Hani CHP Enternasyonal'den atılıyordu?

CHP'yi atacak, AK Parti'yi alacak denilen Sosyalist Enternasyonal, İstanbul'da Gezi Parkı ve Ortadoğu gündemiyle toplandı.

akın zamana dek, belki Gezi Parkı’na dek AK Parti’nin CHP’ye karşı kullandığı en önemli hitabet kozlarından birisi, Sosyalist Enternasyonal’in CHP’yi atacağı ve yerine AK Parti’ye teklif getireceği idi... Bu söyleme göre AK Parti özgürlükçü siyasette CHP’ye fark atıyor, sosyal demokrat ilkelere ulusalcılık damarı kabarmış CHP’den daha yakın duruyordu. Bu yüzden özel görüşmelerinde Avrupalı sosyalist, sosyal demokrat siyasetçiler AK Partili vekillere “Keşke CHP yerine siz bizim üyemiz olsanız” diyorlardı.

Sosyalist Enternasyonal’in, hangi Avrupalı siyasetçinin CHP’nin atılması başvurusunu alıp işleme koyduğu bugüne dek kesinlik kazanmadı ama Sosyalist Enternasyonal bu yılki konsey toplantısını CHP’nin ev sahipliğinde İstanbul’da düzenledi. Ve toplantılarda AK Parti’nin Türkiye’de sosyal demokrasiye, özgürlüklere CHP’den daha yakın olduğunu söyleyen olmaması bir yana, açılış oturumu tamamen Gezi Parkı protestolarına ayrılmıştı.

Öte yandan CHP’nin belli bir dönem Enternasyonal’de sıkıntılar yaşadığı, atılma teklifi, uyarı noktasına gelmemiş olsa da bir gerçek. Ancak özellikle son on yılda CHP’nin belki seçim sandığında değil, ama kendi içinde kaydettiği mesafe, uluslararası zeminde hem kendi görünümünü hem de Türkiye’nin görünümünü yükseltici yönde.

Aslında Gezi Parkı’ndan önce başlayan bir süreçten söz edebiliriz. Deniz Baykal’ın askeri darbelere karşı Kemal Kılıçdaroğlu’ndan daha az demeci yoktu. Ama Baykal dönemi CHP’sinin sivilleşme ve özgürlükler konusunda bir türlü aşılamayan bir algı sorunu vardı ve siyasette algı, gerçeklikten daha önemliydi. Kılıçdaroğlu askerin siyasetten uzak durması gereğinden başörtüsü serbestisine, basın özgürlüğünden dış politikada (Enternasyonal’in askeri müdahalelere karşı duruşuna paralel) daha net çizgiler çekmeye çalıştı.

Yine de Enternasyonal’in CHP’nin ev sahipliğinde yaptığı bu ilk toplantıda dönüm noktası Gezi Parkı protestoları oldu. (Konsey daha önce 1991’de de İstanbul’da toplanmıştı, ama o zaman Türkiye’den üyesi, insan hakları ve demokratikleşmeyi öne çıkaran Erdal İnönü’nün SHP’si idi.) Doğrusu CHP Gezi Parkı sürecinde önder bir rol üstlenmedi. Aslında mayıs sonu-temmuz başında üç hafta boyunca Türkiye’yi sarsan ve bütün dünyada yankı bulan Gezi protestoları, siyasi olmaktan çok sosyal bir hareketti. (CHP dünkü sunumlarda işi üstlenmeye kalkmadı, kendisini ‘devrimci Müslüman’ olarak tanımlayan İhsan Eliaçık dahil çoğu Gezi aktörü oradaydı.)

Gezi, siyasi bir hareket değil, çoğu laik-modernist hayat tarzını benimseyen eğitimli orta sınıfın muhafazakâr AK Parti iktidarına “Biz de buradayız, bizi yok sayamazsınız” diyen sosyal patlayışıydı. Zaten dış dünyada da bu yönüyle yankı buldu; Türkiye toplumunun tek bir kalıba sığdırılamayacak çeşitliliği, dipten gelen canlı bir muhalefet dalgasının varlığı açığa çıkmış oldu. CHP’nin bunu kendi lehine çevirip çeviremeyeceği ayrı bir konu, ama Enternasyonal’in dikkatini çeken de işte bu canlılık oldu. Eylül ayında New York’ta BM Genel Kurulu çerçevesinde yapılan toplantılarda İstanbul kararı böylece alındı.

Dünkü toplantılara katılan Enternasyonal Genel Sekreteri, Gezi protestolarının Türkiye’de iktidarın gündemi dışında gündemlerin de bulunduğunu herkese gösterdiğini söylüyor. Kılıçdaroğlu ise CHP’nin dünyaya Türkiye’nin sadece AK Parti’den ibaret olmadığını göstermek zorunda olduğunu. Bunun yolu da dış dünyada itibar kazanmanın yanı sıra ondan daha önce seçim başarılarından geçiyor. Giderek muhafazakârlaşan bir toplumda, CHP de hak ve özgürlükler çizgisini güçlendirerek Türkiye’nin genç ve dinamik nüfusunu cezbedecek yeni bir siyaset hattı üretmek zorunda.