Gül'ün kararı

Dışişleri Bakanı Abdullah Gül, AK Parti'nin yürüttüğü etkin seçim kampanyasının en önemli unsuruydu.

Dışişleri Bakanı Abdullah Gül, AK Parti'nin yürüttüğü etkin seçim kampanyasının en önemli unsuruydu. Gül'ün cumhurbaşkanı seçilemeyişi ve bunun nedenleri, seçim kampanyasının asıl teması oldu. Başbakan Tayyip Erdoğan zaten icracı bakanlıklarının özellikle sağlık, bayındırlık, ulaştırma ve enerji bakanlıklarının sosyal adalet yönü yüksek yatırım programına güveniyordu. Gül'ün 11. cumhurbaşkanı seçilmesi girişimini kesintiye uğatan süreç, hükümete verilen destekte tanık olduğumuz sıçramaya neden oldu.
Erdoğan'ın seçim sonrası yaptığı iki konuşma ve bir davranış, hem siyasi, hem diplomatik ortam üzerinde yatıştırıcı etki yaptı.
Bunun etkilerini örneğin yalnızca CHP lideri Deniz Baykal'ın dünkü basın toplantısında değil, Ankara'da konuştuğum yabancı büyükelçilerin muhtemelen merkezlerine gönderdikleri kriptolara da yansıyan gözlemlerinden de anlamak mümkün.
Erdoğan'ın bu iki konuşması, seçim gecesi AK Parti Genel Merkezi'nde yaptığı konuşma ve önceki gün şekil gereği hükümetin istifasını sunmak için Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer'e çıkışının ardından basına yaptığı açıklamadır. Başbakan bu konuşmalarında elde ettiği önemli seçim başarısının tadını çıkarmaya çalışan değil, rakiplerine ılımlı yaklaşan ve yeni bir sayfa açtığını vurgulayan bir yaklaşım sergilemiştir.
Bu yönüyle milletvekili aday listelerini hazırlarken yaptığı tercihlerin yalnızca bir vitrin düzenlemesinden ibaret olmayabileceği, AK Parti'yi gerçekten Milli Görüş çizgisinden, danışmanı Yalçın Akdoğan'ın icadı olan 'muhafazakâr demokrat' bir yapının inşaatına taşımayı hedeflediği izlenimi vermiştir. Bu izlenim, örneğin seçim kampanyalarında söz verdiği daha özgürlükçü ve sade bir Anayasa reformu (ki dokunulmazlıklar hâlâ bir samimiyet testi olarak ortadadır), başta olmak üzere içeride ve dışarıda uygulamalarla güçlenecek ya da yalnıza izlenim olarak kalacak, gerçeğe dönüşmeyecek.
Bu adımların atılması ve bir an önce atılmaya başlanması, şu an hükümetin ve Türkiye'nin önündeki en ciddi siyasi sorun olan cumhurbaşkanı seçiminin başarıyla aradan çıkarılmasına da bağlıdır. Konuştuğum yabancı diplomatlar da, yatırımcılar da, 11.cumhurbaşkanının sorunsuz seçilmesi durumunda, Türkiye'nin gerçek sorunlarıyla uğraşması önünde engel kalmayacağını urguluyorlar.
11.cumhurbaşkanı, önümüzdeki hafta oluşması beklenen yeni Meclis tarafından sorunsuzca seçilebilecek mi?
DTP sözcüleri, AK Parti'nin cumhurbaşkanı seçim oturumu için gereken 367 sayısını bulmasında yardımcı olacaklarını açıkladılar.
BBP lideri Muhsin Yazıcıoğlu'ndan ve büyük ihtimal eski Başbakan Mesut Yılmaz'dan da bu doğrultuda engel beklenmiyor. Ancak Erdoğan, ilk aşamada seçilemeyişi bu kadar soruna yol açan 11.cumhurbaşkanının böyle bir destek tablosuyla seçilmesine razı olacak mı? Muhtemelen olmayacak ve eğer söylediği gibi bu Meclis'te yürütülecek diyalog yoluyla seçilecekse, yeni cumhurbaşkanının daha geniş ve daha az eleştiriye neden olacak bir mutabakat ile seçilmesini isteyecek.
22 Temmuz'da ortaya çıkan destek tablosuyla, cumhurbaşkanı seçilememesi halinde gidilecek bir erken seçimi MHP lideri Devlet Bahçeli ve CHP lideri Deniz Baykal'dan çok Başbakan Erdoğan'ın göze alabileceği açık. MHP bu noktada AK Parti için CHP'den daha yakın bir müttefik olabilir. Ama bu mutabakatın zorlamaya gerek kalmadan ve CHP'nin katılımıyla sağlanması da mümkün görünüyor.
Yazının başında söz ettiğimiz Erdoğan'ın liderleri arayıp yeni sayfa açma isteğini dile getirme konuşması yapma jesti bunu gösteriyor. Baykal'ın seçim öncesi 'AK Partili olmaz' şartı da, seçim tablosu sonasında gözden geçirilebilir duruyor. Ama bu aday Gül olur mu?
AK Parti'nin ve Erdoğan'ın oy gücü, gelinen noktada gerekirse yeni bir seçimi göze alıp Gül'ü seçtirmeye yetebilir. Ya da Gül'ün halk tarafından seçilecek 12.cumhurbaşkanı olması seçeneği üzerinde durulup, ortaya çıkarılacak geniş uzlaşma atmosferi içinde Anayasal reformlar hızlandırılabilir.
Bu noktada, cumhurbaşkanı adaylığına toplumun geniş kesimlerinde sempatiyle bakılan Dışişleri Bakanı Gül'ün kararı bu aşamada kilit önem taşıyor.