Irak sınırında sinir harbi

Türkiye, 'Sabrımız taşıyor' derken, ABD Dışişleri Bakanı Rice Ankara yolunda. Rice'a sorulabilir: Türkiye yerine niye PKK'yı durdurmuyorsunuz?

ABD Dışişleri Bakanı Condoleezza Rice'ın 2-3 Kasım'da İstanbul'da yapılacak İstanbul toplantılarından bir gün önce Ankara'ya geleceği haberleri neyin işareti? Rice Türkiye'yi Irak'a harekâttan alıkoymaya mı geliyor? Yoksa Türkiye'nin askeri yöntemlere başvurmaması için sıraladığı koşulların en azından bir kısmının yerine getirildiğini bildirmeye mi?
Ankara'daki genel inanç, daha doğrusu karamsarlık, Rice'ın Türkiye'yi istediklerini alamasa da durdurmak için geleceği yönünde.
Türkiye ile ABD yönetimleri arasındaki güvensizlik giderek gözle görülür, elle tutulur boyutlara tırmanıyor.
Bunu dün Karadeniz Ekonomik İşbirliği'nin dışişleri toplantılarında gözlemci olarak yer alan ABD'nin Dışişleri Müsteşar Yardımcısı Matt Bryza "Esir Türk askerlerini kurtarmaya çalışıyoruz" dedikten sonraki bir gelişmede de gözlemek mümkün oldu. Toplantıyı izleyen gazeteciler, üst düzey bir Türk yetkilinin etraftan duyulacak şekilde "Boş konuşmalar. Artık sinirimize dokunuyor" diye söylendiğine tanık oldular.
Zaten son günlerde yalnızca Irak sınırında değil, Ankara'da da giderek koyulaşan ortamı sinir harbi olarak nitelemek yanlış olmaz.
Bu sinir harbinin bir başka göstergesi de, yine Rice'in bir sözü üzerine ortaya çıktı.
ABD Dışişleri Bakanı Vaşington'da "Türkiye askeri harekât yapmasın" deyince, Başbakan Tayyip Erdoğan da Bükreş'te "Ancak temenni edebilir. Kararı verecek olan biziz" dedi.
Oysa Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ün KEİ toplantılarının açılışında yaptığı konuşma yalnız ABD'ye değil, ilgilenen herkese bir mesaj veriyordu: "Türkiye'nin sabrı taşıyor."
Evet, koşullar, Türkiye'nin Irak'ın kuzeyinde istediği gibi at oynattığı 2003 öncesi gibi değil. Evet, 1998 Suriye olayıyla 2007 Irak olayı arasında ciddi farklar var. Evet, bu kez muhatabımız Saddam Hüseyin ya da Hafız Esad değil. Mesud Barzani hiç değil. Muhatap, Irak'ın kontrolünü elinde tuttuğu varsayılan ABD. Bütün bunlara karşın, Türkiye geçmişte pire için yorgan yakma kapasitesini fazlasıyla kanıtlamış bir ülkedir. Bakınız; Kıbrıs.
O nedenle, şahsen kendisi de, hükümet de Türkiye'nin Irak bataklığına kapılmasından endişe etse de, Cumhurbaşkanı Gül'ün dediğini dikkate almakta yarar var.
Yalnızca saydığım nedenlerle değil. Cumhurbaşkanı bu sözleri bir gün önce ilk kez başkanlık ettiği altı saatlik bir Milli Güvenlik Kurulu toplantısı ardından söyledi. O toplantıda, Irak'ın kuzeyindeki Kürt yönetimini zora sokmayı amaçlayan bir dizi ekonomik önlemin hükümete tavsiyesi kararlaştırıldı. Askeri önlemlerden söz edilmedi bile. Yine de son cümlede 'gerektiğinde gözden geçirilmek üzere' kaydı düşüldü.
Ama o toplantıda askeri ihtimallerin tartışılmadığını söylemek safdillik olur.
Gül, askerden ve hükümetten aldığı en taze nabızla yaptı yani dün sabahki konuşmasını.
Genelkurmay'dan dün akşam saatlerinde yapılan bir açıklama, geçen pazardan bu yana sokaklara dökülerek PKK terörizmini protesto eden kitlelere teşekkür ediyordu. Açıklama, Danıştay'ın hükümet başvurusu üzerine RTÜK tarafından aldığı saldırı haberlerine yayın yasağını durdurma kararından birkaç saat sonra geldi.
Bu gelişmeler, sokaklarda olabildiğince az gerilim görmek isteyen hükümet üzerindeki harekete geçme baskısının arttığına işaret ediyor.
Yine akşam saatlerinde Ankara'ya gelen Irak heyetinin de çantalarında vaatler dışında ne getirdiği merak konusu. Çünkü Irak Kürtleri adına konuşan Barzani ve Irak Cumhurbaşkanı olduğunu unutarak Barzani ile siyasi rekabete giren Celal Talabani, içinde bulundukları bütün zorluklara karşın PKK'lıların üzerine gitmeye çekiniyorlar. Birçok nedeni var. Bunlardan birisi, PKK'nın kendilerine de zarar vereceğini bilmeleri. Boru hattı sabotajlarından başlayıp, hayal gücünün yettiği yerlere uzanacak hasarı Kürt yönetimi kaldıramayabilir. Ama bundan da ötesi, Kürtler Irak'taki ABD işgaline yaslanarak kendilerini bağımsız bir Kürt devletine çok yakın hissediyorlar. Biraz da o nedenle bu kadar büyük oynuyorlar.
O nedenle, Ankara'ya gelecek Rice'a, hükümet belki de CHP lideri Deniz Baykal'ın bir hafta önceki sözlerine benzer mesaj verebilir: Neden Türkiye'yi durdurmak yerine PKK'yı durdurmuyorsunuz?