scorecardresearch.com

Hayrünnisa Gül: Asıl intifadayı ben başlatacağım!

Cumhurbaşkanı Gül tepkisini perdeliyor, eşi ise "Bizi en çok üzen dindar Müslüman camiadan yapılan saldırılar oldu" diyor.

Abdullah Gül Cumhurbaşkanlığından kırgın ayrılıyor. 

19 Ağustos 2014 akşamı Çankaya Köşkü’nde verdiği veda resminde bunu gayet dolaylı olarak şöyle ifade etti, gazetelerde okudunuz: 

“Bir taraftan benim cumhurbaşkanı olma sürecimde ‘Aman bu adam cumhurbaşkanı olmasın’ diyenlerin, şimdi parti kurdurması, başka cephelere çekmesi; onu gördüm. Bir taraftan da bizim cenahtan yapılan epeyce, doğrusu saygısızlıkları da gördüm bu son süreç içinde.”

Bu iki cümle iyi tahlil edilmeli. İlk cümle, adeta Gül’ün nezaketi elden bırakmama ve siyasi ahde vefa gayreti içinde ikinci ve asıl cümleye dayanak olsun diye söylenmiş izlenimi veriyor. 
Çünkü ilk cümlenin muhatapları zaten kendisinin de söylediği gibi 2007’deki seçilmesi sürecinden bu yana siyaseten onun yanında olmayan çevreler. Bugün belki fırsatçı çizgiye kaymalarını da Gül “doğal” karşılıyor.
Ama ikinci cümlede, Gül’ü asıl “dostun attığı gülün” yaraladığını okuyabiliyoruz, Pir Sultan Abdal’ın dediği gibi; “Bizim cenahtan yapılan saygısızlıklar” ifadesini başka türlü okumak mümkün değil.
Gül’ün vurguladığı, “Bu son süreç içinde”, yakın mesai arkadaşları da, Ekonomi Baş Danışmanı Ahmet Ertürk’ten, Basın Baş danışmanı Ahmet Sever’e kadar Gül’ün “cenahı” tarafından adeta hedefe kondu. Gül dün onlara sahip çıkarken de sitemkârdı: “Çevremdeki herkes nihayet görevini yapıyordu. Profesyonelce işlerini yaptılar. Bazı şeyler atfettiler, aslı astarı olmadığı halde…”

'BİZİM CENAHA YENİ GİRENLER…'

Gül’ün kendi cenahına ki bununla “programını hazırladığı” AK Parti cenahını ima ediyordu, başka sitemleri de oldu: “Bizim cenaha yeni giren veya geçmişi çok iyi bilmeyenler bu konuda ancak günlük konuşurlar. Onlara da söyleyeceğim, demin söylediğim kadarını söyleyeyim, yani saygısızlıklarını hatırlatmış olayım ve o kadarla geçeyim.” 

Hayrunnisa Gül'den Selvi'ye: Elinizi sıkmak istemiyorum


Kurucusu olduğu AK Parti’ye dönüşü konusunda sorular gelince, Dışişleri Bakanı olduğu dönemde son Osmanlı şehzadesi Ertuğrul Bey’le olan bir hatırasını anlattı. Ona neden Türk pasaportu için başvurmadığını sorunca, “Almak için müracaat etmek ve Türk olduğunu söylemek gerekiyor. Ben hepinizden daha çok Türküm” demişti. Ertuğrul Osmanoğlu, Türk olduğunu soru üzerine söylemek zorunda kalmayı kendisine yedirememişti; Gül de şimdi AK Parti’ye üyeliğini sorgulayanlara adeta, “Hepinizden çok AK Partiliyim” demek istiyordu.
Gül, kırgınlığı ile “davasını” birbirinden ayırmaya gayret ediyordu. Mesela seçilmiş-Cumhurbaşkanı ve Başbakan Tayyip Erdoğan’ın 21 Ağustos’ta açıklaması beklenen AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan tercihi olan Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu’nun ismini resmen zikreden ilk ağız Gül oldu. Hem de, “Siyasete ve devlet hayatına kazandıran benim” diye övünç payı çıkararak.
Ama partiye dönüş ve oradan gelen 28 Ağustos sonrasına dair sorular, Gül’ü de germeye başlamıştı. Bunu fark eden Ahmet Sever’in uyarısı ile soru-cevap faslı bitti, toplu hatıra fotoğrafı çekilmesi için gazeteciler Gül çiftinin etrafında dizilmeye başladı.
Gül’ün dolaylı cümlelerle bastırmaya çalıştığı gerilim, fotoğraf çekiminin hemen ardından açığa çıktı.

