Hilmi Özkök: ?Gerçekler ortaya çıkmalı?

?Başarısız darbe?nin hedefi Genelkurmay Başkanı Özkök az konuştu, çok şey söyledi

Ergenekon davasının ikinci iddianamesi darbe girişimi suçlamasıyla 25 Mart günü
Mahkeme tarafından kabul edildi.
Zaten birinci iddianamenin ardından bundan daha az bir suçlama, hem ilk iddianameyi havada bırakacak, hem de kamuoyunda belirsizlik suçlamalarına yol açacaktı. İddianamenin Özden Örnek ve Mustafa Balbay’a atfedilen günlükleri içermesiyle Türkiye’de ilk kez bir askeri darbe girişimi, sivil mahkeme önüne getirilmiş oldu. Çünkü İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’na göre, Örnek ve Balbay metinleri yalnızca ortada gizli bir örgütlenme olduğunu değil, bu örgütlenmenin çalışma yöntem, takvim ve olay akışını da ortaya koyuyor.
Savcılık makamınca ortaya konulan ifadeyi şöyle özetlemek mümkün:

* AK Parti’yi iktidara getiren Kasım 2002 seçiminden hemen önce, Ağustos 2002’de oluşan Türk Silahlı Kuvvetleri’nin yeni komuta kademesi içinde, iktidarı seçim dışı yollarla devirip yerine yenisini getirmek isteyen bir eğilim ortaya çıkmış.

* Bu eğilimin lokomotifi olarak ilk başlarda dönemin Jandarma Komutanı Şener Eruygur ve Kara Kuvvetleri Komutanı Aytaç Yalman görünüyor. Her ikisi de 27 Mayıs 1960 darbesinde sokağa dökülen Kara Harp Okulu son sınıf öğrencilerinden, yani ‘Genç Subaylardandır’.

* Dönem bir yandan Irak savaşı öncesinde ABD ile, üyelik süreci ve Kıbrıs meselesi nedeniyle de AB ile ciddi sıkıntı ve krizlerin yaşandığı dönemdir. İddianamede Hava Kuvvetleri Komutanı İbrahim Fırtına ve Deniz Kuvvetleri Komutanı Özden
Örnek’in de bu ekibe katıldığını ve Genelkurmay Başkanı Hilmi Özkök’ün en üstteki beşli anlamında yalnız kaldığını okuyoruz.

* Burası önemli, çünkü bu darbe girişimini, 12 Eylül tipi emir-komuta zinciri içinde TSK’nın girişimi yapmaktan çıkarıp, 27 Mayıs, ya da 12 Mart türü bir cunta hareketi yapan işte bu özelliği. 23 Mayıs 2003’te Cumhuriyet’te Mustafa Balbay imzalı ‘Genç Subaylar tedirgin’ manşetinin Özkök’te ne gibi çağrışımlara ve ‘Demokrat olmak suç mu?’ tepkisini vermesine yol açtığını tahmin etmek güç değil. 

* Ve bir ayrıntı daha var önem taşıyan: Dar ekip sivil darbe heveslilerine Özkök’ün yalnız olduğu izlenimini yayıyor ama, Özkök yalnız değil. İddianame, TSK’nın çoğunluğunun bu işe karşı durduğunu söylüyor. Özkök’ün geçen hafta Fikret Bila ve Enis Berberoğlu’na orduda
darbeler döneminin artık kapandığını, yeni kuşak gençlerin demokrasiye daha çok
inandığını söylemesine yol açan önemli bir dönüşüm bu. Belki diğer kurumlara göre daha yavaş, ama TSK da değişiyor; iddianame kanıtı.

* Ancak iş öyle bir noktaya geliyor ki, yine iddianameye göre, Özkök direnince,
Yalman ‘Ben yokum’ diyor’. Bunda Yalman’ın Eruygur’un bazı çalışmalarından çekinir hale gelmesinin de payı var. O aşamada Eruygur’un yanında Hurşit Tolon’u görmeye başlıyoruz.

* İddianameye göre, Özkök’e kalkan olmakla ve girişimi engellemekle suçlanan Yaşar Büyükanıt, Fevzi Türkeri ve İlker Başbuğ gibi üst rütbeli subayları devreden çıkarmak için tertipler var ama, Yalman, Örnek ve Fırtına bir aşamadan sonra Jan-darma’yı karargâh yapmış bu hareketin kendilerini de tasfiye etmesinden çekinir hale gelmişler.
Ama Hilmi Özkök birinci hedefleri. Özkök’ün bu ekibi emekli olduğu 2004 yılı Ağustos’una dek, kendi sağlığı açısından tedbir maksadıyla yemeklerini dahi evde hazırlayıp karargâha getirdiğini biliyoruz; ken-disi söylemişti. (Radikal, 13 Temmuz 2008) İddia- nameye baktığımızda Özkök’ün de darbe girişimini görüp engellediği halde tasfiye etmediği, yargıya taşımadığı suçlamasıyla karşılaştığını görüyoruz.
Mahkeme çağırırsa ifade vermekten çekinmeyeceğini daha önce söylemiş olan
Özkök ile dün telefonda konuştuk. Çok soru sordum, bu iddiayı da sordum, çok az konuştu, ama bence çok şey söyledi.
İşte Hilmi Özkök’ün iddianame sonrasında ilk sözleri:

* “Her şey ortada. İddialar ortaya kondu, suçlananlar kendilerini savunacak. Mahkûm edilene kadar herkesi suçsuz saymamız lazım. Şu aşamada iddiaları doğrular, ya da yalanlar şekilde konuşup mahkemenin vicdani kanaatini etkilemek istemem. Gerçekler ortaya çıkmalıdır. Gerçeklerin ortaya çıkmasında zamanlama da önemlidir. Şimdi süren bir dava var, yorum yapmak istemem.”
Özkök’ün 2002-2006 döneminde yaptıklarının önemi ve anlamı, olaylar açıklık kazandıkça daha çok ortaya çıkacak. Ama ikinci iddianame ve gelişmeler öyle gösteriyor ki, bu dava bir iddianame daha kaldıracak gibi. Gerçekler, gerçekten ortaya çıkmalı.