Gül'den üç önemli mesaj

*'Anayasa'daki Türk milleti kavramı değişsin tartışmalarına: Türkiye'de hepimiz tek bir milletiz</br> *Sokaktaki şiddet olayları nedeniyle, 'Doğu ve Güneydoğu halkına': Herkes Türkiye'nin değerini bilsin</br> *Kurumlar arası gerginlik üzerine: Çatışma yok. Problemli uygulamalar, yetki sorunu olabiliyor. Görüşülüyor
Gül'den üç önemli mesaj

Dün Kuveyt’e giden Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, uçakta Radikal Ankara Temsilcisi Murat Yetkin’in de bulunduğu gazetecilerin sorularını yanıtladı.

KUVEYT-  Bundan yedi ay kadar önce, mayıs başında Prag’dan Ankara’ya dönüş yolunda Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, Türkiye’nin gündemini o tarihten bu yana meşgul eden önemli bir açıklama yapmıştı. ‘Adına ister terör sorunu, ister güneydoğu sorunu, isterseniz Kürt sorunu deyin, bu Türkiye’nin bir numaralı meselesidir’ diyen Cumhurbaşkanı, bu sorunun çözümü için 2009 yılının önemli fırsatlar sunduğunu ve bu fırsatın kaçırılmaması gerektiğini söylemişti.
Dün Ankara’dan Kuveyt’e giderken Cumhurbaşkanı’na, 2009 yılının sonuna geldiğimizi belirterek, alınan mesafeden memnun olup olmadığını sorduk.
Cumhurbaşkanı bu soruya kesin bir yanıt vermektense, bir siyasi tahlil yaparak karşılık vermeyi tercih etti. Şöyle:
“Bunu artık mesele olmaktan çıkarmak lazım. Bu eskiden dini bağlamda ve geleneklerle sağlanırdı. Modern dünyadaysa, farklı değerlerin devreye girmesi, dünyaya açılım ve tahsil arttıkça yerini demokrasi aldı. Türkiye’nin sorunu, demokratik standartları yükseltmektir. Masayı yükseltirken, altta geniş alan olur. Bu alanda son 10 yıla baktığınızda önemli şeyler yapıldı; AB sürecinde, kendi halkımızın standardını yükseltmek için. Bu aslında bütün vatandaşların ülkeye aidiyet duygusunu artırır, güçlendirir. Aynı zamanda terörü izole eder.”

Fırsata zaman konulamaz
Cumhurbaşkanı “Aslında fırsat daha da büyüdü” diyor. Ama neden olduğunu açıklamadan önce, 2009 yılı sonuna kadar sonuç alamayan Ankara’nın artık zamana bağlamak istemediğini gösteren önemli bir cümle kuruyor: “Zaman periyodu, bu zor konular için koymak doğru değil.”
Şimdi fırsat konusuna devam edebiliriz: 

* “Fırsat büyüdü, dünya konjonktürü buna imkân veriyor. 2-3 sene önce böyle değildi. Irak, ABD’nin çekilmesi, Irak içi gerginlikler (Cumhurbaşkanı burada ‘Daha fazla konuşamam diyor) Irak’ın artık problemlerini başka yerlere akmaya başlaması gibi. Bundan 3-4 sene önce net tavır almayan AB, şimdi net tavır alıyor. Kimse artık terörle arasına net mesafe koymayana müsamaha ile bakmıyor.

* Kopenhag’da (Çevre Zirvesi için gittiğinde-MY) pek çok devlet başkanıyla görüş-tüm. Onlar da  çok netti. (‘Parti kapatma üzerine mi?’ sorusu araya giriyor) söylediğiniz konuda, terörle siyaset arasındaki mesafenin açık, net konulması çok önemli.

Teröre gerekçe olmaz
* Fırsat, herkesin değerlendirmesi gereken bir şey. Hepimizin sorunu. Herkesin meselesi terörü bitirmek. Buna kalbimle inanıyorum ki, kimse hiçbir gerekçe ileri süremez; Türkiye’de herkes istediği gibi konuşuyor. Türkiye’nin şu andaki standartlarında, eksiklikler olabilir, ama teröre gerekçe olamaz. Zaten terörün hiçbir gerekçesi olamaz. Yanlış anlaşılmasın; bunu Batı mantalitesi böyle izah eder; işte ‘Ne yapsın, konuşamıyor’ denir diye söylüyorum.