HAYRUNNİSA HANIM'IN TEPKİSİ
Hayrünnisa Gül, veda için sıraya giren gazeteciler arasındaki Yeni Şafak gazetesi Ankara Temsilcisi Abdülkadir Selvi’ye “Sizinle tokalaşmak istemiyorum, size çok kırgınım” dedi. Bu tepki ortamı buza kesti.
Hayrünnisa Hanım daha sonra gazeteci çemberinden dışarı çıkmak için hamle yaptığında karşısına ATV Ankara temsilcisi Mehmet Akarca çıktı. Hayrünnisa Hanım ona da, “Hep akıl veriyordunuz. Şimdi de bir akıl verin. Bakıyorum fotoğrafta herkesle birliktesiniz” tepkisini gösterdi.
Bayan Gül daha sonra o gruptan koparak eşini beklemeye başladı. Ama aile dostları ve AK Parti milletvekili Nursuna Memecan, Sever ve benim bulunduğum daha küçük bir grupla sohbetinde tepkisinin fevri değil derin olduğu görülüyordu.
Aslında o anda yazılmamak üzere sohbet çerçevesinde geçen ve bir kısmını bazı meslektaşların da duyup 20 Ağustos gazetelerinde yer verdiği sözlerinin tamamını, daha sonra yazma izni aldığım için aktarıyorum: 

• Bizi çok üzdüler. Şimdi fotoğrafta yer almak için yarışıyorlar. İnsan kendisine zor hâkim oluyor. Bizi hiçbir şey görmüyor, bilmiyor, farkında değiliz mi sanıyorlar? Her şeyin farkındayız. Abdullah Bey kibarlığından bir şey söylemiyor. Kendisine çok yanlışlıklar, çok saygısızlıklar yapıldı. Bazı günler ben okuyup üzülmeyeyim diye gazeteleri önümden alıyordu. Ben girip hakkında yazılanları okumayayım diye interneti kapattığı zaman oldu. 

• Bir turnusol döneminden geçiyoruz. Herkesin ne olduğu ortaya çıkıyor. Neler yazıldığını gördük! Neler söylendiğini gördük! Bizi en çok üzen de özellikle son yılımızda bizim camiadan, dindar Müslüman camiadan yapılan saldırılar oldu. Bu süreçte bazı yaşadıklarımızı, 28 Şubat döneminde benim başörtümün tartışıldığı günlerde bile bu kadarını görmedik. 

• Bizi kaç yıldır tanıyorsunuz; çizgimizde bir değişiklik oldu mu? Hayır. Bir de etrafımızdakilerin geçirdiği değişime bakın. Neler yazılıyor, söyleniyor, insan inanamıyor. Ben her şeyi biliyorum. Şimdi ben de susuyorum, ama fazla susmayacağım; asıl intifadayı ben başlatacağım. 

Fazla uzatmaya gerek yok; intifada sözü zaten hissiyatı açıklıyor. Gülleri dostun attığı güller (ki bazıları gülden çok taş sayılabilir) yaralamış ve yeni kurulan gül bahçesi de dikensiz olacağa pek benzemiyor. İzleyip göreceğiz.

http://www.radikal.com.tr/1207895120789512

YORUMLAR
(12 Yorum Yapıldı)
Tüm Yorumları Gör

Önem sırası - user753043

Murat bey önemli bir haberciliğe imza attınız, teşekkürler, ancak daha ses getirecek açıklamalar istiyorsanız emniyet amiri Ömer Köse nin annesinin açıklamalarını da bu köşeye taşıyabilirsiniz

Her daim mağdur muhafazakar - only truth

Ben bu köktendincileri anlamıyorum, her daim mağdurlar. Artık türkiyede gelebileceği en üst noktaya gelmiş, devletin tüm imkanları elinde, hala mağdur edebiyatı yapıyor. Hukuksuz bir ülke yarattınız iktidarınız boyunca. Şimdi sizinde ona ihtiyacınız olduğunu farkettiniz. Bizimkiler diye kayırdığınız dindarlar, dönüp sizi arkadan vurdu. Halbuki ayırım yapmayacaktınız, dindar olmayanlarında cumhurbaşkanı olacaktınız. Siz ikiyüzlü dindarların arasındaki çıkar çekişmesinden artık tiksiniyoruz.

