Hem Nevruz, hem 1 Mayıs, her ikisi de

Baykal, tatil teklifi için Meclis tatile girmesine rağmen ?istenirse yapılır? diyor

Enis Berberoğlu dün MHP’li Agah Oktay Güner’in 12 Eylül’ün sıkıyönetim mahkemesinde ‘Kendi zindanda, fikirleri iktidarda bir hareketiz’ demesini hatırlatarak takıldı: Sen de ‘yazdıkları arşivde fikirleri muhalefette’ oldun.
Doğru, dedim, ama ben hükümet yapsın diye yazdım, muhalefet üstlendi.
Enis dünkü Hürriyet’in manşetinde yer alan CHP lideri Deniz Baykal’ın Nevruz ve 1 Mayıs’ın resmi tatil olması için yasa teklifi verme fikrini, daha 20 Şubat’taki Radikal’de ‘Nevruz ve
1 Mayıs bayram olarak kabul edilmeli’ başlığıyla yazmış olmamı hatırlatıyordu. Bu fikir aslında yıllardır dile getiriliyor, ama yapılması için somut bir adım atılmıyor.
Başbakan Tayyip Erdoğan hükümeti en son geçen sene 1 Mayıs’ı Emek Günü ilan etmiş ama bayram, yani resmi tatil ilan etmeye yanaşmamıştı. Hükümet Sözcüsü Cemil Çiçek bunu o birdeki işgücü kayıplarıyla açıklamaya çalışmıştı. Ancak her Şeker ve Kurban bayramının hafta sonlarıyla birleştirilip 10 güne kadar varan tatillere dönüştürüldüğü, turizmciler öyle istiyor diye Milli Eğitim Bakanlığı’nın okulların açılış tarihini değiştirdiği Türkiye’de ‘bir günlük işgücü kaybı’ ikna edici bir gerekçe olmadı.
Nevruz ve 1 Mayıs’ı resmi tatil ilan etmek, doğrusu açılım üzerine açılım yapan Erdoğan hükümetine yakışırdı. TRT-Şeş’ten Nâzım Hikmet’e vatandaşlık verilmesine (*) dek attığı adımları böylece devam ettirebilirdi. Tam seçim öncesi, seçimlere bir hafta-sekiz gün kala kutlanacak Nevruz’un özellikle DTP taraftarlarınca nasıl bir kavga gününe dönüştürülebileceği tahmin edilirken akılcı da olurdu. Olmadı. Belki Başbakan’ın başkasının aklına gelenleri fikir saymamasından, belki başka nedenden, ama olmadı.
CHP de (yine demek istemezdim, ama yine) son dakikada da olsa yıllardır toplumda kökleri olan bu talebi, ilk kez yasa teklifi haline getiren parti oldu. MHP ve DTP’den destek beyanları geldi. AK Parti ise biraz köşede kaldı bu defa. Aslında öncülük yapıp muhalefet kalelerine gol atabilecekleri bir fırsatı kaçırmış olmanın burukluğuyla önce ‘Seçim malzemesi’ dediler. Ama Türk-İş başta olmak üzere sendikaların hemen işin üzerine gitmeleri sonucu, Çalışma Bakanı Faruk Çelik akşam saalerinde 1 Mayıs’ın seçimlerin ardından hükümet gündemine alınacağını söyledi. Demek ki artık hükümetin bu işten kaçışı yok; 1 Mayıs seçim öncesi olmasa da seçim sonrası büyük ihtimalle resmi tatil ilan edilecek sayabiliriz. Şimdiden kutlu olsun.
Peki Nevruz ne olacak? CHP’nin teklifi Meclis tatilinden bir gün önce yapması, yasallaşması yönünden sıkıntı olmaz mı? Bu durum Erdoğan ve AK Parti aleyhine, özellikle Doğu ve Güneydoğu’da kullanılmaz mı?
Baykal dün Yalova mitingine gitmeden önce yaptığımız telefon konuşmasında “İstek ve iyi niyet varsa, hemen yapılabilir” diyordu; “Arkadaşlara talimatı verdim, diğer gruplarla temas kurulması için. Biz CHP grubu olarak her türlü kolaylığı sağlayacağız. Ben 1 Mayıs’ın bayram olmasını isteyenlerle, Nevruz’un bayram olmasını isteyenlerin bu konuda dayanışma içinde olmasını da arzu ederim. Toplumu bu iki önemli günü bir yük olarak görmekten, olaylı gün olarak görmekten de çıkarmamız lazım. Bu yapılabilir bir şey ve yapılması lazım. Biz bir adım attık. Hükümet de samimiyse, dediğim gibi iyi niyet varsa, Meclis’i birlikte çalıştırabiliriz.”
Doğrusu, hükümetin aslında yapabileceği bir şeyi yapmakta gecikmesi, muhalefetin ön almasını sağladı. Bence, Başbakan Erdoğan bu fikri kimin önerdiğine bakmadan hâlâ sahiplenebilir. Kimse onu bu yüzden kınamaz, hatta yüceltir.
Meclis’in kapalı olması da sorun sayılmamalı. 21 Mart bu sene nasıl olsa tatil gününe denk geliyor. Başbakan’ın meydanlarda vereceği ‘Seçimden hemen sonra’ sözü de, Nevruz’daki gösterilerde polisin tutumu için vereceği açık talimat da aynı ölçüde olumlu bir adım olacak algılanacaktır.
Eet,hem Nevruz, hem 1 Mayıs, ikisi de bayram olarak kabul edilmeli.
(*) Ailesinin Nâzım Hikmet’in mezarının Türkiye’ye getirilmesinden yana olmadığını okuduğuma çok memnun oldum. Adamcağızı doğduğu toprakta yaşatmayı bilemeyen bu ülkenin toprağında huzur içinde yatırmayı bileceğinin teminatı da yok. Hrant Dink’in katilinin gençlere neredeyse örnek gösterildiği, en hoşlandığımız film karakterinin Recep İvedik olduğu mevcut ortamda, Nâzım varsın Moskova’da yatmaya devam etsin. Onu uzaktan sevmeye devam edelim.