IŞİD'e karşı Londra buluşması

IŞİD'e karşı koalisyon Paris saldırısı ardından ilk büyük toplantısını 22 Ocak'ta Londra'da yapacak. Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu Londra yolunda, Türkiye ise bir yol ayrımına doğru gidiyor.

İngiltere’nin Ankara Büyükelçisi Richard Moore, dün ismimi vererek Twitter üzerinden kısa bir duyuru yayınladı.

Bu duyuruda, Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu’nun önümüzdeki hafta Irak ve Şam İslam devleti (IŞİD) ile mücadele çerçevesinde Londra’da yapılacak bir toplantıya katılacağını yazıyor, Türkiye’nin IŞİD’le mücadelede “yaşamsal ve değerli” bir ortak olduğunu ekliyordu.

Mesajı bana atıfla atmasının nedeni 13 Ocak’ta yayınlanan “Türkiye Batının anti-terör zirvelerinden dışlanmamalı” başlıklı yazımdı. (okumak için tıklayınız)

O yazıda, dokuz Avrupa Birliği ülkesi ile ABD ve Kanada hükümet temsilcilerinin Paris saldırılarının hemen ardından 10 Ocak’ta yaptıkları durum değerlendirmesine Türkiye’nin çağırılmamış olmasını kaydediyor, 12 Şubat’ta Brüksel’de, 18 Şubat’ta da Washington’da yapılacak iki anti-terör zirvesine daha Türkiye’nin henüz davet almadığını yazıyordum.

Büyükelçi, böylelikle Türkiye’nin bu toplantılardan dışlanmış olmadığını anlatmaya çalışıyordu.

***

Türkiye hâlâ 12 ve 18 Şubat toplantılarına davet almış değil.

Ancak 22 Şubat’ta Londra’da yapılacak toplantıya katılacak. Dışişleri kaynaklarından aldığım bilgiye göre, Bakan Çavuşoğlu toplantıya Müsteşarı Feridun Sinirlioğlu ile birlikte katılacak. Başbakan Ahmet Davutoğlu’nun da Davos öncesi Londra’da bulunması ihtimali var.

Toplantının eş-başkanlığını ev sahibi İngiltere ve ABD Dışişleri bakanları yapacak. Türkiye dışında katılacak diğer ülkeler şunlar: Avustralya, Bahreyn, Belçika, Kanada, Danimarka, Mısır, Fransa, Almanya, Irak, İtalya, Ürdün, Hollanda, Katar, Suudi Arabistan, İspanya ve Birleşik Arap Emirlikleri.

Ayrıca üç de üst düzey yetkilinin katılması öngörülüyor. Bunlar; BM Genel Sekreteri’nin Irak Özel Temsilcisi Nickolay Mladenov, AB Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Federica Mogherini ve ABD Başkanı’nın DEAŞ’la Mücadele Özel Temsilcisi John Allen.

Bu Paris’te Charlie Hebdo dergisine yapılan (dün El Kaide’nin üstlendiği) baskınla başlayıp 7-9 Ocak tarihleri arasında geride 17 (saldırganları da sayınca 20) ölüm bırakan eylemin ardından yapılan ilk geniş kapsamlı güvenlik toplantısı olacak.

***

Hem El Kaide (ve türevleri) hem de IŞİD Türkiye’nin terörist örgütler listesinde, Türkiye de IŞİD karşıtı koalisyonun parçası ama Türkiye’nin Suriye’deki IŞİD ve diğer cihat faaliyeti konusundaki duruşu biraz karmaşık.

Bunun sebebi Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan ve Başbakan Davutoğlu’nun önceliğin sadece IŞİD ile mücadeleye değil, aynı zamanda “sorunların kaynağı” olarak gördükleri Beşar Esad rejimiyle mücadeleye de karşı olması gerektiği ısrarları.

Her ikisi de defalarca, koalisyon Suriye sınırları içinde bir uçuşa yasaklı bölge ilan edip hem mültecileri hem de rejim karşıtı savacıları Suriye Hava Kuvvetleri’nden korumadıkça, Türk hükümetinin karadan destek ve İncirlik gibi askeri üsleri açmak gibi tam katılım sağlayacak adımları atmayacağını söyledi.

Hatta başlarda bir ara adım gibi duran, Özgür Suriye Ordusu’na Türkiye’de silahlı eğitim verme planı da kısa sürede aynı koşula bağlandı.

Konu bu noktada adeta kilitlenmiş, duruyor.

***

Tabii Türkiye “koalisyon uçuşa yasak bölge ilan etsin” derken çağrıyı ABD’ye yaptığını herkes biliyor.

Zaten evinde Kongreyi tamamen Cumhuriyetçilere kaptıran ABD Başkanı Barack Obama ise benzeri bir sorunu Ukrayna’da yaşadığı Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile bir de Suriye’de zıtlaşmak istemiyor. Tabii bir de nükleer görüşmelerin kritik bir aşamaya geldiğinin, (belki İsrail dışında) kimsenin bunu bozmak istemediğinin bilinciyle hareket eden İran’ın Esad’a desteği söz konusu. Bu da Obama’nın işini zorlaştırıyor.

Bu desteklerin de sayesinde dördüncü yılına giren iç savaşa rağmen yerinde duran Esad’ı devrilmesini sağlama planının bir parçası olarak, Erdoğan-Davutoğlu Suriye sınırını açık tutuyor. Suriye’den gelenlerin sayısı, resmi rakamlara göre 1,6 milyonu açtı ama sınırdan sadece mülteci geçmiyor.

Dünyanın her yerinden El Kaide, IŞİD sempatizanları, özellikle batı ülkelerinden Türkiye yolunu kullanarak Suriye’ye geçiyor, orada militanlık stajını bizzat savaş alanında yapıyor, sağ kalanları ülkelerine dönerek cihatlarına orada devam etmek üzere, tıpkı Kuaşi kardeşler gibi merkezde talimat bekliyorlar. Bunlara, malum, “yabancı savaşçılar” deniyor.

***

Suriye sınırının kapatılması konusu Davutoğlu’na Almanya Şansölyesi Angela Merkel ile 10 Ocak’ta Berlin’deki ortak basın toplantısında soruldu.

Davutoğlu, hükümetinin o sınırı “teröristler değil, mülteciler için” açık tuttuğunu söyledi ve tutmaya devam edeceğini sözlerine ekledi.

Ancak dün gelen bir açıklama hükümetin sınır siyasetini gözden geçirebileceği yolunda önemli bir işaret sayılabilir. Kıbrıs seyahati sırasında gazetecilere konuşan Çavuşoğlu, Hürriyet’ten Deniz Zeyrek’in haberine göre, Türkiye’nin de kendi “yabancı savaşlarının” yurda dönüşü korkusu içinde olduğunu ortaya koydu. Çavuşoğlu’na göre, Suriye ve Irak’a IŞİD, El Kaide ve benzeri radikal İslamcı örgütlerin saflarında savaşmaya gitmiş ve Türkiye’ye dönüp eyleme geçme ihtimali olan 500 ila 700 vatandaş vardı; bunların MİT tahminleri olduğunu varsayabiliriz.

Türkiye, özellikle Paris saldırısından sonra IŞİD, EL Kaide türü radikal İslamcı örgütlere karşı mücadelede bir yol ayrımına doğru ilerliyor sanki. Hükümet bu günlerde terörizme karşı uluslararası mücadeledeki konumunu güçlendirmek için IŞİD ve hatta Suriye siyasetinde bir ince ayara giderse şaşırmamak lazım.