Bu iki insan,Abdullah-Hayrünisa Gül'ün ve diğerlerinin anlamadıkları. - Kayzer1420

'Önceden neden sesiniz çıkmadı,insanlar öldürülürken,hayatını kaybeden insanları Abdulkadir Selvi'nin gazetesi terörist ilan ederken neden sesiniz çıkmadı?' diye herkes haklı olarak yakınıyor.İktidar sarhoşlu bunları görmeyi engelliyor da o yüzden ses çıkmıyor.AKP gibi ne tür insanların toplandığı bir parti olduğunu gösteren haber:Abdullah-Hayrünisa Gül olayları.AKP ile işi bitenin paçavra gibi sağa sola savrulmak buna denir.Kişisel olarak Abdullah Gül'ü her zaman AKP denen birine yakışmayan biri olarak görmüşümdür.Ama AKP'nin her gönderdiği kanunu-okuyup okumadığı bile şüpheli-anında onaylıyordu.'RTE saksı gibi Cumhurbaşkanı olmuyacağım' derken seni kastediyordu.Düşün bir kere adamların işlerini gördün,ondan sonra paçavra gibi bir kenara atıldın.AKP'de iktidar sarhoşluğu buna denir.Belki biraz düşünsen başına bunların geleceğini anlardın.Ama dedim de iktidar sarhoşluğu işte.Neyse artık uyandın.Eğer karekterli biri isen AKP'den uzak durusun.Yok eğer bunlarla yola devam edersen,bir sonraki düşüşün muhteşem olur!

Yazık - rafine vatandaş

Hanımefendi üzülmüş... Hanımefendi, kocanız cumhuriyet tarihinin en çok iş yapan noteri olarak doğru - yanlış, adil - adaletsiz demeden ne gelirse onaylarken bu ülke için üzülmediniz, oğlu öldürülen analar meydanlarda yuhalanırken üzülmediniz, onca asker hukuksuz şekilde hapisanelerde can verirken üzülmediniz, açılım diyerek ülye böldüler üzülmediniz de şimdi mi üzülesiniz tuttu? Yazık ki ne yazık.

EYÜP CAN BEY BENİ HATIRLAR MI BİLMEM? EDİTÖRLER BUNU YAYINLAR MI BİLMEM? - user737686

Dökülüyorsunuz. Gerçek zihniyetinizi döküyor, dökülüyorsunuz. Herşey kişisel menfaatler makamlar için ve ülkenin menfaatleri için kılınızı kıpırdatmıyorsunuz. Cumhuriyetin çivilerini söktünüz, kaideyi oynattınız ve temelleri çatlattınız. Bir dip yapacağız, sonrasına bakacağız.... Hayrünisa Hanım "intifada" başlatacakmış... Pehhh.............. Eyüp Can Bey size 2010'da bir tepki mektubu göndermiştim. O yazıda anayasa değişikliği konusundaki tehditleri de göstermek suretiyle RTE'yi cesaretlendiren "yine dene yine yenil dene dene" başlıklı yazınızı sert bir şekilde ama nezaketimi bozmadan eleştirmiştim. Hani Ankara'da yaşayan o avukatım ben. Ne oldu görüyor musunuz? Londra'dan nasıl görünüyor memleket? Var mı bir düşünceniz? Nasıl yapalım da ülkeyi koruyalım. Efendim? Duyamadım...

dik duruşu mu? - aharasa

yahu hayrünisa hanım, bu medya bize çapulcu derken, maşa derken, terörist derken, polisin öldürdükleri için arkadaşları yaptı derken, ölen çocukların analarını, kendilerini aşağılarken, bir sürü yalan yazarken, hırsızlıklara montaj derken sesiniz çıksaydı şimdi bu dik duruşunuza saygı duyardım. ama sadece sizi pohpohlamadılar diye bu medyaya diklenirken ezilen yığınlara karşı kör olan medyayı eleştirmezseniz bana göre onlardan bir farkınız yoktur, hatta onların kendisisinizdir.

lafın içeriğine dikkat - user418289

dindar müslümanların söyledikleri en çok üzdü derken? bu laf bile içinde ayrımcılık barındırıyor. dindar olmayanların c.başkanı, first lady'si olmadınız mı siz? size asıl doğru yolu gösteren cenah eleştirilerini daha az umursadığınız cenah aslında. abdulkadir selvi gibi rüzgara göre şekil alan kişiler yerine hakikaten ülkesini düşünüp eleştirenlere şöyle bi kulak kabartsaydınız keşke. misal gezi olayları bir çığlıktı. çıkar gözetmeyen kişilerin çığlığı.