Gül, yarıştan çekilme işareti vermedi

Cumhurbaşkanı'nın Meclis'e hitabı, görev süresi sonunda siyasetten çekilme niyetinde olmadığını gösteriyor.
Gül, yarıştan çekilme işareti vermedi

Eğer Ankara siyaset kulislerinde söylenenlerde bir gerçeklik payı varsa ve eğer Başbakan Tayyip Erdoğan ‘demokratikleşme paketi’ni, 1 Ekim’de Meclis Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün konuşmasıyla açılmadan bir gün önce ilan ederek gündeme bütünüyle hâkim olmayı amaçladıysa, bunun bir gün sürdüğünü kabul etmek gerek.

Çünkü Gül, dünkü Meclis performansıyla üstelik demokratikleşme paketini gölgelemeden, hatta ona sahip çıkarak sahne ışıklarının odağına yerleşti ve oyundan çekilmeyi henüz düşünmediğini gösterdi.

Bunun ilk işareti Meclis’e eşi Hayrunnisa Hanım ile birlikte gelmesi oldu. Başbakan Erdoğan bir gün önce başörtüsünün kamu kuruluşlarında serbest bırakılacağını açıklamıştı. Bunun kararı çıkmadan Gül çifti hem de en üst düzeyde örnek oluşturdu ve sanırım muhafazakâr seçmen nezdinde epey puan topladı.

Üstelik Gül’ün 2007’de cumhurbaşkanı seçilme mücadelesinde Hayrunnisa Hanım’ın örtülü olması en önemli unsura dönüşmüştü. Askerlerin 27 Nisan e-muhtırasının aslı buydu. Erdoğan ve hükümeti bu tehdit karşısında geri basmadı ve muhtıra asker ve siyaset ilişkilerinde bir dönüm noktası oldu. Erdoğan erken seçim ilan etti, kazandı, Meclis Gül’ü seçti ve ardından bir halkoylamasıyla cumhurbaşkanının Meclis değil halk tarafından seçilmesi rejimine geçildi.

Dolayısıyla Gül’ün dün Meclis’e eşiyle gelmesinin, bundan on yıl kadar önce üniversiteye kayıt yaptırmasına izin verilmeyen Hayrunnisa Hanım’ın, şeref locasında Genelkurmay heyetinin yanında oturup konuşmayı izlemesinin sembolik değeri yüksektir.
Gül’ün görev süresi 2014 Ağustosu’nda doluyor. Erdoğan’ın cumhurbaşkanı olmak istediği bir sır değil. İki eski yol arkadaşının birbirine rakip olmak istemedikleri de sır değil.

Ancak Erdoğan, yargı-yasama-yürütme kuvvetleri arasındaki ayrımın daha belirsiz, cumhurbaşkanlığı yetkilerinin daha fazla, dengeleme-denetleme süreçlerinin de daha zayıf olduğu bir modeli tercih ettiğini daha önce söyledi. Gül ise dünkü konuşmasında kuvvetler ayrımının önemine dikkat çekti ve daha bağımsız yargı ile özgür basının Türkiye’de demokrasiyi güçlendireceğini vurguladı.

Sadece bu sözler değil ama örneğin Gül, Gezi protestolarının başlangıç fikrini dışlamadığını (ve sonra aldığı şekil ile ayırdığını) söyleyip hayatını kaybedenler için rahmet dileyince, bakanlar kurulundaki çehrelerin nasıl değiştiği kameralara yansıdı.
Gül’ün Meclis’e hitabını bitiriş şekli de siyaset sahnesinden çekilme niyetinde, en azından şimdilik olmadığını gösteriyordu.

Cumhurbaşkanı, bunun son konuşması olduğunu söylemedi, ‘seçildiği görev süresi içerisinde’ son konuşması olduğunu söyledi; arada fark var. Görev süresi sonu için “Milletimizin hizmetinde olmaya devam edeceğim” sözü de yeterince açık.
Erdoğan’ın bu konuyu çözmesi için Gül ile oturup konuşması gerçekten gerecek gibi duruyor.