsmet Demirdöğen'in haber-analizinde yer alan, 22 Temmuz seçiminden AK Parti 367 sandalye ile çıkarsa ve referandum o tarihe yetişmemişse Gül'ün o zaman cumhurbaşkanı seçileceği senaryosuna da tepki duyanlar var AK Parti yönetimi içinde.
    Yani, AK Parti yönetiminde bu konuda görüş birliği yok. Görüş ayrılığı genel olarak Milli Görüş kökeninden gelenlerle, gelmeyenler arasında varmış gibi görünse de aslında sisteme ve seçim mekanizmasına bir siyasi rövanş mekanizması olarak yaklaşanlarla yaklaşmayanlar arasında olduğu görülüyor.
    Bir kaynağım dün telefonda "Başbakan'ın ilk adayı Vecdi Gönül'dü. O olmadıktan sonra yaşanan tartışmalar içinde Abdullah Gül'ün sorunlu olacağını ve Abdullah beyi de yıpratacağını nasıl göremedik? Bunu anlamaya çalışıyorum" diyor ve sürdürüyordu: "Bundan sonra sistem içinde uzlaşma olmadan, üzerinde sistem içinde uzlaşmaya varılmayan bir adayla ortaya çıkmayacağımızı tahmin ediyorum".
    Genelkurmay Başkanı Orgneral Yaşar Büyükanıt'ın dün İstanbul'da Dolmabahçe Köşkü'nde Başbakan Tayyip Erdoğan'ı ziyaret etmesi, yeni bir tür temasın, sistem içi uzlaşma arayışının ilk işareti olabilir mi?
    Olursa ve sonuç verirse, o zaman ne pazar günkü oylama, ne cumhurbaşkanının mevcut yetkileriyle halkoyu ile seçilmesi, ne de deşifre olmuş son dakika hamlelerinden endişe duymak için neden kalmaz. Türkiye, bugünkünden çok daha rahat bir atmosferde seçime gider. Olmazsa, gerilim tırmanmaya devam edebilir ve tren işte o zaman raydan çıkabilir.