Hukuki Ergenekon, Siyasi Ergenekon

Yeni bir Ergenekon soruşturma dalgası, kafaları iyice karıştırdı. Oysa durum giderek açıklık kazanmaya başladı

Değerli hukukçu Sami Selçuk ile yazışırken yeni gözaltı dalgasının ilk haberleri gelmeye başlamıştı. Türk Metal Sendikası’nın  Genel Başkanı Mustafa Özbek, sendikasının Kıbrıs’ta kurulu te-levizyon kanalı Avrasya (ART) ve Verso araştırma şirketinin kurucusu Erhan Göksel bu operasyon dalgasında siyasetin ve medyanın odağındaki isimler oldular.
CHP, gözaltıların başından itibaren sert tepki verdi; sesini yükseltti.
Görüntü hoş değildi tabii: CHP’nin muhaliflerin Ergenekon operasyonuyla susturulmaya çalışıldığı tezini güçlendirecek şekilde hükümete muhalif bir sendika ve ona bağlı bir yayın kuruluşu, (Cemil Çiçek başta Bakanlar Kurulu üyelerinden Meclis’teki AK Parti ağır toplarına, Başbakanın danışmanlarından TRT Genel Müdürüne dek herkesle yakın ahbaplık etse de) bir yandan hükümete her gün ekranlarda saydıran bir Erhan Göksel vardı hedefte. Akşam saatlerinde, Yalçın Küçük’ün serbest bırakılması haberi geldi. Tam bu kadar gün neden tutulduğunu öğreneceğiz derken, yeniden Emniyet’e götürüldü.
Oysa yine dünkü operasyonlarda o kadar medyatik olmasa da başka gözaltılara da tanık olduk. Türkiye’nin dört bir yanında görevdeki subaylar, ilk kez olmak üzere üst düzey polisler gözaltına alınmaya başladı. İlk akla gelen bir önceki operasyon dalgasında gözaltına alınan eski Özel Harekât polis şefi, Susurluk yadigârı İbrahim Şahin’in kuracağı söylenen timde isimlerinin olabileceği kuşkusuydu.
Şahin’in bazı gazetelerde yer alan polis ifadesinde askerlerden Güvenlik Müsteşarı olma teklifi aldığı Genelkurmay tarafından yalanlanmıştı. Ancak hem Şahin’den çıktığı açıklanan krokiden, hem de yine son operasyon ardından askerlerce tutuklana Yarbay  Mustafa Dönmez’in gösterdiği yerden çıkan silahlar, daha önce Ergenekon’u salt bir muhalif caydırma operasyonu olarak gören kesimleri bile farklı düşündürür oldu. Dünkü gözaltıların ilk kez polis içine de yayılmış olması ilginç bir boyut. Ortada silahlar ve silah kullanabilen insanlar olunca iş değişiyor. Ama o zaman da silahla külahla işi olmayanların, sadece çok konuştuğu için tepki toplayanların bu grupla ne işi var diye düşünmeye başlanıyor.
Geçen hafta ‘Gül’ün yaklaşımı ve Ergenekon’un iki yüzü’ yazımda birinci yüzün suç soruşturması, ikici yüzün de devlet yapısı içinde birilerinin bu soruşturmayı istismar ederek muhalif kesimleri tedirgin etme çabası olduğunu yazmıştım. Emekli Yargıtay Başkanı Sami Selçuk’un bir mesajıyla hem yazışmaya başladık, hem de kendisi üç gün önce Star gazetesinde ‘Adını koyanda siyasileşen dava’ diye bir yazı yazdı. Bir dönüm noktası sayılması gereken bu yazıda Selçuk ‘Suçun siyasi olması başka, davanın siyasileştirilmesi başkadır’ diyor ve şöyle açıklıyor: “Ergenekon diye bir dava yoktur. Sadece ‘Türkiye Cumhuriyeti hükümetine karşı başkaldırı’ suçu (m.313) ve davası vardır. Davanın hukuki adı, bu. Siyasi adı ise Ergenekon. Demek, davayı siyasileştirme, daha işin başında, ona ‘Ergenekon’ adını koyanda başlamıştır.”
Önemli bir ayrıntı daha var. Dünkü Yeni Şafak’ta Abdülkadir Selvi, ‘Öz’e başsavcıyla kuşatma planı’ haberinde şunu yazdı: “Genelkurmay Başkanı’nın ilettiği hassasiyetlerin bir kısmının Başbakan ve Cumhurbaşkanı tarafından da anlayışla karşılanmasından cesaret alan birileri şimdi Zekeriya Öz’ü kuşatma harekâtı başlattı. (..)Arama ve gözaltılarda İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı Aykut Cengiz Engin’in ‘oluru’ şartını getirmek istiyorlar.”
Demek ki savcı Zekeriya Öz’ün, bağlı bulunduğu Başsavcıdan olur alması ihtimalinden endişe duyan birileri de, Başbakan ve Cumhurbaşkanı’nın Genelkurmay Başkanı’nın bazı hassasiyetini anlayışla karşılamasından rahatsız olmuşlar. Bu çok önemli bir ‘içeriden haber’ sayılmalı. Acaba o birileri HSYK’nın o kararı almaması için çalışmaya başladı mı?
Acaba bu amaçla Başbakan’ın önüne HSYK üyeleriyle ilgili dosyalar mı konmaya başladı?
Acaba bu konular Başbakan Tayyip Erdoğan’ın dün Genelkurmay Başkanı Orgeneral İlker
Başbuğ ile yaptığı ilk ‘haftalık olağan’ toplantıda gündeme geldi mi?
Hükümette terörle mücadele işlerine İçişleri Bakanı Beşir Atalay’ın yanı sıra Cemil Çiçek olduğuna göre, Cemil Çiçek de Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün Yasama, Yürütme, Yargı zirvesine katıldığına göre, üzerine bu konuda düşen bir rol olmuş mudur?
Sorular, soruları kovalıyor. Yanıtlar acaba merakla beklenen İkinci İdianame’den mi çıkacak? Sahi o ne zaman çıkacak?