HDP Meclis dışında kalma riskini alabilecek mi?

HDP'nin adaletsiz yüzde 10 barajıyla hesaplaşmak istemesi cesaret işi, ama Meclis dışında kalması yalnızca kendisi için değil Türkiye'de demokrasinin gelişimi için de kayıp olur.

Selahattin Demirtaş HDP’nin 7 Haziran parlamento seçimlerine bağımsız milletvekilleri toplamı değil de, parti amblemi altında girme kararını çoktan açıkladı.

Bu yüzde 10 gibi adaletsiz bir seçim barajına meydan okuma anlamında cesur, ancak meclis dışında kalma ihtimali taşıdığı için de hayli riskli bir karar.

Demirtaş anketlerde yüzde 9,6 göründüklerini, biraz daha fazla çaba ve az oy oranlı sol partilerden daha fazla destekle yüzde 10’a ulaşıp aşabileceklerine inanıyor.

Karar geçtiğimiz haftalarda HDP yönetimine sunulan bir çalışma üzerine yapılan değerlendirmeler sonucu alınmış.

O çalışmanın bir örneği elimde.

Hesaplar BDP’nin 2011 parlamento seçimlerindeki yüzde 5,7, ya da 2014 yerel seçimlerinde BDP’li adayların aldığı yüzde 6,6’ya değil, 2014 cumhurbaşkanlığı seçimlerinde HDP’nin adayı olarak Demirtaş’ın aldığı yaklaşık yüzde 9,8 oy oranına göre yapılıyor.

Seçimlerde 53 milyona yakın seçmenden 45-46 milyonunun sandığa gideceği varsayılırsa, herhangi bir partinin yüzde 10 barajını geçmesi için 4.6 milyon oy gerekiyor.

HDP cumhurbaşkanlığı seçiminde Demirtaş’ın –bir kısmı şahsi cazibesiyle, hatta Ekmeleddin İhsanoğlu’na oy atmayıp, nasıl olsa kazanamayacak diye tepkisini Demirtaş’a atarak gösteren CHP’liler dahil- 10 Ağustos seçmeninden aldığı 3,9 milyon oyu, 7 Haziran’da alacağını varsayıyor.

Ve çalışma diyor ki, o 3,9 milyon üzerine 600 bin daha koyduk mu, işlem tamam.

Ve bu durumda, yani baraj aşıldığında halen 27 olan milletvekili sayısının (üç ayrı senaryoya karşılık gelecek şekilde) 57 ila 72 arasında olacağını hesaplıyor.

Tabii HDP’yi yüzde 10 barajıyla hesaplaşma kararına iten yalnızca bu rakamlar ve cesaret değil; PKK da arkadan itiyor.

Neticede HDP’li vekiller, milletvekili olmalarından kaynaklanan haklarıyla Başbakan Ahmet Davutoğlu hükümetiyle PKK arasındaki görüşmelerde önemli rol oynuyorlar; onların Meclis’teki varlığıyla İmralı’da mahpus PKK lideri Abdullah Öcalan ile, örgütün Kandil ve Brüksel merkezleriyle bağlantı kolaylaşıyor.

Yasadışı PKK’nın Merkez Komite üyelerinden Cemal Şerik, geçenlerde Özgür Gündem gazetesinde yer alan bir mülakatta, HDP’nin oy oranının hatta yüzde 15 olduğunu öne sürerek “geri dönmeyin” mesajı veriyor.

Benzeri sosyal taban üzerinde yükselmelerine karşın PKK’nın hesabının HDP’den belli noktalarda farklılaşması doğal; PKK’nın parlamenter mücadele dışında başka hesapları da var.

Bu hesaba HDP yüzde 10’u tutturamazsa “Madem Ankara’da bize yer yok, biz de Diyarbakır’da ayrı meclis kurarız” türünden çıkışların dahil olabileceğini, PKK’nın silahlı eylemlere bu durumu gerekçe yapıp yeniden başlayabileceğini de Ankara hesaplıyor.

KONDA araştırma şirketinin başındaki Bekir Ağırdır ise bir başka hesap yapmış www.t24.com.tr internet sitesinde 29 Ocak’ta yayınladığı “HDP ve Baraj” yazısında.

Ağırdır’a göre 53 milyon kayıtlı seçmenin 15 milyon kadarı Kürt ve Zaza kökenli, ancak mesela son yerel seçimde HDP’den çok AK Parti’ye oy vermişler. (Kürt seçmen içinde dikate değer olmasa da Zaza seçmen içinde CHP yüzde 20’yi geçiyor Ağırdır’a göre.)

Uzatmayayın, yazısını kendiniz de okursunuz, Ağırdır iki önemli iddiada bulunuyor.

Birincisi; diyor ki, HDP barajı aşsa dahi çıkarabileceği milletvekili sayısı normal olarak 30 bandında olan sandalyeden 5-6 fazla olabilir, daha çok değil.

İkincisi de; diyor ki, yüzde 10 barajını yakalamak için 8 büyük şehirdeki oy sayısını (ikiye değil) üçe katlaması lazım.

Yapamazsa ne olur?

HDP’liler diyor ki, “Bizim için Meclis’in içinde ya da dışında olmamız önemli değildir”.

Kimse kusura bakmasın, bu günümüz Türkiyesi'nde pek geçerli bir söylem değil. Ülkeyi kendi siyasetiniz doğrultusunda değiştirmek, ya da etkilemek istiyorsanız Meclis’te yer alacak, siyaseti yasal zeminde yapacaksınız.

HDP’nin Meclis dışında kalmasının iki ayrı sonucu daha mümkün.

Birincisi, HDP’nin oyları Meclis’e AK Parti vekilleri olarak yansıyabilir. Bu ihtimal en çok Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın güçlendirilmiş yarı-başkanlık sisteminin Anayasa değişikliği yoluyla kabulü değirmenine su taşıyacaktır.

İkincisi, HDP’nin Meclis’teki varlığı yalnızca PKK ile görüşmeler dolayımıyla kamu düzeni ve güvenlik iklimi açısından değil, aynı zamanda Türkiye’de hak ve özgürlüklerin ileri götürülmesi, demokrasinin gelişmesi açısından da önemli.

Bu durumun Ankara’daki batılı diplomatlar farkında. HDP hafta sonu öyle bir görüşme olmadı diye açıklama yaptı, ama deneyimli diplomasi gazetecisi Serkan Demirtaş Hürriyet Daily News’ta AB elçilerinin HDP’ye verdikleri yemekte Meclis dışı kalma ihtimalini önemli bir risk olarak HDP’lilere söylediklerini, onlara atfen yazdı.

Meclis dışında kaldığınız anda ABD’den AB’ye, Rusya’dan Irak’a bugün size açık olan kapıların o kadar kolay açılmayacağını da görebilirsiniz.

Meclis dışında kalmanın ne anlama geldiği gerçeğiyle yüzleşmek için 8 Haziran sabah geç olabilir.

HDP’nin kararı gözden geçirmek içinse hâlâ zamanı var.