Irak üzerinden seçim kavgası mı?

Joseph Ralston, ABD'nin PKK terörizmle mücadele özel temsilcisi atanıp Ankara'da Edip Başer ile görüştükten sonra Radikal'e yaptığı açıklamada ilk ele aldıkları konunun...

Joseph Ralston, ABD'nin PKK terörizmle mücadele özel temsilcisi atanıp Ankara'da Edip Başer ile görüştükten sonra Radikal'e yaptığı açıklamada ilk ele aldıkları konunun Irak'ın kuzeyinde PKK kontrolündeki Mahmur kampı olduğunu söylemişti. (Radikal, 14 Eylül 2006) Dün gelen haber, ABD ile PKK'ya karşı işbirliğinde ilk görünür adımın Mahmur kampında atıldığını gösteriyordu. Gerçi baskın, baskından çok bir sayımı andırıyordu, ama yıllardan sonra PKK'ya verilen ilk 'rahatsızlık' oldu.
Mahmur kampı operasyonunun ABD Dışişleri Bakanlığı Müsteşarı Nicholas Burns'ün bugün başlayacak Ankara temaslarının hemen öncesinde yapılmasıyla bir zamanlama bağlantısı var mı? Ya da Meclis'te yapılacak Irak konulu genel görüşme tartışmalarıyla?
Geçenlerde bu nedenle önce ABD'nin Ankara Büyükelçisi Ross Wilson, ardından Bağdat Büyükelçisi Zalmay Halilzad ile polemiğe giren Başbakan Tayyip Erdoğan'ın, muadili olmayan ABD Dışişleri Müsteşarı ile görüşmeyi gündemine alması, bu konudaki hassasiyetini ve belki asabiyetini de gösteriyor.
Erdoğan bu görüşmede anamuhalefet CHP'nin PKK'ya karşı sınır ötesi harekât talebinden söz edecek, Kerkük'te bu yılın sonunda referandum yapılmamasını isteyecek ve referandum yapılır da Kürtler Kerkük'ü alırsa 'Türkiye'nin seyirci kalmayacağını tekrarlayacak mı? Tekrarlarsa, alacağı yanıtın önceki gün ABD Dışişleri Sözcüsü Tom Casey'in referandumun muhtemelen zamanında yapılacağı açıklamasının dışında olmasını mı bekliyor?
Eğer öyle ise, danışmanları Erdoğan'ı fena halde yanıltıyor olabilirler ya da Erdoğan danışmanlarının verdiği bilgilere rağmen tabloyu yorumlamakta fena halde yanılıyor olabilir.
Çünkü tabloya serinkanlı bakınca şunlar görülebiliyor:
1- ABD'nin şu anda dünyadaki birinci önceliği Irak, Irak'taki birinci önceliği ise Bağdat, Kerkük değil. ABD Başkanı George Bush'un Demokratların elindeki Kongre'den 20 bin küsur askeri özellikle Bağdat için istiyor. Mesud Barzani'dan iki tugay peşmergeyi de Bağdat için istiyor.
2- Peşmergeler ve Amerikan askerleri omuz omuza kimlerle mi çarpışacak? Tabii ki Sunnii Arap direnişi ve gerekirse Sadr'ın Şii milisleriyle. Erdoğan'ın Lübnan ziyaretinden bu yana gündemde tuttuğu Kerkük konusunda ABD yönetiminin Barzani çizgisinde tavrını teyit etmesi rastlantı sayılmamalı. Bush yönetimi, Türkiye 1 Mart tezkeresini reddettikten sonra Irak'ın işgali için yalnızca Kürtlerin işbirliğine muhtaç kalmıştı. Şimdi asayişi korumak için Kürtlere başvuruyor.
3- Çünkü ABD de, onun etkisi altındaki Irak hükümeti de, Bağdat'ta birkaç ay içinde kontrol sağlanamazsa, Irak'ın bütünüyle elden çıkacağını, iç savaş, parçalanma ve çözülme sürecinin geri dönülmez aşamaya tırmanabileceğinden endişe ediyorlar.
4- Bu koşullar altında Washington, Kerkük sorunuyla iş ancak referandum aşamasına geldiğinde ilgilenmek istiyor, şimdi değil. Keza, Türkiye için yakıcı olan PKK sorunu da şu anda Irak'ın yaşadığı cehennem düşünüldüğünde ABD açısından ön sıralarda bir problem değil. Yani Bush'un yeni stratejisinde 'Irak'la sınır problemi' sözleriyle Türkiye'nin hassasiyetine yer vermesi dahi, Türkiye'yi bu ciddiye aldığını gösteriyor.
Öte yandan, son günlerde Başbakan Erdoğan ve CHP lideri Deniz Baykal arasında Kerkük, PKK ve sınır ötesi operasyon gereği üzerine tırmanan tartışmayı fazla ciddiye alma eğilimi yok. Bunun bazı nedenleri olduğu anlaşılıyor. Bu nedenler arasında öne çıkan, Amerikalıların bu kavgadaki asli gerekçenin gerek AK Parti, gerekse CHP'nin merkez sağdaki milliyetçi oylara talebinden kaynaklandığını düşünmesi. Yani seçim rekabeti gözüyle bakması. İkinci neden olarak, Erdoğan ve Baykal'ın ABD'nin PKK'ya ilişkin sözlerini tutmamış olmasından kaynaklanan (haklı) hayal kırıklığı. (Mahmur kampı operasyonu belki bu açıdan Meclis tartışması öncesi Erdoğan'ın elini bir nebze olsun rahatlatabilir.)
Peki ABD, Türkiye'nin sınır ötesi tartışma taleplerini hiç mi ciddiye almıyor? Yaptığım temaslardan edindiğim izlenim, aldığı yönünde. Ancak bu konuda hiç bir sürpriz beklenmiyor. Yani Türkiye'nin Irak'taki PKK varlığına yönelik operasyonlarını ABD'ye danışacağı anlayışı mevcut. Süleymaniye olayı sonrası, askerden-askere ilişkilerin önemini herkes anlamış durumda. Bu da Amerikalıların son günlerdeki 'ateşli' tartışmalara neden daha çok iç politika kavgası gözüyle baktığını açıklıyor.