Gül'ün ABD temaslarının iç politikaya muhtemel etkileri

Dışişleri Bakanı Abdullah Gül'ün ABD temaslarının etkileri Türk dış politikasında olduğu kadar, cumhurbaşkanlığı seçimi öncesinde iç politikada da görülebilir.

Dışişleri Bakanı Abdullah Gül'ün ABD temaslarının etkileri Türk dış politikasında olduğu kadar, cumhurbaşkanlığı seçimi öncesinde iç politikada da görülebilir. Ziyaretin zamanlaması, görüşülen kişiler ve görüşülen konular açısından bakıldığında bu kanıya ulaşmak mümkün.
Şöyle tahlil edilebilir:

  • Gül'ün ABD temaslarında iki konunun öne çıkacağı açıklandı. Kongre'nin 24 Nisan'ı Ermeni soykırımı anma günü ilan edilmesini isteyen
    karar tasarısı ve Irak'taki PKK varlığının engellenmesi için girişilen çabalar. Bu iki konu da Türk dış ve güvenlik politikasının daha da sıkıntılı bir döneme girmemesi açısından önem taşıyor.
  • Ancak her iki konuda da cumhurbaşkanlığı seçimi öncesinde ve ikinci olarak da genel seçim öncesinde bir ilerleme sağlanamaması AK Parti'nin siyasi hedeflerine engel oluşturacaktır. Tersine, iki konudan birinde, belki de ikisinde sağlanabilecek ilerleme, Başbakan Tayyip Erdoğan'ın siyasi hesaplarına yardımcı olacaktır. Bu konuda en iyi örnek, 1999 Şubat ayında ABD'nin desteğiyle PKK lideri Abdullah Öcalan'ın yakalanması ardından, DSP ve MHP'nin bütün anketleri alt üst eden bir başarıyla seçimden birnci ve ikinci parti çıkıp, ANAP'la birlikte koalisyon hükümeti kurmalarıdır.
  • Gül'ün bu ziyareti, kendi talebi sonucu ABD Dışişleri Bakanı Condoleeza Rice davetiyle gerçekleşti. Amerikan kaynakları, Türk Dışişleri'nin ziyaret tarihinin şubat ayı içinde olması konusunda tercih belirttiğini söylüyorlar. Ziyaret tarihi böylece Genelkurmay Başkanı Orgeneral Yaşar Büyükanıt'ın daha önceden belli ABD temaslarından bir hafta önce olarak kesinleştirilmiş.
  • Gül'ün dün Başkan Yardımcısı Dick Chenney ile görüşmesi temasların önemini daha da artırıyor. Chenney, Başkan George Bush ile birlikte yönetimin sahibi. Irak savaşının geldiği durum nedeniyle fatura şimdilik (seçimle işbaşına gelmemiş, Başkan tarafından atanmış bir isim olan) eski Savunma Bakanı Donald Rumsfeld'e kesilmiş olsa da, herkes artık yanlışlığı belli olan Irak politikasının asıl fikir babasının Chenney olduğunu biliyor. Irak'taki Kürt politikası konusunda da birinci planda söz sahibidir.
  • Gül dün Ulusal Güvenlik Danışmanı Stephen Hadley ile de görüştü. Bu da önemlidir. 1998-99 sürecinde Bill Clinton'ı PKK konusunda Türkiye'ye tam destek vermeye ikna eden kişi, o zamanın UGD Samual 'Sandy' Berger idi.
    Irak savaşına son kararı vermeden önce Bush'un danıştığı kişiler Chenney ve o zamanki UGD Rice olmuştu. Gül, Rice ile bugün görüşecek. Aradan geçen bir gecelik süre, ABD yönetiminin dünkü görüşmelerin ışığında kendi içinde değerlendirme yapmasına da imkân tanıyor.
  • Gül dün Washington'daki Yahudi lobisi ile de görüştü. Gezisinin ikinci durağında New York'ta yine Yahudi kuruluşlarının temsilcileri ile bir araya gelecek, buradaki amaç Ermeni karar tasarısının Temsilciler Meclisi'nde oylanmasını önlemeye çalışmak. Çünkü oylanırsa, kabulü kesin görünüyor. Oylanmasını engellemek mümkün mü? Hâlâ mümkün.
  • Şöyle: Ermeni lobisi ve Demokratik Parti, bu girişimi Başkanlık seçiminin yapılacağı 2008'e kadar, yani önümüzdeki yıla ertelemeyi düşünebilir. Bu durum Türkiye adına Dışişleri Bakanı'nın Ermeni meselesinde bir şekilde ilerleme kaydedileceği sözü ve bu söze Yahudi lobisinin kefaleti karşılığında mı olur? Bunu yanıtlamak için bilgi eksikliğimiz var. Ama böyle bir denklemin, AK Parti iktidarının, belki cumhurbaşkanlığı engelini de kaldırarak devam edeceğini varsaydığını varsayabiliriz.
  • Bu tabloda, Büyükanıt'ın geçen hafta Gül'ü ziyaret ederek ABD temaslarını görüşmüş olmasına özel önem vermeliyiz. Türkiye'nin de imzaladığı 10 milyar dolarlık F-35 savaş uçağı üretimi, ABD ile son zamanlarda girişilen en büyük askeri anlaşma. Saldırı helikopteri konusunda da ABD'den doğrudan alıma gidilmesi uzak ihtimal değil. Bir anlamda 'eski günlere dönüş' anlamını taşıyor. ABD silah lobisinin,
    tıpkı eski günlerdeki gibi, Yahudi lobisinin yanında yerini alacağını varsaymak mümkün.
    Yazının başına dönersek, görüşülen konuların Türk dış politikasına olduğu kadar iç politikasına da etkisi olduğu görülüyor. ABD'nin Irak'taki
    PKK varlığı ve Ermeni tasarısının bu yıl geçmemesi konusunda Türkiye'ye verebileceği aktif destek, yalnızca ülkeye değil, Erdoğan ve AK Parti'nin siyasi hedeflerine de yarayabilir.