İran, İran

'Ajax Harekâtı' İran Başbakanı Musaddık'ı devirme planına ABD gizli servisinin verdiği kod isimdi

İran’ı yıllar sonra yeniden ayağa kaldıran 12 Haziran seçimlerinden bir hafta kadar önce, 4 Haziran’da ABD Başkanı Barack Obama Mısır’ın başkenti Kahire’de önemli bir konuşma yaptı ve Müslümanlara seslendi.
Bu seslenişte İran’a da yer vardı. Yorumcular. İran’ın nükleer programına ilişkin sözlere
eğildiler, İsrail bu yüzden tepki gösterdi, ama Obama’nın konuşmasında İran’da bugün yaşananlara referans olabilecek önemli bir bölüm vardı. ABD Başkanı ülkesinin 1953’te İran’daki demokrasiye müdahale edilmesindeki rolünü kabul etti.
Böylece bir ABD Başkanı, kırk altı yıl önce bir başka ABD Başkanı’nın emriyle İran’daki demokrasiye müdahale edilmiş olduğunu resmen kabul ediyordu.
Ne olmuştu 1953’te? İkinci Dünya Savaşı ardından Şah Rıza Pehlevi yönetimindeki İran’ın zengin petrol yatakları İngiltere merkezli Anglo-Iranian Petrol Şirketi tarafından işletiliyor ve tüm ürün İngiltere’ye satılıyordu. İran kamuoyunda petrollerinin yüzde 50’sini İngiltere’nin kontrolüne veren bu anlaşmanın iptali doğrultusunda büyüyen tepkinin bir sonucu olarak 1951’de Meclis önce Mart ayında petrolün millileştirilmesi kararı aldı, sonra da Şah’a rağmen, Milli Cephe liderlerinden Muhammed Musaddık’ı başbakan seçti.
Musaddık petrolü millileştirdiğini ilan etti ve yeniden seçime gitti. Tıpkı geçen haftaki gibi çok tartışmalı bir seçim oldu, ama Musaddık özellikle fakir kırsal kesimin oylarıyla galip çıktı.
Daha sonra British Petroleum altında eriyecek Anglo-Iranian şirketinin millileştirilmesi, başkalarına, örneğin Amerikan Amaco şirketinin Suudi Arabistan petrollerinin yüzde 50’sini kontrol etmesine kötü örnek olabilirdi. İngiltere Başbakanı Winston Churchill ABD Başkanı Dwight Eisenhower’ı ikna etti.
Musaddık’a İran Komünist Partisi TUDEH’in verdiği destek komünizm tehlikesi olarak propaganda malzemesi seçildi. Kasım 1952’de düğmeye basıldı; Ajax Harekâtı başladı. Amerikan gizli servisi CIA’nin Yakındoğu-Afrika bölümünün başında bulunan eski ABD Başkanlarından Theodore Roosevelt’in torunu Kermit harekâtı  Tahran’da üslenerek yönetti. CIA’in 1 milyon dolar ve İngiliz gizli Servisi MI6’nın 10 bin pound -evet sadece o kadar- ayırdığı bütçe ile kiralanan Şah yanlısı aşiret mensupları kamyon ve otobüslerle şehir merkezine taşınarak başbakanlık ‘halk kitlelerince’ kuşatıldı. Şah’ın emrindeki ordu başbakanlığı topa tuttu ve 19 Ağustos 1953’te Musaddık böylece devrildi.
Şah tekrar yönetimi ele aldı. Petrolün millileştirilmesi iptal edildi. 1952’de NATO’ya alınmış Türkiye, İran ve Yunanistan ile birlikte ABD ve İngiltere Sovyetler’i güneyden kuşatacak bir müttefik kuşak buldular.
İran, bölgede ABD’nin en ileri karakolu, İsrail’in en iyi dostu oldu. Irak’taki Kürt ayrılıkçılarına İsrail gizli servisi Mossad ve İran gizli servisi Savak birlikte yardıma başladılar. Savak, içeride
halka zulmeden bir siyasi aygıta dönüştü.
Dipten gelen dalga 1970’lerin sonunda su yüzüne vurdu. Moskova yanlısı Tudeh’in yanı sıra, demokrat ve liberallerin de desteğini alan İslamcı hareketin önderliğinde milyonlarca insanı sokağa döken protestolar, 1979 Ocak ayında Şah’ı yurtdışına kaçırdı. 1 Şubat 1979’de Ayetullah Humeyni’nin Paris’teki sürgünden Tahran’a dönmesiyle İran İslam Cumhuriyeti’nin 1 Nisan’da kurulmasının kapıları açıldı.
1953’te yeni filizlenen İran demokrasisine petrol çıkarıyla vurulan Anglo-Amerikan derbesinin sonuçları bugün yalnız İran değil, Türkiye dahil her bölge ülkesinde siyasi dengeleri değiştirmeye devam ediyor.
Obama, bu pişmanlığı dile getiren ilk başkan oldu, ama 2000 yılında dönemin ABD Dışişleri Bakanı Madeleine Albright, 1953 darbesi nedeniyle İran’dan özür dileme noktasına kadar gelmişti. Albright, o zaman Eisenhower yönetimine stratejik avantaj sağlıyor gibi görünen bu eylemin, İran ve bütün bölgede yol açtığı yıkıcı sonuçların farkına varmıştı.
Halkın tercihlerine zor yoluyla, müdahale ve o bağlamda darbeler, müdahaleye gücü yetenlerce her zaman cazip görünebilir, o an için avantaj sağlayabilir. Sonuçları her zaman yıkıcı ve geriletici olmuştur.
Bu saptamayı Türkiye’deki 1960, 1971, 1980 darbeleri ve 1997 müdahalesi için de yapacak durumdayız artık. Öyle değil mi?