Gül'ün açıklaması siyasi ufku değiştirebilir

Gül'ün 'yargılan-maktan tereddütüm yok' sözü siyasi ufku değiştirebilir; buna Erdoğan'ınki dahil

Cumhurbaşkanı Abdullah Gül dün Türkiye’de siyasi dokunulmazlıklar konusundaki tıkanmışlığın açılmasına vesile olabilecek, ancak önümüzdeki birkaç yılın siyasi dengelerini değiştirebilecek önemli bir açıklama yaptı.
Bu açıklamayı, Ankara-Sincan 1’inci Ağır Ceza Mahkemesi’nin kamuoyunda ‘Kayıp Trilyon’ olarak bilinen davadaki takipsizlik kararı kaldırması üzerine yaptı. Bu karara göre Gül’ün önünde, eğer Yargıtay da onaylarsa Cumhurbaşkanı sıfatına rağmen ifade verme ve yargılanma ihtimali çıkacaktı. Bu ihtimal son birkaç gündür Ankara’da yeni bir kutuplaşmaya yol açmıştı. Hükümet Sözcüsü Cemil Çiçek ve Cumhurbaşkanlığı ‘Cumhurbaşkanı’nın görev başında iken yargılanamazlığını’ söylerken, yargı bünyesinden Anyasa’nın 105’inci maddesinin Cumhurbaşkanı’nın görevi nedeniyle yaptığı işlerden sorumsuz olduğunu, ancak görevinden önce ve Cumhurbaşkanı göreviyle ilgisiz işlerden dolayı yargılanması önünde engel bulunmadığını öne sürüyorlardı.
Gül dünkü açıklamasıyla yalnızca bu tartışmaya yeni boyut katmakla kalmadı, aynı zamanda şu sözleriyle Türkiye’de siyasi dokunulmazlıklar konusuna da yeni bir kapı açtı:

1- Gül ‘Hukuki prosedür tamamlandığında yargılanmaktan tereddüdü olmadığını’ söyledi.
Demek ki Yargıtay, Sincan Ağır Ceza’yı onaylarsa, Türkiye’de ilk defa bir cumhurbaşkanı görevdeyken gidip mahkemeye ifade verecek, yani yargı sürecine dahil olacak.

2- Gül, Dışişleri Bakanı iken de bu konunun gündeme geldiği sırada dokunulmazlığının kaldırılıp yargılanması talebini, dile getirdiğini, ancak ‘o günkü şartlarda dokunulmazlığa farklı bakıldığı için bunun gerçekleşmediğini’ söyledi. Demek ki Cumhurbaşkanı dokununulmazlığa bugünkü şartlarda bakışı da akla getirmiş oluyor. Dolayısıyla ‘şartlarda değişen nedir?’ sorusunu da...
Kendi adıma, Gül’ün Refah Partisi lideri Necmettin Erbakan ve parti muhasebecisinin
mahkûm olduğu o yüz kızartıcı suç davasında suçlu olduğuna inanmıyorum. Gül dış ilişkilerden sorumlu Genel Başkan Yardımcısı idi ve para işlerinden sorumlu olan dahi beraat etmişti.
Ancak yargılanmaktan endişesi olmadığını söylemesini çok önemsiyorum.

Erdoğan ve Arınç ne diyecek?
Bu tartışma aslında 2006-2007 dönemindeki cumhurbaşkanlığı seçim sürecinde de açılmıştı. Başbakan Tayyip Erdoğan’ın adaylığı konuşulurken, MHP lideri Devlet Bahçeli, Erdoğan hakkında İstanbul Belediye Başkanlığı döneminden kalma iki yargılamayı gündeme getirmişti. Bunlar da yüz kızartıcı kapsama giren suçlamalardı ve yargı süreci Erdoğan’ın milletvekili seçilmesiyle birlikte siyasi dokunulmazlık kapsamında dondurulmuştu.
Hatta siyasi kuliste Erdoğan’ın Cumhurbaşkanlığına aday olmak istememesinin nedenlerinden biri olarak Cumhurbaşkanı seçilip milletvekili dokulmazlığı düştüğünde, Cumhurbaşkanı olarak o iki davadan yargılanmaya devam etmesi ihtimali öne sürülmüştü. Geriye doğru niyet okuyuculuğu yapmamız mümkün değil, doğru da olmaz. Ancak ileriye doğru ihtimal hesabı yapabilir ve şu soruyu sorabiliriz:
- Yargıtay, Sincan’ı onaylar, Gül de gidip ifade verirse, bu ilerde Erdoğan’ın muhtemel cumhurbaşkanlığı açısından örnek oluşturur mu?
Oluşturursa, bu durum Erdoğan’ın eğer varsa Gül’den sonra Cumhurbaşkanı olma hedefini olumsuz yönde etkilemez mi?
Dokunulmazlık konusuna gelince, Gül’ün dokunulmazlığının kaldırılması talebi önündeki engel, bizzat AK Parti’nin politikasıydı. O dönem AK Parti sözcüleri, CHP lideri Deniz Baykal’ın ‘Önce siyasi dokunulmazlıklar’ demesini gerekçe gösterip, bürokrasi ve yargıdaki dokunulmazlıklara haklı olarak dikkat çekiyorlardı.
Oysa Baykal, CHP’nin yeni politikasını ‘Gelin siyasetçinin de yargıçın da, askerin de, bürokratın da dokunulmazlığına dokunalım’ olarak değiştirdi.
Gül acaba buna mı dikkat çekiyor.
Peki AK Parti’nin Erdoğan ve Gül ile birlikte üç kurucusundan, üç ağır topundan biri olan Bülent Arınç bu işe ne diyor? Dokunulmazlıkların 2011 seçimlerine giderken AK Parti’ya giderek daha fazla ağırlık yüklediğini, üstelik yanlış anlamalara neden olup, yeniden düzenlenmesi gerektiğini düşünüyor mu?
Görülebileceği gibi, Sincan mahkemesi kararı ve ardından Gül’ün dünkü sözleri siyasette yeni bir hareketlenme vadediyor. BU hareketlenme sonucu AK Parti Anayasa değişikliği önerilerine AB’nin de talep ettiği dokunulmazlıkları ekler mi dersiniz?