İbrahim Şahin?in silahları ve 2004 tarihli gazete

İbrahim Şahin?den çıktığı söylenen bilgilerle bulunan silahlar Susurluk?la Ergenekon?u bağlayacak mı? Temmuz 2004 tarihi bize neyi anlatabilir?

İbrahim Şahin deyince akla ilk olarak 3 Kasım 1996’da Susurluk’taki kazada ölen Abdullah Çatlı ile bir düğünde göbek atan özel harekâtçı polis şefi fotoğrafı geliyor. İkinci olarak onu sert sorgulardan azade tutan kaza sonucu hafıza kaybı geçirdiği haberleri.
Ergenekon soruşturması çerçevesinde 7 Ocak’ta gözaltına alınan Şahin, acaba hafızasına güvenemediği için mi silahları sakladığı yerin krokilerini yanında, evinde bulunduruyordu? Polisin verdiği bilgi doğruysa, krokinin gösterdiği Gölbaşı yakınlarında arazide gömülü bulunan anti-tank roketatar silahlar, bomba ve patlayıcı kalıpları, evinde bulunan toplam dokuz otomatik tabanca neden saklanmıştı. Bilgi doğruysa, bulunan el bombalarının seri numarası neden kazınmıştı. Ergenekon’u başlatan Ümraniye bombalarının seri numaraları vardı ve o nedenle Danıştay saldısısından önce Cumhuriyet gazetesinin bombalanmasında da aynı serinin kullanıldığı ortaya çıkmıştı. Şahin ve birlikte çalıştığı kişiler bu bombaların başka olaylarla, ya da bombaların kaynağıyla irtibatının kurulamamasını mı amaçlamıştı.
Şahin’in adı Ergenekon davasıyla birleştirilen Danıştay Baskını olayında, emekli Yüzbaşı Muzaffer Tekin ile haberleşmesi çerçevesinde geçiyor. Emekli Tuğgeneral Veli Küçük ile birlikte Susurluk davası ile Ergenekon davasını bağlayan isimlerden biri de İbrahim Şahin mi oluyor bu durumda.
Bir de dün yine polis kaynaklı olarak verilen ‘silahlar 7 Temmuz 2004 tarihli gazeteye sarılıydı’ bilgisi var. 2004 önemli bir yıl. Emekli Deniz Kuvvetleri Komutanı Özden Örnek’e atfedilen günlüklerle öğrendiğimiz Ayışığı ve Sarıkız kodlu ve Genelkurmay’ın engellediği darbe planlamalarının kaynatıldığı 2003-2004 döneminin bir anlamda son günleri o tarih. Ağustos 2004 Yüksek Askeri Şurası o dönemin büyük aktörlerini emekli etmiş, onlar da dışarıdan ‘istikrarsızlaştırma’ faaliyeti sürdürmüşlerdi bir senaryoya göre. Şahin’in 2003-2004’de sonuçsuz kalan girişimlerle bir bağı var mıydı?
Anlaşılan iktidar oyunu çok sert oynanmış. Bunu Ergenekon soruşturmasının son dalgada olduğu gibi siyasi intikam izlenimi veren uygulamadan da anlayabiliryouz; kavgada yumruk sayılmaz, kurunun yanında yaş da yanar misali oyun sert oynanmaya devam ediyor. İddianamenin bir an önce ortaya çıkmasına o kadar ihtiyaç var ki...

Ankara’da siyaset devam ediyor
1. Egemen Bağış Fas’ta iken AB Bakanı oldu. Çoktandır konuşulan Dışişleri Bakanı’ndan ayrı AB müzakerecisi konusu, Dışişleri Bakanı Ali Babacan ülkeden ayrıyken sonuca bağlandı. Babacan, Türkiye’nin de üye olduğu BM Güvenlik Konseyi’nin Gazze krizi görüşmelerine katılmak üzere ABD’de idi. Yine Gazze kriziyle ilgili olarak AB Dış ve Güvenlik Politikası Sorumlusu Javier Solana’nın Ankara’ya geldiği gün, AK Parti’nin dış ilişkilerden sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Egemen Bağış, Devlet Bakanı yapılarak AB Baş Müzakerecisi görevine atandı. İşin ilginç yanı, Bağış’ın da göreve atandığı haberini Fas’ta, iktidardaki Adalet ve Kalkınma Partisi (isim benzerliği) kongresine Başbakan Tayyip Erdoğan’ın mesajını iletmek üzere gittiğinde alması oldu.
2. Batılı elçiliklerde Kemal Derviş merakı. BM Kalkınma Programı (UNDP) Başkanı Kemal Derviş’in görev süresi temmuzda dolmasına rağmen 1 Mart’tan itibaren görevi bırakacağını açıklaması, Türkiye’deki iç siyasetle ilgilenen batılı elçiliklerde ilgi uyandırdı. Kemal Derviş’in Türkiye’de siyasete dönüp dönmeyeceği merak ediliyor. Merak, iki seçenek üzerinde yoğunlaşıyor şimdilik: 1- Derviş siyasete giderken bıraktığı CHP saflarına döner mi? Böylece Türk siyasetinde alternatif rüzgârlar estirir mi? 2- Derviş, siyasete tıpkı 2001‘de olduğu gibi kriz vesilesiyle, örneğin ekonomi yönetiminde sorumluluk üstlenerek döner mi? Derviş’in ABD’de üniversite ve düşünce kuruluşu çalışmalarına yoğunlaşmak istediği duyumları, Ankara’daki batılı elçilikleri tatmin etmiyor anlaşılan.