IŞİD gözünü İstanbul'a dikmişken, Diyanet'in çıkışı

Tam dolar 3 lira sınırına gelmiş, ekonomi nefesini tutmuş bekliyor ve Ankara İncirlik'te ABD ile IŞİD harekâtına hazırlanıyor, Doğu ve Güneydoğu'da silah sesleri yankılanıyorken IŞİD bir video mesajı yayınladı. Videosunun zamanlaması, moda deyimle "manidar".

Evet, tam Türkiye 7 Haziran seçimlerinden bir hükümet çıkaramamış vaziyette bir yenisine bakıyorken…

Evet, tam Doğu ve Güneydoğu’da yollara PKK hâkim, muhasara altındaki şehirlerden silah sesleri yankılanıyor, cenazeler kaldırılıyorken…

Evet, tam ABD doları 3 lira sınırına gelmiş, ekonomi nefesini tutmuş bekliyor ve Ankara İncirlik’te ABD ile IŞİD harekâtına hazırlanıyorken…

IŞİD bir video mesajı yayınladı.

***

Belki bazılarınız internetten izlemiştir; son derece profesyonelce hazırlanmış bir propaganda yayını.

Zannedersiniz esir aldıkları erkekleri en acımasız yöntemlerle öldürüp bunu dünyaya yayan, zannedersiniz kadınları köleleştirip topluca tecavüz eden insanlıktan çıkmış militanlar değil bir yardım kuruluşunun sizi cennete göndermeyi iş edinmiş sözcüsü konuşuyor.

Ve Türkçe konuşuyor. Kırklarının ortasında, tipik mücahit kılığı içinde, aksansız, şehirli bir Türkçe ile, muhtemelen bir Türk vatandaşı konuşan.

Belli ki, tercüme hatasına kurban gitmesin, yanlış anlaşılmasın, olduğundan hafif gösterilmesin diye IŞİD propagandası, hakaret ve tehditleriyle dolu mesajı Türkçe okuyor.

***

Anlıyoruz ki IŞİD’in hedefi Türkiye. Kendi anladıkları İslamî yönetimi kurmak için halkı ayaklanmaya, “tâgut” yönetimi alaşağı etmeye çağırıyorlar; “acele edin” diyor Türkçe konuşan IŞİD “Emiri”.

Tâgut, Kuran’da insanları Allah yolundan çıkaran, düpedüz şeytan anlamında kullanılıyor.

IŞİD için Türkiye Cumhuriyeti'nin kurucu Cumhurbaşkanı Mustafa Kemal Atatürk ile on ikinci Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan arasında bir fark yok; onlara da “tâgut” diye hakaret ediliyor.

Ve Türkiye’nin doğusunu “ateist” PKK’dan, batısını da “haçlı” zihniyetle işbirliği içinde olanlardan kurtarmak için harekete geçilmesini istiyor: nihai hedef İstanbul.

***

IŞİD’in propaganda ve tehdit videosunun zamanlaması, moda deyimle “manidar”.

Bir IŞİD bombacısının 20 Temmuz’da Suruç’ta 33 kişiyi öldürmesi (maalesef yaralıların kaybı ile sayı yükseliyor) sonrasında Türkiye’nin ABD ile anlaştığını ve İncirlik’i açtığını açıklaması, ABD uçaklarının da Suriye’deki IŞİD’i İncirlik’ten vurmaya başlaması sonrasına tesadüf ediyor.

Oysa Türkiye IŞİD’i daha 2013’te terörist örgütler listesine almıştı. Ama 2014 Haziran’ında örgüt Türkiye’nin Musul Başkonsolosluğu'nu işgal edip çalışanları rehin aldığında dahi bir karşılık görmemişti.

Hatta hükümet yakın zamana dek Batı’da IŞİD’in Türkiye üzerinden “yabancı terörist savaşçılar” devşirmesine ve Türkiye içinden destek görmesine göz yummakla suçlanmıştı.

***

IŞİD’in Atatürk’e de Erdoğan’a da hakaretler yağdırarak Türkiye’yi tehdit etmesi bir başka gelişmeye daha tesadüf etti.

Hükümet IŞİD ile sadece askeri ve polisiye alanda değil, ideolojik ve siyasi alanda da mücadele etmeye karar vermişti.

