Irak'ta petrol savaşı önlenebilir mi?

Irak'ta yeni bir petrol savaşı çıkarsa tıpkı bir asır önceki gibi hükümetlerin, rejimlerin, sınırların değişmesine yol açabilir ve öncekinden çok daha kanlı olmasından korkulur.

Daha doğrusu, Irak’ta yeni bir petrol savaşından nasıl kaçınılabileceğini sormak.

Çünkü halihazırda bölge doludizgin bir savaşa gidiyor ve bunun merkezinde de nedense kimsenin odağına almadığı Irak ve Irak’taki petrol ve gaz yatakları bulunuyor.

ABD Dışişleri Bakanlığı sözcüsü Victoria Nuland dün ilginç bir açıklama yaptı. Açıklamada hem Bağdat hem de Erbil, yılan hikâyesine dönen enerji yasası üzerinde bir an önce anlaşmaya çağrılıyordu. Açıklamanın ilginç yanlarından biri zamanlamasıydı. Daha bir gün önce Kürdistan Bölgesel Yönetimi Başkanı Mesud Barzani, ihtilaflı Kerkük şehri yakınlarında, artık düzenli ordudan farklı olmayan peşmerge birliklerini denetledikten sonra, Başbakan Nuri el Maliki’ye atfen, Kürtlerin savaşmak istemediğini ama savaşmaktan da çekinmeyeceğini söylemişti.

Irak’ın merkezi ve bölgesel hükümetlerini karşı karşıya getiren çıkarlar çok büyük. Tahminlere göre KBY sahalarında 45 milyar varil petrol ve 3.5 trilyon metreküp gaz yerüstüne çıkarılmayı bekliyor. Bu miktarlar, eğer doğruysa Avrupa’nın Rusya’ya karşı seçenek umudu olan Azeri-Türkmen, yani Hazar havzası potansiyelinin altı katı kadar. Eski BP, yeni Genel Enerji Başkanı Tony Hayward, “O petrol bir şekilde pazara çıkacak” diyor, siyasi sorunlar sorulduğunda.

Tavşan kaç oyunu

Öte yandan 4 Aralık’ta Erbil’deki Petrol ve Gaz Konferansı’na katılmaya niyetlenen Enerji Bakanı Taner Yıldız’ın uçağının Maliki tarafından reddedilmesi nedeniyle Kayseri’ye inmek zorunda kalması var. Yıldız, Irak’la (ve tabii Türkiye’nin enerji çıkarlarıyla) daha fazla ters düşmemek adına sert bir tepkinin verilmediği bu gelişmeyi, orada 19 ülkenin yatırımının bulunduğu bir tek komşu Türkiye’ye istisna uygulanamayacağı şeklinde yorumlamıştı.

Burada kilit konu, Maliki’nin karşı çıkmasına rağmen ABD enerji devleri Exxon ve Chevron’un da Rus Gazprom ve Fransız Total ile birlikte Kürt bölgesindeki ana yatırımcılar olarak konferansın ana sponsorları arasında bulunmasıydı. Acaba ABD Irak’ta bir tür ‘Tavşana kaç, tazıya tut’ oyunu mu oynuyordu?

Nuland’ın açıklaması bir anlamda buna cevap olmak üzere. “Hayır, siyasetimiz değişmedi. Irak merkezi hükümetinin izin vermediği yatırımlara karşıyız” diyor. Bu basın toplantısında Türkiye’nin Kürt bölgesindeki yatırım niyetleri de sorulmuş, o da komşuların gerilimi arttıracak açıklamalardan kaçınmasını istemiş.

İyi de Irak’taki ihtilafa dışarıdan muhatap tek ülke Türkiye mi? Tabii ki hayır; hatta kronikleşmiş Kürt meselesi nedeniyle oyuna çok gecikerek girmiş komşu Türkiye. Peki, Nuland’ın açıklamasında ABD enerji şirketlerine doğrudan atıf var mı? Hayır, yok. Oysa o şirketler, Irak’taki yeni enerji mücadelesinin hem başlatıcısı, hem asli oyuncuları. Eğer bu açıklama sadece Maliki’yi yatıştırmak amaçlı bir ‘dostlar alışverişte görsün’ girişimi ise o amaca da hizmet ettiği şüpheli, yetersiz bir açıklama.

Oysa durum ciddi. Böylesi bir açmaza doğru bundan yüz yıl kadar önce, Birinci Dünya Savaşı’nın hemen öncesinde de sahne olmuştu bu bölge. Şimdi Irak’ta yeni bir petrol savaşı çıkarsa, tıpkı bir asır önceki gibi hükümetlerin, rejimlerin, sınırların değişmesine yol açabilir ve öncekinden çok daha kanlı olmasından korkulur.

Böyle bir savaştan kaçınmanın yolu, Irak’ta ağır sorumluluğu bulunan ABD için bu tür geçiştirme açıklamaları değildir.