Herkes susacak, sadece Erdoğan mı konuşacak?

Fidan'ın istifasından Suriye işine, oradan Merkez Bankası'na kadar, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın kendi sözünün öne çıkmadığı gelişmelere sert tepki verdiği gözleniyor.

Ahmet Davutoğlu, Türkiye Cumhuriyeti’nin Başbakanı.

İşbaşına geldiğinden beri ilk defa böyle öne çıktı ya Suriye operasyonu işinde…

Ak Saray ertesi gün Suriye operasyonunun “sevk ve idaresinin” Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’da olduğunu duyurdu; devlet dümeninde kimin olduğu konusunda tereddüt yaşanmamalıydı.

Zaten Hakan Fidan’ın MİT Müsteşarlığı'ndan istifasını kendi isteği hilafına olduğunu açıklamak zorunda kaldığında, sözüne söz söylenmez imajı zedelenmişti. PKK’nın Kürt çözüm sürecinde frene basmasında bile bu tereddüdün rolü olabilirdi.

Başkanlık sistemi için önem taşıyan 7 Haziran seçimlerine giderken karar mekanizmasının zirvesine dair tereddüde yer olmamalıydı.

Aynı gün Erdoğan, Bakanlar Kurulu’nu daha 19 Ocak’ta yapılan ilkinin tartışması devam ederken 9 Mart’ta ikinci kez toplantıya çağıracağını açıkladı.

***

İşin burada bitmediğini görmemiz gerekiyor.

Merkez Bankası üst üste ikinci ay 0.25 indirdi. Başbakan Davutoğlu Suriye işi ardından Macaristan’daydı, sordular, “Yetmez ama evet” mealinde konuştu.

Belki o da indirimi yeterli bulmuyor, ama hem Merkez Bankası’nın daha çok yıpranmaması için, hem de Erdoğan’dan gelebilecek daha sert bir açıklamayı yumuşatmayı umuyordu.

Bu açıklama üzerine piyasalar biraz gevşedi, dolar karşısında Türk Lirası’nın inişi durur gibi oldu, ama sevinmek için vaktin erken olduğu kısa sürede anlaşıldı.

***

Erdoğan esnaf ve zanaatkârlarla konuşurken hem Banka’ya, hem de ismini anmadan başındaki Erdem Başçı’ya patladı.

Bunların bağımsızlığı yalnızca “bize” mi söküyordu? İnsanın aklına bunların yoksa başka yere mi bağımlı olduğu sorusu takılıyordu?

Cumhurbaşkanı başka yerlerin neresi olabileceğini söylemiyordu ama hatırlattığı 2013 Haziran’ındaki Gezi protestolarının arkasında gördüğü “faiz lobisiydi”.

***

Dolar yeniden yükselişe geçti. Başbakan Davutoğlu, AK Parti ekonomisini bugüne kadar getiren Başbakan Yardımcısı Ali Babacan ile 2,5 saat sürecek bir toplantıya girdi.

O sırada Erdoğan’ın ekonomi baş danışmanı Yiğit Bulut devlet televizyonu TRT’de Merkez Bankası Başkanı Başçı’yı “Adam gibi davranmaya” davet ediyordu.

Başbakanlık kaynaklarına göre bu planlı bir toplantıydı, olağanüstü bir durum yoktu, Davutoğlu’nun yakında yapacağı ABD seyahatinde yabancı yatırımcılarla yapılacak görüşmeler konuşuluyordu.

Ama İstanbul’daki ekonomi, Ankara’daki siyaset kulislerinde söylentiler bir anda alıp yürümüştü. Babacan’ın ve Başçı’nın istifa etmediğini açıklamak o sırada Meclis’te bulunan Enerji Bakanı Taner Yıldız’a düştü.

***

Başçı’nın, tıpkı Maliye Bakanı Mehmet Şimşek gibi, Babacan’a yakınlığı sır değildi.

Kulislerde Erdoğan’ın Başçı’ya da, Şimşek’e de baktığında Babacan’ı gördüğü öne sürülüyordu.

Başçı dün sabah işe gelmedi. Banka, gerekçeyi sağlık kontrolü olarak açıkladı. Ankara’nın iyi koku alan gazetecilerinden Ömer Şahin, AnkaraReview sitesinde bunun 10 yıldır ilk defa olduğunu ve yerine vekâleten bakmasını istediği Murat Çetinkaya’nın Saray’ın ve hükümetin ortak tercihi olabileceğini yazdı.

***

CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu o saatlerde “Yetti artık” diyordu. Cumhurbaşkanı hükümetin işlerine, bankanın işlerine bu kadar karışmamalı, kendi deyimiyle “Maydanoz olmamalıydı”.

Oysa Erdoğan, seçim kampanyasında tam da bunu söz vererek seçildiğini düşünüyordu.

Tam bu tartışmanın ortasında “Meksika modeli” başkanlık sisteminin usulca medyanın önüne sürülmesi ise, moda deyimle, “manidardı”. Meksika modelinde Başbakana da yer yoktu mesela.

***

Sözü uzatmayalım daha fazla… AK Parti’nin siyaset emektarlarından Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, Meclis Başkanı Cemil Çiçek söyledikleri hemen arkasından Saray tarafından yalanlanmaya, ya da kamuoyu önünde eleştirilmeye başladığından bu yana mesajı almış görünüyorlar; pek konuşmuyorlar.

Geçen hafta MB Başkanı Başçı’yı övdükten sonra Erdoğan’ın ortaya attığı “Övüyorlar ama…” zılgıtından üzerine düşeni aldığını düşünen AK Parti sözcüsü Beşir Atalay da dün sorulduğunda geçiştirmeyi tercih etti.

AK Partili bakanlar, yöneticiler, alanlarını ilgilendiren teknik ayrıntılar dışında, ya da muhalefete, ya da Cemaate çakmak dışında siyasi konularda ağızlarını açmaz oldular.

***

Davutoğlu sabırlı bir insan. Bu gidişle yakında Erdoğan’ın siyasi konularda yoksa kendisinden başka kimsenin görüş bildirip öne çıkmasını istemediği mi sorusu aklına düşebilir, tabii eğer hâlâ düşmemişse.