Hükümetin Hamas ayarı ve PKK etkeni

Baykal dün Hamas-PKK benzerliği riskini ortaya attı. Dışişleri konunun dışarıda gündeme getirilmediğini, söylüyor

Önce şu haberi duyuralım. Başbakan Tayyip Erdoğan İsrail’e Gazze saldırıları ile en şiddetli eleştirileri yağdırırken bile İsrail’le ilişkiler devam etti. Gazze’de ateş devam ederken üst düzey bir Türk heyeti İsrail’e gitti. Orada hem Cumhurbaşkanı Şimon Perez, hem de Başbakan Ehud Olmert ile görüştüler.
Görüşmelerde Başbakan Erdoğan’ın aslında ne demek istediğini anlattılar. Dün Radikal’de Dışişleri Bakanı Ali Babacan’ın sözleriyle okuduğunuz gibi, anti-Semitizmin amaçlanmadığı ama Gazze’de yapılanlara tepki gösterildiği anlatıldı. Perez zaten Cumhurbaşkanı Abdullah Gül ile telefonda görüşmüştü ve toz duman yatıştıktan sonra Türkiye ile stratejik projelerde ‘yola devam’ yanlısıydı. Olmert ise ‘Tamam ama üzerimize bu kadar gelmesin, hiç değilse tonu düşürse’ türünden konuştu. Bu konuşmalar anında Ankara’ya iletildi. O sırada Başbakanlık Başdanışmanı Profesör Ahmet Davutoğlu, Dışişleri Müsteşar Yardımcısı Feridun Sinirlioğlu ve Ortadoğu Masasının başındaki Ömer Önhon’un yürüttüğü mekik diplomasisi devam ediyordu.
Cumhurbaşkanı Gül’ün Mısır’ın Şarm Eş Şeyh’teki, Başakan Erdoğan’ın da Brüksel’deki temaslarının İsrail ve diğer ülkelerle temaslarla uyum içinde olması amaçlanıyordu. 
Yine de Gül’ün Mısır’da ‘Mahmut Abbas yönetimini güçlendirelim’ derken, Erdoğan’ın AB yönetimine Hamas’ın kazandığı seçimden söz ederek ‘Seçim Mahmut Abbas’ı memnun etmek için yapılmadı ki’ demesi gibi bir trafik kazası yaşandı.
Hükümet İsrail’le yola devam ediyor etmesine. Örneğin Milli Savunma Bakanı Vecdi Gönül dün PKK ile mücadelede havadan elektronik istihbarat desteğinde kullanılan Heron marka insansız hava araçları projesinin devam etmekte olduğunu açıkladı. Ahmet Çalık’ın işletmesi üzerinde Başbakan’ın tercihi bulunan ve Başbakan’ın Rusya Başbakanı Vladimir Putin ve İtalya Başbakanı Silvio Berlusconi ile görüştüğü Karadeniz-Akdeniz-Kızıldeniz petrol boru hattı projesinin de iptal edildiği bilgisi yok.
Ancak kısa dönemde İsrail’le sorunlar beklendiğini yine dünkü Radikal’de Babacan’ın sözleriyle okudunuz. Yahudi kuruluşlarının hem İsrail’le Türkiye’nin ilişkilerinden, hem de Türkiye’deki Yahudi vatandaşlarn durumlarından ndişe eden mektuplarının dikkate alınıp üzerinde çalışıldığını da söyledi Babacan. Başbakan Yardımcısı Cemil Çiçek, önceki gün Bakanlar Kurulu’ndan boşuna çıkıp önde gelen Türk Yahudisi işadamlarının adını vererek ‘Tamam dedim de sor bakalım ne demek istedim’ kıvamında konuşmadı ki. 
Hükümetin Gazze nedeniyle verdiği tepkinin tonunu ayarlama sürecinde olduğu apaçık görülüyor.
Buna yalnızca ABD’de 24 Nisan’a doğru yeniden Kongre’ye geleceğinden endişe edilen Ermeni soykırımı iddialarına ilişkin tasarı sebep değil. Dün Ankara kulislerinde IMF ile görüşmelere ara verilmesinin etkenlerinden birisinin de zaten krizde olan dünya mali sisteminde Türkiye’ye ilişkin doğan siyasi havanın payı olup olmadığı konuşuldu.
Hamas ile irtibatı, Türkiye’ye diplomaside fazladan bir koz verdi. Bu doğru. Ama kozu yerinde ve zamanında kullanmazsanız nasıl koz elinizde kalır ve oyunu almanıza engel olur, Hamas ile irtibatın doğru ve zamanında kullanılmaması da Hamas’ın sözcüsü gibi görünmenize neden olabilir.
Muhtemelen o eşik henüz aşılmadı. Babacan’ın ‘Hamas’ın yaptıklarını onaylayacak halimiz yok. Ancak Hamas’ı yok sayarak da barışı sağlamak mümkün değil’ sözlerini bu çerçevede bir siyaset ayarı ifadesi olarak okumak mümkün.
Bir de dün CHP lideri Deniz Baykal’ın Meclis grubundaki sözleri var. Baykal şunu söyledi: “Şimdi bir Hamas sözcülüğüne, savunmacılığına çıkmış gibi görülüyoruz. Bunun sounçları olur. Birileri de bize çıkıp PKK ile ilgili olarak bu anlayış doğrultusunda tavır takınmaya kalkarsa..” Baykal bu sözlerle hem Hamas’ın, hem PKK’nın AB ve ABD’nin terörist örgütler listesinde olduğunu hatırlatıyordu.
İsminin yazılmasını istemeyen üst düzey bir Dışişleri kaynağı ise bu konuda şunları söyledi: “Birincisi, bu konuda şimdiye dek temaslarımızda bize ima yoluyla dahi söylenmiş bir şey yok. İkincisi, çünkü herkes PKK ve Hamas’ın durumunun çok farklı olduğunu görüyor. Hamas’ın yaptıklarını savunmuyoruz, ama işgal altındaki Filistin toprakları ve oradaki uygulama söz konusu. Durum çok farklı.”
Türk Dışişleri’nin yakında bu farkı diplomatik zeminlerde de açıklamak zorunda kalmaması için de yapılıyor bu ayar biraz.