Diyanet İşleri Başkanlığı’nın 10 Ağustos’ta duyurduğu “DAEŞ Terör Örgütünün Hedefi, Faaliyetleri ve İslam Anlayışı” başlıklı rapor bunun göstergesi.

“Kuranı Kerim eşkıyalık yapılsın diye gönderilmedi” türünden kesin ifadeleri barındıran rapor, IŞİD’i de açıklıkla bir “terör örgütü” olarak kınıyor.

***

“DAEŞ’in en sapkın fikri, kendi fikrinden olmayan herkesi kâfir ilan etmesidir” denilen raporda, İslam’a şimdiye dek en büyük zararı bu örgütün verdiği öne sürülüyor.

Diyanet İşleri Bakanı Mehmet Görmez, IŞİD videosunun yayılmasından bir gün önce, 17 Ağustos’ta Ankara’da 81 ilin müftülerine hitabında hem bu rapordan, hem de IŞİD’ten bahseden önemli bir konuşma yaptı.

Görmez’e göre, El Kaide, IŞİD gibi örgütler, “Bir din olarak, kültür ve medeniyet olarak” İslam’ı, “var olmakla yok olmak arasında bir mücadeleye mecbur bırakmaktadır.”

IŞİD’in Ezidi kadınlara reva gördüğü seks kölesi yapma vahşetini de kınadığı konuşmasında Görmez, Türkiye’deki İslamcı kesimlerde gereksiz bir savuma refleksi olarak öne çıkarılan “dış mihrakların komplosu” söylemini de de değiniyor.

***

Diyor ki Görmez: “Müslümanlara hayatlarını zehir etmeyi kafalarına koymuş bu ve benzeri ‘tekfirci’ eğilimler sadece ‘dış mihrakların komplosu’ denilerek geçiştirilemez. Velev ki komplodur, ‘Peki, bu komplonun tutmasında bizim bünyemizin hiç mi zaafı yoktur’ suali sorulmalıdır.”

Bu önemli bir özeleştiridir.

Üst akıldır, Siyonist komplosudur demeden, genç Müslüman Türk ve Kürtlerin, asırlardır Anadolu Sünniliğinin gövdesini oluşturan nüvenin bu tür örgütlerce kemirildiğine, akıllarının çelinmekte olduğuna, belki çözülme tehlikesine dikkat çekiyor Diyanet İşleri Başkanı.

***

Bundan birkaç ay önce 19-21 Mart 2015’de İngiltere de The Ditchley Foundation tarafından düzenlenen “Siyasi İslam’ı anlamak: Küresel Hırslar, bölgesel Sıkıntılar” başlıklı kapalı bir konferansa katılmıştım.

Önemli bir Suudi prensinden, ABD dahil etkili batılı ülkelerin ve BM’nin radikal İslami hareketler ve terörizm uzmanlarına, sözü geçen alimlere dek etkili isimlerin de davetli olduğu konferansın sonuç raporunda yer alan ifadelerden birisi de, Müslüman ülkelerin bu tür aşırılıkçı şiddet hareketlerine katılanların bu işi İslam adına yapmakta olduğu gerçeğini görmezden gelemeyeceği, bununla yüzleşmeleri gerektiği idi.

Türkiye’yi yönetenlerin geç de olsa bu yüzleşmeye başladığı yorumu için belki vakit erken, ama Diyanet raporu ve Görmez’in konuşması bence ciddi, bir dönüm noktası sayılmalı.

***

Görmez, Türkiye’deki Müslümanları (ve aslında bölgemiz de diyor) IŞİD ve benzeri akımlarla ideolojik mücadeleye çağırıyor ve “bu fitne ateşini söndürmek” için “Evlerinizden, medreselerinizden ve kurslarınızdan dışarıya çıkın” çağrısı yapıyor.

Geç kalma bahsine gelince; zararın neresinden dönülse kârdır. İnsanlık onurunu ayaklar altına alan bu çağdışı terör akımıyla mücadelede yer almak doğru yönde atılmış bir adımdır.

Öte yandan bütün uzmanların üzerinde birleştiği husus, bu akımın geriletilmesinin pek de kolay olmayacağı, uzun süre alacağıdır.

O nedenle IŞİD’e karşı içeride ve dışarıda mücadelenin son gelişmeler ışığında daha yeni başladığı gerçeğine hazır olmakta yarar bulunmaktadır.