Gül'ün mesajları yerine ulaştı mı?

Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ün ilkyurt içi gezisini, sıcağı sıcağına Güneydoğu'ya yapması kamuoyunda yankı buldu.

Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ün ilkyurt içi gezisini, sıcağı sıcağına Güneydoğu'ya yapması kamuoyunda yankı buldu. Gül, daha önce Turgut Özal ve Süleyman Demirel'in de yaptığı gibi halkın arasında karışan, halkın dokunup konuşabildiği cumhurbaşkanı modelini takip ediyor.
Yaptığı 'ilk' değildi, ama birkaç açıdan önemliydi. Öncelikle, Gül daha birkaç hafta önce bölge halkının karşısına Başbakan Tayyip Erdoğan ile birlikte AK Parti için oy isteyen bir partili olarak çıkmıştı. DTP Grup Başkanı Ahmet Türk'ün de kabul ettiği gibi, AK Parti'nin bölgede tahminlerin üzerinde oy almasında Gül'ün cumhurbaşkanlığının engellenişinin doğurduğu mağduriyet paylaşımının payı vardı.
İkincisi, Özal da, Demirel de bölgeyi ilk ziyaret programlarına almışlar ve o dönem açılım olarak görülen vaatlerde bulunmuşlardı. Uluslararası gelişmeler (Irak'ta bitmek bilmeyen savaşlar gibi) ve iç gelişmeler bu vaatlerin yerine getirilmesine pek izin vermedi. Gül, böyle 'açılım' olarak nitelenebilecek bir konuşma yapmaktan kaçındı.
Ama belki tutma imkânının şu an görünmediği bir söz verip kendi ifadesi ile bu 'yeni dönemin' itibarının baştan zedelenmesine izin vermeyecek başka bir şey yaptı: Gittiği her yerde normalleşme ve normalleşmenin koşullarından söz etti. Belki biraz da bu nedenle bölge genelinde hoş karşılandı.
Askerle yaşanan bir gerilim sürecinde cumhurbaşkanı seçilen Gül'ün Güneydoğu gezisinden asıl meramının iki mesajı adreslerine elden teslim etmek olduğu söylenebilir. Bunlar:
1- Askere, 'Terörle demokrasi ve insan hakları sınırları içinde mücadelenizde arkanızdayız' ve 2- Bölge halkına 'Terör yöntemlerini dışlarsanız, daha rahat kucaklaşır, sorunları birlikte aşarız' mesajlarıdır. Burada, cumhurbaşkanı başyaverinin pek alışık olunmadık şekilde günlük üniforma yerine muharebe üniforması giymiş olmasına derin anlamlar yüklemek yerine, askerin bu temastan tatmin ve memnun olup olmadığına bakmak daha yerinde olacak. Bunun işaretlerini aldığımız ölçüde, o mesajın yerine ulaştığından emin olabiliriz.
Diğer tarafta iş daha zor. Cumhurbaşkanı'nın Güneydoğu'da kucaklaşma mesajları verdiği gün, ülkenin başkentinde 300 kilo bomba neyse ki Ankara Emniyeti sayesinde patlatılmadan bulundu. Önce El Kaide'den kuşku duyulurken, şimdi PKK bağlantılı bir örgütten söz ediliyor, PKK da bunu yalanlamıyor. PKK ile aynı tabanı paylaşan DTP üyeleri ise, kendilerine sorulmasa da, her fırsatta PKK'yı kınamayacaklarını söylüyorlar. Bir yandan da Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından belki de kapatmayla sonuçlanabilecek bir soruşturma başlatılıyor haklarında.
Ancak iş zor olsa da, peşini bırakmamak lazım. Gül'ün yaptığı bu anlamda olumlu bir başlangıç sayılmalı ve devamına bakılmalı.

* * * * *
Konya'da cuma alışverişi
Bir yakınımız ramazandan önceki cuma Konya'da idi. Bir ayağı akrabalık bağları nedeniyle Konya'da olduğu için şehrin yabancısı olmayan yakınımın bu kez yadırgatan bir gözlemi olmuş.
Öğle saatlerinde bir mağazaya kumaş almaya girmiş. Erkek tezgahtarların hepsi cuma namazında olduğu için genç bir hanım tezgâhtar varmış yalnızca. Kumaşı almış kestirmiş, sıra ödemeye gelince, tezgahtar 'Alamam' demiş. Nedeni, tezgâhtarın cuma namazı kılınırken para almanın günah olduğuna inanması, mağaza sahibi tarafından da öyle tembihlenmiş olmasıymış. Tezgâhtar, 'İsterseniz sonra gelip ödersiniz' demiş. Sonunda yakınım, tezgâhtarın karşı çıkması ve elini sürmeyeceğini söylemesine karşın, kumaşın bedelini tezgâhın üzerine bırakıp çıkmış.
Ülkede ticaret özgür. İsteyen işyerini, ruhsatına bağlı olarak istediği saatte açıp kapatır. Nitekim o gün Konya'da pek çok işyeri cuma saatinde kapalıymış. Ama dikkat çekmek istediğim nokta başka: Bağnazlığın yayılması için mutlaka o konuda yasa ve kurala gerek olmadığı, sosyal baskının kendi işini daha etkin yoldan halledebileceği. Bu anlayış yaygınlaşırsa, yakında Konya ya da başka yerlerde cuma saati işyerini açmak ve alışveriş yapmak isteyenler, kendilerini böyle bir baskı altında bulmak yerine, dükkân açmamayı, alışveriş yapmamayı tercih eder hale gelir mi?