Haydi bu defa olsun

Bu defa o kadar karamsar olmamamızın en büyük sebebi, hükümetin büyük bir risk alarak BDP'lilerin Öcalan ile görüşmesine izin vermesi.

Peşinen söylemek gerekir ki, Başbakan Tayyip Erdoğan’ın BDP’li vekillere PKK lideri Abdullah Öcalan ile görüşme izni verdirmiş olması, Türkiye’nin kronikleşmiş Kürt meselesinde oyunun kurallarını değiştirecek önemde ve olumlu yönde atılmış bir adımdır.

Adalet Bakanı Sadullah Ergin’in milletvekillerinin talebini karşılamaya, yaşanmakta olan diyalog sürecine katkı maksadıyla karar verdiklerini söylemesi bile bunun kanıtıdır. Yoksa yasalara göre Öcalan durumundaki bir mahkumun ailesi ve avukatları dışında kimseyle görüştürülmesi sözkonusu değildir; daha geçenlerde Erdoğan ailesinden başka kimsenin görüşemeyeceğini söylemiştir. Ergin’in yasaları esnetme pahasına bu izni verirken Erdoğan adına verdiği aşikardır.

Seçilen heyet ilginçtir. Ahmet Türk, üzerindeki yasak nedeniyle kağıt üzerinde BDP’li olmasa da Türkiye’de Kürt siyasetinin gazileri arasında sayılan, etkisi Suriye ve Irak Kürtleri, arasında da yayılan bir isimdir. Onun neredeyse kızı yaşındaki Ayla Akat Ata ise, PKK ve eylemlerinin baskın geldiği atmosferde yetişmiş, daha yeni kuşak Kürt kökenli siyasetçilerden. Önemli bir özelliği de, aynı zamanda Meclis Anayasa Uzlaşma Komisyonu üyesi olması. Yani küçük ama aynı anda pek çok noktaya değebilen bir heyet 3 Ocak’ta İmralı’da Öcalan ile görüşen.

Bu görüşmenin öncesinde MİT Müsteşarı Hakan Fidan tarafından yürütülen bir dizi görüşme vardır. Yeni Şafak’ta Abdülkadir Selvi bu görüşmelerden birinin 16 Aralık 2012’de olduğunu, Radikal’de Eyüp Can Sağlık ise bir görüşmenin iki gün devam ettiğini, yani fiilen Fidan’ın İmralı’da gecelediğini kayda geçmişlerdir. Bu dizinin hemen öncesinde Öcalan’ın kardeşi, Mehmet ile görüştürülerek, hapishane koşulları üzerine üretilen iddialar ve ona dayandırılan eylemlerin kesilmesi bulunmaktadır.

Bütün bu süreçte Başbakan Erdoğan tarafından alabildiğine itibarsızlaştırılmaya çalışılan BDP ise, İmralı görüşmesiyle önünde büyük bir fırsatın doğduğunun nfarkında görünmektedir. Bu bakımdan İmralı görüşmesi, BDP’nin aslında baştan beri oynaması gereken rol için geç de olsa iyi değerlendirilebilecek bir şans, aslında Türkiye’nin Kürt sorununda toplumsal barışa doğru bir adımın atılması şansını doğurmuştur.

Nitekim, BDP’nin iki eş-başkanı ilki koldan Öcalan’ın ve hükümetin mesajlarını – lafı eğip bükmeden söyleyelim- PKK’ya anlatmak üzere işe koyulmuşlardır. Selahattin Demirtaş Diyarbakır’da, Gültan Kışanak Brüksel’de kolları sıvamıştır. Çünkü daha ilk günden PKK bünyesinden üst düzeyde rahatsızlık ifadeleri gelmeye başlamıştır. Brüksel’de KCK yönetiminde bulunan Zübeyir Aydar’ın Öcalan ile görüşmenin yetmeyeceği, kendileriyle de görüşülmesi gerektiğini söylemesi dikkat çekicidir. Kendisi de Meclis’in eski bir üyesi olan Aydar çökmüş bulunan Oslo görüşmelerinde MİT ile PKK adına masaya oturan üç kişiden biridir. Keza Kandil’de halen PKK’nın fiili liderliğini yürüten Murat Karayılan da, silah bırakma odaklı görüşmenin yetmeyeceği, Anayasa ile tanınmış siyasi hakların hedeflenmesi gerektiğini söylemiştir.

Karayılan ile Başbakan’ın Kürt ve güvenlik işlerinde danışmanı Yalçın Akdoğan’ın ortaklaşa söylediği ise, şimdiki adımın silah bırakmadan da önce, PKK’nın silahlı militanlarını Türkiye dışına çıkarması olduğudur. Türkiye daha önce de benzeri bir süreçten geçerken, çekilen PKK’lıların yol boyunca öldürülmesinin süreci baltaladığı unutulmamalıdır.

Bu defa o kadar karamsar olmamamızın en büyük sebebi, hükümetin büyük bir risk alarak BDP’lilerin Öcalan ile görüşmesine izin vermesi, keza BDP’lilerin büyük bir risk alarak PKK’yı ikna diplomasisine dahil olarak ellerini taşın altına koymalarıdır. Karamsarlığı azaltan bir neden de Kemal Kılıçdaroğlu’nun silahların bırakılıp şiddetin son bulmasıyla sonuçlanacaksa PKK ile diyaloga karşı çıkmamış olmasıdır. CHP’nin bu temkinli ve dolaylı desteği de olumludur.

Kürt meselesindeki bu hızlanmanın, Anayasa yazım sürecinde partilerin hızlanmaya karar vermesiyle eş zamanlı olması, önümüzdeki günlerde daha ilginç gelişmelere işaret ediyor olabilir.