Hükümetle asker konuşmuyor mu?

Dışişleri Bakanı Abdullah Gül, dün Meclis'te gazetecilerin sorusu üzerine, Genelkurmay'ın açıkladığı şekliyle iki ABD savaş uçağının güneydoğu sınırını ihlal etmiş olmasını "Rutin işler" olarak tanımladı.

Dışişleri Bakanı Abdullah Gül, dün Meclis'te gazetecilerin sorusu üzerine, Genelkurmay'ın açıkladığı şekliyle iki ABD savaş uçağının güneydoğu sınırını ihlal etmiş olmasını "Rutin işler" olarak tanımladı. Bakan'a göre, "Sınırlarda bu tip şeyler oluyor"du. Bakan, sabah saatleri itibarıyla, konu hakkında henüz ayrıntılı bilgiye sahip olmadığını da söyledi.
İki ABD F-16 uçağının 24 Mayıs'ta Hakkâri bölgesinde sınırı dört dakika boyunca ihlal etmiş olduğu bilgisi, Anadolu Ajansı'nın pazar akşam doğru (17.17) duyurduğu bir haberle öğrenildi.
Bu nedenle Genelkurmay'ın da açıklamayı pazar akşamı yapmış olduğu varsayıldı.
Oysa Genelkurmay'ın internet sitesine bu açıklama 25 Mayıs cuma öğleden sonra, yani ihlalin yapıldığının ertesi konulmuştu. Açıklamada, hatırlatacak olursak, "Gerekli girişimlerde bulunulması maksadıyla olay Dışişleri Bakanlığı'na bildirilmiştir" diyordu. İşin püf noktası burada. Dışişleri Bakanlığı'na ihlali bildiren yazı gerçekten de aynı gün yazılmış ve gönderilmişti. Peki yazı Dışişleri Bakanlığı'nda ne zaman işleme girmişti? Kaynaklarımdan edindiğim bilgilere göre, Pazartesi sabahı. Gül'ün rutin, yani alışıldık, sıradanlaşmış işlem dediği belki de ABD'nin
Irak-Türkiye sınırını ihlali değil, işte bu işlem.
Ancak burada da akla takılan sorular var. Soralım:
1- İhlalin olduğu 24 Mayıs günkü gazetelerinde, 22 Mayıs'ta Ankara'da altı kişiyi öldüren bombalama olayı çerçevesinde Türk birliklerinin Irak sınırına yığınak yaptığı, sıfır noktasında Türk uçaklarının ABD helikopterleri tarafından gözlendiği haberleri yer almış. Irak Kürt basınında ise Türk uçaklarının Irak sınırını ihlal ederek bazı bölgeleri bombaladığı haber yapılmış. Acaba bu çerçevede Türk ve ABD uçakları, tıpkı Türk-Yunan uçakları gibi bir tür 'it dalaşına' mı girdiler?
2- Ya da ABD uçakları Türk uçaklarını caydırmak için mi Bağdat'ın kuzeyindeki Balad üssünden havalandı? Yoksa ABD, iki boyutlu ve kamuflaj altında iyi sonuç vermeyen uydu istihbaratına ek olarak Türk yığınağını yakından görmek üzere gelişmiş keşif uçaklarıyla elektronik-görsel istihbarat çalışması mı yaptı? ABD yetkilileri "Yanlışlık oldu" ve "Dört değil bir dakika sürdü" diyor. Durum böyleyse farklı, değilse, dört dakikada F-16'lar Türkiye sınırlarının epey içine girip çıkabilecek nitelikte uçaklar. Uçakların IFF araçlarıyla 'dost' olduğu anlaşıldığı
için önlenmediği bilgisi de açıklanmaya muhtaç; neticede Ege'deki Yunan uçakları da dost ve müttefik.
3- İlk iki dizi soru, olayın askeri ve teknik yönüne ilişkindi. İdari-siyasi yönüne gelelim. İhlalin Genelkurmay internet sitesine konulduğu ve Dışişleri'ne yazı yazıldığı 25 Mayıs günü, Dışişleri Bakanı Gül bakanlıktaki makamında. Öğleden sonra oradan NTV canlı yayınına katılmış, daha sonra Başbakanlığa geçmiş. Pazar akşamı, AA haberi olayı duyurduğunda AK Parti seçim mitingi için Sivas'ta ve cumhurbaşkanı adaylığı konusunda konuşma yapıyor. Muhabirlerin konuyu sormasıyla durumdan haberi olmadığı anlaşılıyor. Dün sabah hâlâ ayrıntılı bilgi sahibi olmadığını söylediğine göre, açıp (kendisine daha net ve zamanlı bilgi vermemişse) askere neler olduğunu ne kendisinin, ne Başbakan Erdoğan'ın sorduğunu çıkarabiliyoruz.
4- Başbakan Tayyip Erdoğan ise 25 Mayıs'ta askeri tatbikatları izlemek üzere İzmir'de. Önce (protesto edildiği) şehit cenazesine katılıyor, sonra Genelkurmay Başkanı Orgeneral Yaşar Büyükanıt'ın ev sahipliğinde tatbikatı izlemeye gidiyor. Tatbikat alanındaki görüntüler malum; dün Meclis'te kavgaya da neden oldu: Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer, sağındaki Erdoğan'a dönüp bakmıyor, Erdoğan onunla konuşmuyor, Büyükanıt ise Sezer'in solunda, ara sıra ona bilgi veriyor.
Üç saat bu diyalogsuzluk içinde geçiyor. Yani, Genelkurmay'dan ABD ihlali konusunda yazışma dışında hükümete sözlü bilgi verilmediğini eldeki bilgiler kadarıyla varsayabiliriz.
5- Ama diyalogsuzluk acaba bununla sınırlı mı? Önceki günkü TOBB Kongresi'nde DYP lideri Mehmet Ağar, Başbakan Erdoğan'ı, Irak'a yapılacak muhtemel operasyon konusunda Genelkurmay Başkanı'na televizyon ekranından mesaj göndermekle eleştirdi. (Genelkurmay da sınır ihlalini hükümete AA haberiyle duyurmuş sayılır.) CHP lideri Deniz Baykal, PKK ile mücadele ve Irak operasyonundan bahsederek "Genelkurmay Başkanı'yla Dolmabahçe'de bunları konuşmadınız mı? Ne konuştuğunuzu neden açıklamıyorsunuz?" diye yüklendi. Erdoğan, 4 Mayıs'ta Dolmabahçe'de Büyükanıt ile yaptığı görüşme konusunda Ertuğrul Özkök'e "İki devlet yetkilisi arasında görüşmeydi. Bu konuda konuşmamak üzere söz verdik" demişti.
Soru işaretleri birikiyor. Şöyle bir dönemden geçerken cumhurbaşkanı hükümetle, asker hükümetle, hükümet her ikisiyle doğru düzgün konuşamıyorsa, ortada ciddi sorun var demektir. Bu durumun bir an önce açıklığa kavuşturulmasında fayda var.