Hükümet gündeminde PKK var

Erdoğan, dün dar kabinesiyle Kürt açılımını üzerindeki PKK etkisini konuştu

Başbakan Tayyip Erdoğan’ın dün topladığı güvenlik zirvesi, önce üst güvenlik bürokrasisi (Genelkurmay, MİT; Emniyet) ile birlikte bir toplantı olarak düşünüldü. Ancak dün sabah, toplantının Milli Güvenlik Kurulu (MGK) üyesi bakanlarla sınırlı olduğu görüldü; yani toplantı tamamen siyasi değerlendirme niteliğindeydi.
Erdoğan ve dar kabinesinin dün toplanma amacı ‘son gelişmeler’ olarak duyurulmuştu.
Radikal’e ulaşan bilgilere göre, içeride temel olarak üç önemli gelişme konuşuldu. Tarih sırasıyla:

* PKK lideri Abdullah Öcalan’ın hücre boyutları gerekçesiyle başlatılan sokak gösterileri,

* Reşadiye’de 7 askerin şehit edilmesi ve eylemin PKK tarafından üstlenilmesi,

* Demokratik Toplum Partisi’nin (DTP) kapatılması ve ardından yaşanan gelişmeler.
Aslında cümleyi doğru kurmak için, ‘Bu üç önemli gelişmenin Kürt açılımına yansıması, Erdoğan ve dar kabinesi tarafından etraflıca konuşuldu’ demek daha doğru olur.
İçişleri Bakanı Beşir Atalay’ın bugün bir basın toplantısıyla, dünkü değerlendirmenin bir kısmını kamuoyuyla paylaşacağı açıklandı.
Ancak bu üç gelişmenin bir tek ortak noktası olduğunu görmek gerekiyor: O da PKK.

Toplantının zamanlaması
Dolayısıyla dün Erdoğan ve dar kabinesi tarafından aslında konuşulanın, PKK’nın Kürt açılımına etkisi olduğu söylenebilir.
Bu toplantının zamanlaması da, Atalay’ın basın toplantısının zamanlaması da önemli.
Kapatılan DTP’nin milletvekilleri, pazartesi günü Diyarbakır’daki Kongrelerinde alınan ‘Meclis’ten istifa’ kararlarını yarın, 18 Aralık günü Meclis’e dilekçe vererek gerçekleştireceklerini söylüyorlar.
İstifaların yürürlüğe girmesi için Meclis oylaması gerekiyor. İstifaların yürürlüğünü ancak AK Parti grubu engelleyebilir. Engellemesi halinde ve vekillerin yeniden (belki Demokrasi ve Barış Partisi-BDP adı altında) Meclis’e devam kararı alması durumunda, grup kurmaları için Ufuk Uras onlara destek olacak.
Milletvekilliği, Anayasa Mahkemesi ile düşürülen Ahmet Türk, Diyarbakır’da Kandil, yani PKK etkisiyle çıkan karardan sonra dahi, Meclis’te kalınıp demokratik zeminde mücadele verilmesi gerektiğini söyleyecek cesaret ve basireti gösteriyor.
Aslına bakarsanız, diğer vekillerin dilekçelerini hemen kararın ertesi günü vermeyip, cumayı beklemeleri de, arada bir şeylerin olabileceği beklentisini akla getiriyor.
Nitekim o arada İçişleri Bakanı Atalay, Uras ile de Türk ile de görüşmeler yapıyor;
en azından bu ikisini biliyoruz.
Ama beklenen başka bir şey: Nasıl AB, DTP’nin kapatılması kararına tepkisini gösterirken DTP’yi, PKK ile arasına net bir mesafe koymamakla suçladıysa, o beklentiyi resmen dile getirdiyse, kapatılan DTP’lilerin de parti kapatmayı zorlaştırma beklentisi var hükümetten.
Hükümet, dünkü değerlendirmenin de etkisiyle Siyasi Partiler Yasası’nda (ve seçim barajlarını düşürmek üzere) Seçim Yasası’nda değişiklik düşündüğünü tercihan bugün, ya da yarın- ilan etmeyi mi düşünüyor? Görmeden inanmamak lazım, çünkü yolun ucu yine Anayasa Mahkemesi’ne çıkabilir.

PKK’yı etkisizleştirmek mi?
Hükümetin sokak gösterilerinin Kürt açılımını zehirlemesinin, toplumdaki kutuplaşmayı artırmasının önüne geçmek adına Öcalan’ın hücresini genişletmesi, belki eski hücresine alması da düşünülmüyor değil. Ama bunun iki sakıncası üzerinde de duruluyor: 1- Gerilim bununla bitecek mi? 2- Daha önemlisi, Öcalan’ın artık her istediğini sokakları istediği zaman ateşleyerek yaptırmasının yolu açılmayacak mı?
Aynı soru, artık üst düzey devlet görevlileri tarafından da açılımın kırılma noktası, PKK’nın süreç üzerindeki kontrolünü artırmaya başladığı nokta olarak gördüğü Habur girişlerinde bu görülmedi mi? Öcalan, girişler üzerindeki kontrolünü kanıtladıktan sonra, bir daha giriş yaptırmayarak, ‘Kontrol elimizde’ diyen hükümeti mahcup etmedi mi?
Dolayısıyla hükümetin önündeki ikilem şu: PKK kontrollü talepleri yerine getirmekle gerilimi düşürüp süreci geliştirmek isterken, PKK’nın sürece olan etkisini daha fazlalaştırmaktan nasıl kaçınılabilir?
Bu soruya yanıt bulmak için baskısı hissedilen tek etken kapatılan DTP’nin milletvekillerinin ne yapacağı değil üstelik. MGK, 28 Aralık’ta toplanıyor. Çözüm için ‘fırsat yılı’ ilan edilen 2009’un son toplantısı olacak. Herhalde Cumhurbaşkanı Abdullah Gül başkanlığında yapılacak bu toplantıda, açılımın geldiği nokta etraflıca tartışılacaktır.