Holbrooke: Türkiye, Afganistan için vazgeçilmez önemde

ABD'nin Afganistan ve Pakistan elçisi Holbrooke, 'Türkiye'nin işbirliği vazgeçilmez' diyor

Aslında Cumhurbaşkanı Abdullah Gül dün Ürdün dönüşünde işi özetledi: Türkiye, Afganistan’da savaşan bir durumda olmak istemiyordu. ABD de Türkiye’nin bu rolünü takdir ediyordu. Etkinlik artacaktı, ama bunun ne şekilde olacağına Türkiye karar verecekti.
Gül’ün bu açıklamasından kısa süre sonra ABD’nin Afganistan ve Pakistan özel temsilcisi Büyükelçi Richard Holbrooke ile telefonda konuştuk. Brüksel’de Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu ile 1,5 saatlik bir toplantıdan yeni çıkmıştı. “Afganistan’la ilgili diğer ülkelerden çok daha fazla mesai yapıyoruz” vurgusuyla şunları söyledi:
“Önce şunu vurgulamak isterim. Biz Afganistan ve Pakistan için Türkiye’den bir talepte bulunmuyoruz. Talep sözcüğü tam anlatmıyor. Biz Türkiye ile birlikte başka neleri yapabileceğimizi konuşuyoruz. Türkiye, zaten Afganistan’da askeri varlığıyla bulunuyor. Daha fazla asker göndermezse, bu Afganistan siyasetimize zarar vermez. Ancak Türkiye’nin Afganistan’daki etkisi, ABD’den sonra en fazla olandır. Afgan liderler üzerindeki etkisi ise başka herkesten fazla. Türkiye, Afganistan’da başka pek çok ülkenin yapamayacağı işleri yapma potansiyeline sahip. Türkiye’nin Afganistan ve Pakistan’da aşırılıkla mücadelede işbirliğinin ABD için vazgeçilmez olduğunu düşünüyoruz. Bu yüzden Türkiye ile yoğun bir şekilde çalışıyoruz.”
Hem Holbrooke, hem de Cumhurbaşkanı Gül’ün söyledikleri, aslında geleceğe değil şimdiki zamana ilişkin.
ABD’nin Ankara Büyükelçisi James Jeffrey’nin ABD’nin ek asker talebini açıkladığı gün, Holbrooke yardımcısı Dan Feldman başkanlığında, içinde asker üye olmayan bir heyeti tamamen sivil işirliği alanlarını belirlemek amacıyla Ankara’ya göndermişti. Davutoğlu’da, NATO toplantılarında kendisine eşlik eden Müsteşar Yardımcısı Büyükelçi Engin Soysal’ı dün bu toplantılara başkanlık etmek üzere Anbkara’ya gönderdi. 
Görüşülen konular dört başlıkta toplanıyordu: Eğitim, sağlık, tarım ve enerji.
Eğitim başlığı altında hem yeni okullar kurulması ve Türk temel eğitim sistemi deneyimlerinin Afganistan’a aktarılması bulunuyor, hem de Afgan polis teşkilatının güçlendirilerek terörle ve uyuşturucuyla mücadele alanında Türk İçişleri tarafından eğitilmesi öngörülüyor.
Tıpkı Afgan askeri personeline ‘iç güvenlik’ eğitiminin Türk Silahlı Kuvvetleri tarafından Isparta’daki Dağ Komando okulunda 60-70’er kişilik gruplar halinde verilmesi gibi, polis eğitiminin de ağırlıkla Türkiye’de verilmesi fikri ağır basıyor.
Tarım alanındaki işbirliği daha çok Afgan köylüsünün olabildiğince afyon yerine tahıl ve gıda üretimine ağırlık verecek şekilde eğitilip teşvik edilmesi konusuna odaklanıyor.
Sağlık konusunda Türkiye zaten Afganistan’da faal.
Enerji konusu biraz iddialı; ortak petrol ve gaz araması, boru hatları inşaatı gibi konuları içeriyor. Bu alan iddialı, çünkü  Afganistan’da güvenlik durumu onbinlerce yeni askerin göreve çağırılmasını gerektiriyor, ABD
Başkanı Barack Obama’ya göre.
Obama’nın 2011’den başlayarak geri dönüş kaydıyla 30 bin askerini Afganistan’a gönderme ve NATO müttefiklerinden de ek asker isteme kararı karşısında Ankara’nın tutumu açık görünüyor: Zaten 1 Kasım’da Kâbil görev gücü komutanlığını devralırken ülkedeki askeri varlığını neredeyse ikiye katlayarak 1750 düzeyine çıkaran Türkiye, Afganistan’da aktif savaşa katılmak için değil, ama Afganistan’ın yeniden kendi ayakları üzerinde durabilecek duruma gelmesi için destek veriyor. Aslına bakılırsa Müslüman nüfuslu (ve Afganistan ile tarihi ilişkilere sahip) bir NATO üyesi olarak, Afganistan’da sivil alanda pek çok ülkeye göre daha rahat çalışıyor olması da aktif operasyonlara katılmama kaydıyla asker göndermesi sayesinde.
Çünkü Türkiye için Afganistan, yalnızca Afganistan değil. Amerikalıların yeni görmeye başladığı şekilde Pakistan’la ilişkileri açısından da bakılmıyor Ankara’dan. Afganistan, Türkiye’nin Orta Asya siyasetinin de köşe taşlarından bir tanesi ve Cumhurbaşkanı Gül’ün söylediği gibi, o bölgede Türkiye’nin ‘savaşan bir durumda olmaması’ kritik önem taşıyor. Bunu ABD ve NATO’nun da görmeye başladığı söylenebilir.