Irak'a kör uçuşu

Son eylemlerin arkasında ne var? PKK, Türkiye'yi Irak bataklığına çekmek mi istiyor?

PKK destekli DTP'nin 22 Temmuz seçimleri için bağımsız aday listelerini verdiği 4 Haziran günü PKK Tunceli'de bir askeri karakolu vurdu ve 7 asker şehit oldu.
Yöntem, bir nevi intihar saldırısı. PKK'nın silahlı kolu HPG, internet sitesinde bu eylemi üstlendi ve bazı ayrıntılar da verdi. Eylemin, tıpkı 22 Mayıs'ta Ankara'da 6 vatandaşın öldürülmesine yol açan Ulus bombalaması gibi, intihar (fedai diyorlar) eylemi olduğu anlaşılıyor. Bu sitede 4 Haziran gecesine ilişkin bir iddia da Hakkâri'nin Çukurca ilçesi sınır bölgesinde görev yapan Kobra tipi helikopterin PKK militanlarınca düşürüldüğü iddiası. Yetkililer, helikoptere ateş açıldığını doğruluyor, ancak benzin deposundan vurulan aracın sağ salim Türk topraklarına indiğini söylüyor. Bu arada katarlar sınır bölgesine tank,
top ve zırhlı araçlarla yığınak yapıyor.
Bu gelişmeler, sınır ötesi harekât söylentileriyle birlikte anılıyor.
Türk-Irak sınırında 1999'da Öcalan'ın yakalanmasıyla duran sıcak çatışma ortamı geri döndü.
Bunda 2003 yılında başlayan ABD işgalinin, o işgalde işbirliği yapan Irak Kürtlerinin PKK'ya kol kanat germesinin büyük payı var. Daha önce Irak içlerinde üslenen PKK militanlarına dilediğince harekât düzenleyen Türk güvenlik güçleri, artık sınırın karşı tarafında yalnızca PKK militanları ve peşmerge güçlerinin olmadığını biliyor. ABD tarafından 'kaza' olarak
adlandırılılan 24 Mayıs uçak ihlali, sınırın öte yanında kimlerin olduğunu hepimize hatırlattı.
Nitekim Genelkurmay Başkanı Orgeneral Yaşar Büyükanıt, 31 Mayıs'ta
İstanbul Harp Akademileri'nde gazetecileri yanıtlarken, hükümetten Irak'taki PKK varlığına yönelik olarak siyasi talimat beklediklerini, çünkü karşı tarafta peşmergelerin yanı sıra Amerikalıların da bulunduğunu, onlara karşı nasıl davranılacağının siyasi karar işi olduğunu açıkça söyledi.
ABD uçaklarının sınır ihlalinin tarihi önemli. Çünkü 22 Mayıs bombalaması ardından 'Irak'a girelim' taleplerinin ve sınır bölgesinde yapılan operasyonların hemen ardından meydana geldi. Bundan bir gün sonra, 25 Mayıs'ta Bingöl'de bir yük trenine girişilen PKK eylemi sonucu raydan çıkan vagonlarda, İran'dan yüklenmiş, Suriye'ye giden çok miktarda cephane, patlayıcı, füze rampaları ele geçirildi. Bunların acaba İsrail'e
karşı kullanılmak üzere Hizbullah ve Hamas'a mı gittiği soruları ortada kaldı.
PKK bombaladığı trende ne olduğunu biliyor muydu? Yük katarı bir hafta kadar Van'da yol beklemişti. PKK'nın internet sitesi, trenin taşıdığı yükü bildiklerini söylüyor. Bu ne kadar güvenilir bilgi, ne kadarı propaganda? The New Anatolian gazetesinde bir süre önce manşette yer alan iddiada, PKK'nın ABD çıkarları doğrultusunda İran çıkarları aleyhine eylem yaptığı yazılmıştı. Gazetenin yayıncısı, Irak Kürtleriyle iş yapan İlnur Çevik, bu konularda özel bilgi kaynaklarına ulaşabiliyor. Bu iddiayla Bingöl bombalamasının bir ilgisi var mı? Bu iddiayla, tam da uluslararası savunma fuarı yapıldığı gün, Savunma Bakanı, Genelkurmay Başkanı ve misafirlerinin geçtiği güzergâhta, Ankara'da patlayan bombanın bir ilgisi var mı? Tunceli'de, Irak sınırından çok uzaktaki Kocatepe Karakolu'na yapılan eylemin bu resimdeki yeri ne?
Ve en önemlisi, PKK bir yandan 22 Temmuz seçimlerine bağımsız adaylar verirken, diğer taraftan eylemleri tırmandırarak ne yapmak istiyor?
Kimilerine göre, Türkiye'nin sinir uçlarına iyice basıp Irak'a topyekün bir harekât başlatılmasını, böylece Türkiye'nin Irak savaşının bir parçası haline gelmesini istiyor. Bu Türkiye için felaket olur.
Kimilerine göre, onlarca yıldır kışkırtıldığı halde halkın sağduyusuyla patlamayan Türk-Kürt kavgası tetiklenmek isteniyor. Önceki akşam Sakarya'da olanlar, seçim dönemi olmasa da tehlikelidir. Seçimlerde DTP'nin (Avrupa'daki Kürdistan bölgesi haritalarını yalanlar şekilde) Denizli'den İstanbul'a, Bursa'dan Adana'ya dek batı illerinde bağımsız adaylar çıkarıyor oluşu dikkate alınmalı.
Kimilerine göre de, Türkiye'nin mevcut koşullar altında zaten kapsamlı sınır ötesi harekâta kalkışmayacağını hesap eden PKK, eylemleri tırmandırarak hem halktaki husursuzluk duygusunu, hükümetle asker arasındaki çelişkileri körüklemeye çalışıyor.
Bu koşullar altında 'Irak'a girelim' taleplerinin yükselmesi tehlikeyi artırıyor.
İstenenin, önümüzde ne olduğu kestirilmeden kalkışılacak bir 'kör uçuşu' olduğu görülmeli.