İş dünyasının tercihi koalisyona dönüyor

TÜSİAD bir koalisyonu, hatta dahası bir AK Parti-CHP koalisyonunu işaret ediyor gibi. Nereden mi çıkarıyorum? TÜSİAD'ın düzenlediği kokteyldeki üç önemli ismin sohbetinden...

Dün Ankara’da “Teröre Hayır, Kardeşliğe Evet” yürüyüşü yapıldı.

TOBB Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu’nun önayak olmasıyla çok sayıda hükümet-dışı kuruluş on binlerce kişi siyasi şiddetin hızla yükselişine ve adını koyalım, PKK’nın yeniden başlayan saldırıları, hükümet güçlerinin de onlara sert karşılık vermesinin bir Türk-Kürt çatışmamasına dönüşmemesi için yürüdü.

Bu Türkiye’de ilk defa oluyor. Evet, bir bayrak tartışması yaşandı, ama insanların en azından kendi yaşama haklarına sahip çıkmaları adına çok önemli idi.

***

O yürüyüşe Türk-İş gibi, Barolar Birliği, MÜSİAD gibi kurumsal destek veren örgütlerden bir tanesi, yürüyüşün başlamasından birkaç saat önce İstanbul’da önemli bir çıkış yaptı.

Bu örgüt, Türkiye’deki en büyük yatırımcıların örgütü TÜSİAD idi.

TÜSİAD Başkanı Cansen Başaran Symes’ın Yüksek İstişare Kurulu açılışında yaptığı konuşma, TÜSİAD’ın bir süredir Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’dan gelen sert uyarılar sonrası bırakın siyasi, ekonomik konularda dahi açıklama yapmama uygulamasının da sonu oldu; bir anlamda duvar aşıldı.

***

Bunda tam da toplantıdan bir gün önce TÜSİAD Yönetim Kurulu Üyesi Memduh Boydak’ın Fethullah Gülen cemaati kapsamındaki bir soruşturma nedeniyle gözaltına alınmasının payı olmuş muydu?

Başaran Symes’ın konuşmasına “Eksikliğini hissediyoruz” diye başlamasından birkaç saat sonra, hemen hemen Ankara’daki yürüyüşün başladığı saatlerde Boydak serbest bırakıldı.

Ama TÜSİAD ekonominin iyi gitmediği uyarılarıyla birlikte, seçim güvenliğinden daha fazla demokrasi talebine dek önemli mesajlar içeren çıkışını yapmıştı.

***

7 Haziran seçimleri toplumsal uzlaşma mesajı ve umudu vermişti; buna karşın 1 Kasım’da yeni bir seçime gidiliyordu.

Başaran Symes, içinde bulunduğumuz gerilim ortamında medyaya yönelen baskıları da güçlü biçimde dile getirdi.

Bu konuşma yapılıyorken, Cumhuriyet gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Can Dündar’ın ölümle tehdit edilmesi konuşuluyor, Hasan Cemal’e bir yazısından dolayı soruşturma açılıyor, Hürriyet Genel Yayın Yönetmeni Sedat Ergin günlerdir yapılan saldırılar karşısında suç duyurusunda bulunuyordu.

***

TÜSİAD Başkanı konuşmasında neden 7 Haziran seçimleri ardından bir koalisyon hükümeti kurulmasını teşvik ettiklerini, desteklediklerini de anlattı.

Parti ismi vermese de Başbakan Davutoğlu ile CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu arasında bir ay kadar süren ve Cumhurbaşkanı'ndan gelen iki sert uyarının da etkisiyle kurulamayan AK Parti-CHP koalisyona atıfta bulunduğu belliydi.

“Öncelikle” dedi, “Eğer koalisyon kurulabilseydi, gerekli uzlaşma adımı atılmış olacak, toplumdaki sağlıksız kutuplaşma ortamı yumuşayacaktı.”

Sonra, “Güçlü bir koalisyon hükümeti” dedi, “Bugün karşı karşıya kaldığımız demokratik sorunlara daha iyi çözümler bulabilirdi.”

***

Şimdiyse TÜSİAD’ın hükümetten bir öncelikli beklentisi vardı; o da ülkeyi güvenlik içinde 1 Kasım seçimlerine götürmek.

Bir ülkenin en büyük iş örgütünün en öncelikli kaygısının seçim güvenliği olduğu bir ortamdayız.

TÜSİAD’ın seçim sonrası beklentileri arasında ise yeni ve daha demokratik bir anayasa bulunuyor.

***

Gerçi TÜSİAD ister tek parti, ister koalisyon hükümeti diyor ama, çizdiği tabloda tercihler bir koalisyonu, hatta dahası bir AK Parti-CHP koalisyonunu gösteriyor gibi.

Nereden mi çıkarıyorum? Bırakın yeni anayasa yapmayı, AK Parti’nin tek başına hükümet kuracak çoğunluğu almasına kesin gözüyle henüz bakılmıyor.

Tek başına hükümet olabilse dahi Erdoğan’a en fazla verebileceği, anayasa değişikliği olmaksızın ülkeyi fiilen başkanlık rejimi gibi yönetme rahatlığı olabilir.

***

AK Parti’nin tek başına hükümet olamazsa MHP ile kurabileceği bir hükümette anayasa değişikliği yapılması zor, MHP zaten Erdoğan’ın başkanlığını da istemiyor.

HDP ile koalisyonu ise –en azından mevcut koşullarda- AK Parti istemiyor.

Geriye CHP kalıyor. CHP ile, koalisyon da, anayasa da mümkün, ama o anayasa başkanlık sistemini değil parlamenter sistemi temel alacaktır, Erdoğan’ın itirazlarına karşın yapılabilirse eğer.

***

Ama lafı uzatmayalım. TÜSİAD’ın taleplerinden mantık yürüterek seçimden sonra bir AK Parti hükümeti yerine AK Parti-CHP koalisyonunu tercih edebilecekleri ve yeni ve daha demokratik bir anayasa yolunun da bundan geçtiğini düşündüklerini anlatana kadar, kestirmeden gidelim.

Önceki akşam TÜSİAD’ın düzenlediği bir kokteylde, isimlerini vermeden en büyüklerden üç patron ile birkaç gazeteci arkadaş arasında geçen sohbetten bir bölüm aktarayım.

Bu çok etkili yatırımcı “Son dönemlerdeki tecrübelerimiz bize gösterdi ki” dedi, “Türkiye için en iyisi uzlaşmayı zorlayan güçlü bir koalisyon hükümetidir; en azından bunu görüyoruz”; diğer iki yatırımcı başlarını sallayarak onay veriyorlardı, yüzlerinde gayet ciddi ifadelerle.

Bu belki de artık bir savunma refleksidir.