IŞİD yaptı demek bu kadar mı zor?

Gerek Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, gerekse Başbakan Davutoğlu, bu eylemin IŞİD tarafından yapıldığını söylemekten kaçınsa, mutlaka yanına PKK-PYD eklemeyi zorunlu görse de bu eylemin bir IŞİD eylemi olduğu anlaşılıyor.

Öldürülenlerin sayısının dün 102’ye yükseldiği Ankara saldırısına yönelik basın yasağını neredeyse tanıyan kalmadı.

Hükümete yakın gazeteler dahi soruşturmayı göze alarak Türkiye’de şimdiye dek görülmüş bu en kanlı terörist saldırının bulabildikleri ayrıntılarını okurlarına aktarmaya başladı.

Bu defa mızrak çuvala sığmıyor gibi; “soruşturmanın selametinin” saklamaktan değil açığa vurmaktan geçtiğini anlıyor gibi medya.

***

Yasak gelmeden önce yazmıştık zaten (Radikal, 13 Ekim 2015, “Parmaklar IŞİD’e Uzanırken”) 10 Ekim’deki iki intihar bombacısından birisinin Yunus Emre Alagöz olabileceğini.

Bu kişi, 20 Temmuz’da Suruç’ta kendisiyle birlikte 34 kişiyi öldüren Irak ve Şam İslam Devleti (IŞİD) adlı örgütün bombacısı Şeyh Abdurrahman Alagöz’ün kardeşiydi.

Tıpkı 5 Haziran’da Diyarbakır’da HDP mitingini bombalatıp 4 kişiyi öldürmek suçlamasıyla içeride olan Orhan Gönder gibi, bu iki kardeş IŞİD’le Adıyaman’daki İslam Çay Ocağı çevresinde tanışmışlardı. (Ne olur Adıyamanlılar alınmayın, her defa yazıyoruz ama bunu şehrinize saymayın, her yerde olabilirdi.)

***

Onları IŞİD’e örgütleyen –iddialara göre- daha önce El Kaide için çalışırken IŞİD’e geçmiş olan Mustafa Dokumacı diye birisiydi; o nedenle bunlara “Dokumacılar” deniyordu.

Çay ocağının Adıyaman belediyesinde ruhsat meselesinden kapatılmasıyla Suriye’ye geçmiş, Akçakale’nin karşısında, o zaman IŞİD kontrolündeki Tel Abyad şehrinde saflara katılmışlardı.

O nedenle polis bu gruptan (kimine göre 16) 20 kişi hakkında “terör şüphesiyle kayıp” listesi hazırlamış, dağıtmıştı fotoğraflarıyla birlikte.

***

Tel Abyad’ın aylar süren çatışmalar sonucu PYD tarafından ele geçirilmesiyle bu kişilerden ikisinin Hüseyin Peri ve Mahmut Gazi Tatar’ın Kürt milisler tarafından yakalandığı bildirilmişti.

Tatar’ın “huriler vaadiyle kandırıldığını” öne süren ifadeleri var PYD kaynaklarına göre.

Yakalanmayanlar, IŞİD eğitimi aldıktan sonra Türkiye’ye geçmiş ve malum eylemleri yapıp kan dökmüşler.

***

Şimdi Ankara’daki ikinci intihar bombacısının da yine bu gruptan Ömer Deniz Dündar olduğu öne sürülüyor.

Dündar’ın babası da, tıpkı Gönder’in annesi gibi defalarca çocuklarını polise, istihbarata ihbar ederek yakalanmalarını, böylece hiç değilse hayatını kurtarmaya çalışmış, sonuç alamamışlar.

İşte CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu’nun Başbakan Ahmet Davutoğlu’na “O iki kişi listede miydi?” sorusunun kaynağı bu. Amacı da, “Eğer listedeyseler, Ankara’ya gelene dek güvenlik güçleri nasıl müdahale etmedi?” sorusuna cevap bulmak.

***

MHP lideri Devlet Bahçeli 15 Ocak akşamı HaberTürk canlı yayınında daha da açık sordu. Madem Davutoğlu bu şüphelilerin neden takip edilemediğine gerekçe olarak Suriye’de olmalarını gösteriyordu, peki o zaman Suriye sınırından geçip Ankara’ya gelip o bombaları patlatana dek güvenlik güçleri ne yapmıştı?

Belli ki dün basında yer alan ve bombacıların Kilis’te Suriye’den geçen bazı IŞİD’çilerle toplantı yaptığı, bir gece orada kaldığı sonra 750 kilometre uzaklıkta Ankara’ya kara yoluyla gittiği, Balgat’ta bir kafede son kahvaltılarını yapıp gara gittikleri ve üzerlerindeki bombalarla ortalığı kan gölüne çevirdiği yolundaki bilgiler, daha önceden Bahçeli'de vardı.

Kilis Suriye sınırındaki en hassas bölgelerden biriydi; MİT, Emniyet, asker yoğunluğu yüksekti. Ankara Garı ise Emniyet Müdürlüğüne yaklaşık bir, MİT karargâhına yaklaşık 2, Ankara Büyükşehir Belediyesine birkaç yüz metre uzaklıktaydı, en hassas korunan yerlerden biri olarak var sayılıyordu. Yine de isimleri muhtemelen o listede yer alan eylemciler, cinayetlerini işleyebilmişti.

HDP Eşbaşkanı Selahattin Demirtaş hükümete yayın yasağıyla “Neyi saklamaya çalıştığını” sordu.

***

Gerek Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, gerekse Başbakan Davutoğlu, bu eylemin IŞİD tarafından yapıldığını söylemekten kaçınsa, mutlaka yanına PKK-PYD eklemeyi zorunlu görse de bu eylemin bir IŞİD eylemi olduğu anlaşılıyor.

PKK’nın bu tür terör eylemlerini, yani intihar eylemlerini yaptırmayacağından değil, çünkü geçmişte defalarca yaptırdı, ama Ankara bombalamasında olduğuna dair henüz hükümet kanadından ikna edici kanıt ortaya konmuş değil.

Davutoğlu “terörist kokteyli” diyerek hatta içine DHKP-C ve Fethullah Gülen Cemaatini de katıyor ama ortaya koyduğu kanıt henüz o bombalama Twitlerini atan kişilerin daha önceki şaibeli sosyal medya mesajlarının ötesine geçmiş değil; geçmişse de açıklanmadığından bilemiyoruz.

Bu eylem, Davutoğlu’nun kullandığı içki terminolojisiyle konuşursak kokteylden ziyade “Sek IŞİD” eylemi gibi duruyor.

***

Bu eylemi IŞİD’in yaptığını söylemek neden bu kadar zor?

Kılıçdaroğlu’nun Davutoğlu görüşmesi ardından söylediği gibi, yeni IŞİD eylemlerinden korkulduğu için mi?

Söylemeyin ce IŞİD’in eyleminden vaz geçeceğini mi zannediyor yoksa hükümet?

***

Bir söz de değerli savcılara. Lütfen millet adına konuşma yetkinizi ve enerjinizi bizim halkın haber alma hakkını yerine getirme –yasalar çerçevesinde- görevimizle uğraşarak boşa harcamayınız.

O değerli zaman, enerji ve yetkinizi bu ülkeyi yaşanabilir olmaktan çıkarmak isteyen katilleri bulmakta harcayınız lütfen.

Çok şey mi istiyoruz?