Dışişleri Bakanı Gül'ün ima ettiklerini, Washington Büyükelçisi Şensoy söyledi: PKK, silahları Barzani güçlerinden ediniyor. Türkiye, peşmergelerin yağmaladığı silahların PKK'ya ulaştığını zaten düşünüyor.

ABD'nin Irak ordusuna verdiği silahlar PKK'ya geçmiş. Kuşku şu: Barzani PKK'yı tetikçi yapma niyetinde. İyi ki henüz helikopterleri yok." /> Dışişleri Bakanı Gül'ün ima ettiklerini, Washington Büyükelçisi Şensoy söyledi: PKK, silahları Barzani güçlerinden ediniyor. Türkiye, peşmergelerin yağmaladığı silahların PKK'ya ulaştığını zaten düşünüyor.

ABD'nin Irak ordusuna verdiği silahlar PKK'ya geçmiş. Kuşku şu: Barzani PKK'yı tetikçi yapma niyetinde. İyi ki henüz helikopterleri yok." /> Hibe silahlar PKK'ya - MURAT YETKİN - Radikal

Hibe silahlar PKK'ya

<br><strong><font color="#FF0000">Dışişleri</font></strong> Bakanı Gül'ün ima ettiklerini, Washington Büyükelçisi Şensoy söyledi: PKK, silahları Barzani güçlerinden ediniyor. Türkiye, peşmergelerin yağmaladığı silahların PKK'ya ulaştığını zaten düşünüyor.</br></br><strong><font color="#FF0000">ABD'nin</font></strong> Irak ordusuna verdiği silahlar PKK'ya geçmiş. Kuşku şu: Barzani PKK'yı tetikçi yapma niyetinde. İyi ki henüz helikopterleri yok.

Dışişleri Bakanı Abdullah Gül'ün birkaç zamandır kapalı söylediğini, Türkiye'nin Vaşington Büyükelçisi Nabi Şensoy apaçık söyledi: Yasadışı PKK, elindeki ABD kökenli silahları Kürdistan Bölgesel Yönetimi Başkanı Mesud Barzani'ye bağlı güçlerden ediniyordu. Şensoy, PKK'nın Türkiye'de terörist eylemlerde ve insan öldürmekte kullandığı bu silahların ABD kaynaklarınca verildiğine inanmadığını, ayrıca ABD yetkililerinin Barzani'yi PKK'ya destek olmaktan caydırmaya çalıştıklarını da söylüyordu.
Dün konuyla ilgili iki üst düzey kaynaktan ediğim bilgiler, Türkiye'yi böyle bir çıkışı yapmaya zorlayan tabloyu şöyle ortaya koyuyor:

  • Birkaç yıldır PKK'nın patlattığı, ya da patlatamadan ele geçen C-4, A-4 tipi gelişmiş patlayıcıların, daha Saddam Hüseyin zamanında Portekiz tarafından Irak'a satılan mühimmat arasında olduğu Türk güvenlik birimlerince saptanmıştı. Bu patlayıcıların büyük oranda Irak ordu depolarının Barzani peşmergelerince yağmalanması yoluyla PKK'nın eline geçtiği değerlendirmesi vardı.
  • Daha yakın zamanlarda PKK militanlarının üzerlerinde ya da depolarında ele geçen plastik patlayıcı, mayın ve silahların Ankara'daki incelenmesi başka sonuçlar da vermeye başladı. Örneğin patlayıcıların bileşiminde, hangi fabrika tarafından üretildiğini gösteren kimyasal izler sürülmeye başlandı. Silahların menşei geriye doğru takip edilerek Irak'a gelene dek hangi yolları izlediği bulunmaya çalışıldı.
  • Bu araştırmalardan ilginç sonuçlar çıktı. Örneğin PKK'lılardan ele geçirilen bazı 'Kanas' diye bilinen Rus yapımı Dragunov suikast tüfekleri, Avusturya yapımı gelişmiş teknoloji ile üretilen Glock tabancaları gibi silahların, ABD tarafından satın alınarak yeni kurulmakta olan Irak ordusuna hibe edildiği anlaşıldı. Bu silahlar bir şekilde PKK kamplarına yollarını bulmuş ve Türkiye'de ortaya çıkmıştı.
  • Türkiye diplomatik, siyasi ve askeri kanallarla ABD'yi bu konularda sürekli bilgilendiriyor.
    Hatta kaynaklar, silahların ABD kaynaklı olduğuna ilişkin bazı bilgilerin ABD'li yetkililerin işbirliği ile kesinleştirildiğini vurguluyorlar. Dolayısıyla, Dışişleri Bakanı Gül'ün 29 Haziran'da Radikal'de yayınlanan 'Irak ya da ABD yardımcı olmazsa, Türkiye girip PKK'yı cezalandırır' anlamındaki sözleriyle başlayan bir dizi Türk çıkışı, ABD yönetimi ve kamuoyuna Barzani üzerindeki kontrollerinin ne kadar etkisiz olduğunu teşhir etmeyi de amaçlıyor.
  • Ankara, ABD tarafından Irak ordusuna verilen ama PKK'da yakalanan bu silahların Barzani'ye bağlı güçlerce PKK'ya verildiğinden artık emin görünüyor. Dün konuştuğum üst düzey kaynaklardan birisi "Allah korusun, neyse ki henüz helikopterleri yok" diyerek, Barzani ile Irak'ın kuzeyinde, Barzani bölgesinde korunup kollanan PKK militanları arasındaki yardımlaşma ilişkisinin boyutlarının Ankara'da nasıl algılandığını ortaya koyuyordu.
  • Ankara'ya göre, Barzani'nin Türkiye'ye yönelik düşmanca tutumu PKK'ya verdiği (saldırı üssünden gıda yardımına, araç gereçten silaha dek) destekle sınırlı değil. Barzani ve adamlarınca Türkiye'de kurulmuş şirketlerle de sınırlı değil. Uzmanlar, Irak'ın Kürt bölgesinde iş yapan Türk şirketlerinin önemli bir kısmının, aslında Barzani'ye taraftar Türk vatandaşlarınca ortaklık şeklinde kurulmuş şirketler olduğuna inanıyorlar.
  • Yani Barzani, Irak'taki Kürt bölgesinde ABD parasıyla açılan ihalalerden hem kendisi daha çok kazanıyor, hem de Türkiye'de kendisine (aşiret, ya da inanç yoluyla) bağlı Kürt kökenli vatandaşlar gözünde giderek daha çok çekim merkezi haline gelmeye çalışıyor. Genelkurmay Başkanı Orgeneral Yaşar Büyükanıt ve Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral İlker Başbuğ tarafından verilen son bilgilerde, PKK'nın dağ kadrolarının eskisine göre ciddi oranda Kürt kökenli Suriye ve İran vatandaşından oluştuğunun söylenmesi bu açıdan bir anlam taşıyor.
  • Ankara, Barzani'nin PKK'yı kendi yayılmacı projesine, dört ülkeden toprak alacak bağımsız Kürdistan projesinin içine çekip, o amaçla tetikçi güç olarak kullanma niyetinden kuşkulanmaya başladı. Dün konuştuğum yetkililerden birisi, "PKK, Barzani'nin bağımsız Kürt devleti projesinin parçası haline geliyor" sözleriyle sınırlarınız ötesinde ve kısmen içinde yaşanan bu yeni gelişmeye dikkat çekiyor.
    Bu gelişmeler, 22 Temmuz seçimleri sonrasında daha çok gündeme gelecek gibi.