Hilmi Özkök: İddianame açıklandığında anlaşılır

'Savcılarla aramda o diyalog geçmedi' diyen Özkök, 'müdahaleci mahalle baskısı' zincirini kıran kişi mi oldu?

Hilmi Özkök şu günlerde bir grup yazar tarafından biri dolaylı, diğeri doğrudan iki suçlamaya maruz kalıyor.
Birincisi, doğrudan olanı, Genelkurmay Başkanı görevini bıraktığı dönem sonrasına
ilişkin. İddia edilen Ergenekon davası nedeniyle İstanbul Cumhuriyet Savcısı Zekeriya Öz tarafından İzmir’de alınan ifadesi, nedeniyle suçlanıyor. Özkök’e, verdiği ifade nedeniyle savcılara yardımcı olmak ve böylece hükümet yanlısı medyanın kullandığı malzeme sağlamak suçlaması yöneltiliyor.
İkinci grup suçlamanın üzeri örtülü ve Genelkurmay Başkanlığı dönemine ilişkin. Aynı çevreler, Özkök’ü neredeyse ‘Neden diğer generaller hükümete muhtıra vermek istediklerinde engelledin?’ diyecekler. Bunu demenin fiyaka bozacağına (ve Özden Örnek günlüklerinin bir gerçeklik payı taşıdığını kabul etmiş sayılacaklarına)  inandıkları için de başka yoldan ilerliyorlar: Madem darbe girişimi vardı, neden soruşturma açmadın?
Bu soruyu sorarak gelmek istedikleri nokta ise şu: Aslında seçilmiş hükümete karşı gayridemokratik bir girişim yoktu; Özkök’ün soruşturma açmamış olması da bunun kanıtı sayılıyor bu mantığa göre.
Bu eleştirilerin alevlenmesine neden olan ise geçtiğimiz günlerde Star ve Milliyet gazetelerinde Özkök’ün savcılığa verdiği ifadesine atfen yayımlanan haberler oldu. Bu haberler göre Özkök savcıları ‘Hiçbir kimsenin cesaret edemediğini yapıyorsunuz’ diye övmüş, savcılar da ona ‘Asıl siz yazacaksınız’ diye karşılık vermişlerdi.
Özkök ile dün bir telefon konuşması yaparak savcılarla arasında geçen diyalog ve Genelkurmay Başkanlığı döneminde darbe girişimi sezdiyse neden soruşturma başlatmadığı konusu üzerine sorular sordum. Bazı sorulara cevap alabildim, çoğuna alamadım; ama Özkök şunları söyledi:

* “Sürmekte olan soruşturma ile ilgili konuşmayacağımı daha önce ifade etmiştim. Ancak basında bana atfen yayımlanan haberler ve yapılan yorumlar hakkında şu konulara açıklık getirmek isterim. Birincisi, Milliyet gazetesinden arayıp bana ifademden olduğu söylenen bazı alıntıların teyidini sorduklarında; teyit, ya da tekzip eder şekilde bir yanıt vermedim. Aramızda ‘Bana şunu sordular, ben de şunu söyledim’ gibi bir konuşma geçmedi. Yalnızca hukuki süreç uyarınca konuşmayacağımı söyledim, bu sözüm de adı geçen gazetede yer aldı.”

* “Diğer bir gazetede bana ilişkin yer alan haberde de ‘öğrenildi’, ‘kaydedildi’, ‘belirtildi’ gibi kaynağı belirsiz ifadeler kullanılıyor; bunlar üzerinde yorum yapmam beklenemez. Ancak benim yorum yapmamam, bu ifadelerin doğru olduğuna kanıt da gösterilemez. Gazeteciler yazdı diye o bilgiyi doğru olarak kabul etme mecburiyetimiz yoktur. Maalesef basında ‘Tekzip edilmemişse doğrudur’ gibi yanlış bir anlayış yayılıyor. Takdir edilir ki her yazılanı tekzip gibi bir görevimiz ve imkânımız yoktur.”

* “Kaldı ki, beni tanıyanlar, haberlerde iddia edildiği türden abartılı ifadeler kullanmayacağımı bilirler. Savcıların yaptıkları elbette zor bir iştir; gayet tabiidir ki konuşma arasında devletin savcısı olarak yaptıkları görevden dolayı kendilerini takdir etmişimdir. ‘Zor bir dava, işiniz kolay değil’ gibi bir söz etmiş olabilirim. Ama ne benim savcılara ‘Hiçbir kimsenin cesaret edemediğini yapıyorsunuz’ gibi abartılı, ne de onların bana, ‘Siz tarih yazıyorsunuz’ gibi konumlarımızla bağdaşmayan ifadelerimiz olmuştur.”

* “Bunların nasıl çıktığını bilmiyorum. Ama doğruluğu kesin olmayan bu bilgiler üzerinde bana atfen yorumlar yapılmasını da doğru ve adil bulmuyorum. Basında yakında iddianamenin açıklanacağı yolunda bilgiler var. Açıklanırsa, sanırım orada ne olduğu anlaşılır.”
Hilmi Özkök’ün kuvvet ve bazı ordu komutanlarından gelen muhtıra girişimi engellendiği resmen anlaşılırsa, yaptığı işin önemi asıl o zaman ortaya çıkacak.
Özkök, Türk Silahlı Kuvvetleri’nde demokratik hayata içten bağlı olan, ama
‘örgütlü azınlık’ neden gidişe dur denilmediği sorusunu ortaya attığında bir tür ‘mahalle baskısı’ ile sicil, terfi, ya da dışlanma gibi endişelerle - o yönde konuşan sessiz çoğunluğun sesi olmuştur. Muhtıra teklifine dur diyerek, Özkök’ün müdahaleci mahalle baskısı zincirini kırdığı anlaşılıyor. Bu konu üzerinde daha duracağız.