* (‘Kapatılan DTP’liler, Barış ve Demokrasi Partisi-BDP olarak randevu isterlerse? Sorusu üzerine) Beğensem de, beğenmesem de, Cumhurbaşkanı olarak hiçbir ayırımcılık yapmadım. Halkın oyunu alıp gelmişse -politikası doğru olur, yanlış olur, ona halk karar verir- ben ayırmam. Kimseye de ‘dışlanıyoruz, adam yerine konmuyoruz’ deme fırsatı vermedim. Ama tabii ki olan bitenlerden en çok dersi çıkartması gerekenler de bu milletvekilleridir.”

Üç önemli mesaj
Cumhurbaşkanı gazetecilerin üç başka konudaki sorularını yanıtlarken üç önemli mesaj verdi. Şöyle aktarabiliriz:

Türkiye tek bir millet
1- Kapatılan DTP’lilerin Anayasa’nın 66’ncı maddesindeki Türk milleti tanımının değiştirilmesi talebi sorulunca: “Türkiye’de hepimiz tek bir milletiz. Herkesin sorunları var; benim de var. Sorunları görmezlikten gelmiyorum. Bunun yolu, demokratik standartları yükseltmektir. Buna da fırsat vermek lazım.  Hepsi el birliği ile yapılabilir. Bunu baltalamak isteyenler oluyor. Sokaktaki gösteriler, en son 7 askerin şehit edilmesi gibi. Herkesin suhuletle davranması gerekiyor. Herkesin kafasını iki elinin arasına alıp sorumlulukla tartışması gerekiyor.

Türkiye’nin kıymetini bilin
2- (Açılımda gelinen aşamayı değerlendirmesi istenince) “Doğu ve güneydoğu halkına söylemek istiyorum; buna çok önem veriyorum: Herkes Türkiye’nin değerini, kıymetini bilsin. Bu ülke herkesin, hepimizin. Noksanlıkları hep beraber gidereceğiz. (‘Bu çağrıya neden gerek duydunuz?’ sorusu üzerine) “Bazı sokak olaylarını görüyorum, onun için söyledim. Herkes memleketinin kıymetini bilsin. Şimdi herkesin birleşme, noksanlıkları giderme zamanı. Sadece siyasi olarak değil, ekonomik olarak da... Memleketin az gelişmiş bölgelerinin gelişmiş düzeye çıkarılması lazım.”

Kurumlar arası çatışma yok
3- (Genelkurmay Başkanı ve MİT Müsteşarı’nın kurumlar arası gerginlik şikâyetlerini kendisine iletip çatışma ihtimalini dile getirmesi sorulunca) “Kurumlar arası çatışma demek yanlış. Ne demek çatışma? Genelkurmay ile hükümet, Adalet Bakanlığı ile silahlı kuvvetler, İçişleri Bakanlığı, askeri savcılık ile sivil savcılık arasında çatışma olmaz.
Bazı problemli uygulamalar olabilir. Kurumlar arası işbirliği olduğu için en çok aralarında konuşuyorlar. Ama çok alt seviyede yetki temsil edilirken askeri savcıyla sivil savcı, ya da savcı ile bir başka kurum arasında olabilir. Adalet Bakanlığı, İçişleri Bakanlığı bir araya geliyorlar. Yeri gelince Başbakan görüşüyor, ben görüşüyorum. Bir bölgedeki savcı ile başka kurumlar arasında (Gül, son zamanlarda Erzurum-Erzincan’da yoğunlaşan uygulamaya doğrudan atıfta bulunmuyor-MY) sorun varsa, bu kurumlar arasında çözülmeli. Ama dışarıya yansıyor.
Adalet, İçişleri, Genelkurmay, istihbarat arasında çok işbirliği var. Yapılacak çok iş olunca da ortada, o zaman kurumlar arası yetki sorunu oluyor. Çatışma yok.”