İsrail ile yeni kriz

İsrail Kara Kuvvetleri Komutanı?nın konuşmasına Dışişleri ve Genelkurmay sert tepki verdi. İsrail?den yanıt bekleniyor

İsrail’le bu defa yaşanan kriz, neredeyse Gazze sürecinde yaşanan krizden daha derin. İsrail’in Gazze operasyonundaki sivil can kayıpları Başbakan Tayyip Erdoğan başta olmak üzere Türkiye’de geniş yankıya neden olmuş, ancak diplomatik restleşmeye dönüşmemişti.
Bu kez durum ciddi. Nedeni de İsrail Kara Kuvvetleri Komutanı Tümgeneral Avi Mizrahi’nin geçen hafta yaptığı bir konuşmada hem Davos’ta yaptığı çıkış nedeniyle Başbakan Erdoğan’a şahsen, hem de genel olarak Türkiye’ye yaptığı sözlü saldırı. İsrail Cumhurbaşkanı Şimon Perez’e hitap ederken “Siz insan öldürmeyi iyi bilirsiniz” sözlerine atfen ‘Aynaya bakmaya’ çağıran Mizrahi, iş Türkiye’ye gelince ne Ermenilerin katledilmesini bırakmış bu uluslararası toplantıda, ne Kürtlere uygulanan baskıyı ne de Kıbrıs’ın kuzeyinin ‘işgalini’.
Mizrahi’nin İsrail seçimlerin yapıldığı 10 Şubat’ta sarf edilen sözleri 12 Şubat’ta İsrail, 13 Şubat’ta Türk basınına yansıyınca Ankara’da ciddi rahatsızlık başgösterdi. 13 akşamından itibaren Başbakanlık, Dışişleri ve Genelkurmay arasında durum değerlendirmesi başladı. Çünkü iddia hem Başbakan’ın şahsını, hem Türk hükümetini, hem de söyleyen kişinin kimliği bakımından askerden askere ilişkileri ilgilendiriyordu.
14 Şubat cumartesi sabahı İsrail’in Ankara Büyükelçisi Gabby Levy Dışişleri’ne çağırıldı. Dışişleri Müsteşarı Büyükelçi Ertuğrul Apakan, İsrail Büyükelçisi’ne, general Mizrahi’nin sözlerinin kesinlikle kabul edilemez olduğunu ve Türkiye’nin bu durumu sert biçimde protesto ettiğini söyledi. Bir şey daha vardı: Mizrahi’nin bu sözleri İsrail’in Türkiye’ye karşı tutumunu mu yansıtıyordu? Ankara bu konuda açıklama bekliyordu.
Protesto notasını (dün Şabat günü olması nedeniyle devlet dairelerinin çalışmadığı) İsrail’e iletmesi ardından Levy ile konuştum. Levy “Apakan’a sözlerin Mizrahi’nin kendi görüşü olduğ, İsrail Savunma Güçlerini (İsrail Genelkurmayı), hele ki İsrail hükümetini bağlamadığını anlattım. Merkez’den gelen açıklamayı en kısa zamanda Türk yetkililere ileteceğim” dedi.

Ankara’da olağanüstü gelişmeler
Dışişleri Bakanlığı bu protesto notasını ve Türkiye’nin tutumunu açıklayan bir de basın açıklaması taslağı yazdı. Ama saatler geçmesine rağmen Dışişleri açıklaması basına verilmiyordu.
Dışişleri açıklaması beklenirken, öğleden sonra üçe doğru Genelkurmay’dan bir açıklama,
sert bir açıklama geldi. Mizrahi’nin sözleri ‘basında yer aldığı’ kadarıyla ‘gerçekleri saptıran, maksadını aşan, talihsiz ve kabul edilemezdi’. ‘En önemlisi  de iki ülke arasındaki milli menfaatlere zarar verecek boyutta’ idi. Genelkurmay, İsrail Genelkurmay Başkanlığı’nın konuya açıklama getirmesini bekliyordu.
Dışişleri açıklaması bir saat kadar sonra geldi. Protesto notasının İsrailli generalin ‘Sayın
Başbakanımıza ve ülkemize yönelik kabul edilemez ithamlar ve hezeyanlarda bulunması sebebiyle’ verilmişti. ‘Her türlü diplomatik teamüle, tarihi ve güncel gerçeklerle taban tabana zıt (..)
beyanların mesnetsiz ve kabul edilemezliği vurgulanarak, bu durum hakkında İsrail makamlarından acilen izahat istenmişti’.
Dışişleri açıklamasının neden Genelkurmay’dan sonra geldiği kısa sürede anlaşıldı. Konu Başbakan’ın şahsını da ilgilendirdiği için başka koşullarda Dışişleri Bakanı Ali Babacan, ya da müsteşarının onayıyla yayımlanabilecek olan metnin taslağını, Sinop’ta seçim konuşması yapan Başbakan Erdoğan tarafından da onaylanması istenmişti. Aslında Genelkurmay’dan önce yapılması planlanan açıklama, bu nedenle gecikmişti.
İsrail’le ilişkilerin Davos ve İsrail seçimleri sonrası yeniden rayına koyulabilmesi için hem Türkiye, hem İsrail tarafında var olduğu görülebilen hareketlenme, İsrail’in üst düzey komutanlarının birinden gelen ağır sözlerle bir kez daha kriz ortamına girmiş bulunuyor. Üstelik bu kez, hükümet ve asker, Başbakan Tayyip Erdoğan ile Genelkurmay Başkanı
Orgeneral İlker Başbuğ,  aynı anda, aynı sertlikte tepkiyle İsrail’den açıklama beklediklerini
iç ve dış kamuoyu ile paylaşıyorlar.
İşin başka bir yönü daha var. Bu sert tepkilerle Türkiye, İsrail ile ilişkilerini artık ABD Kongresi’ndeki Ermeni soykırımı iddialarına ilişkin tartışmalara mahkûm görmediğini de sergilemiş oluyor.
Bu krizin akıbeti daha çok İsrail tarafının vereceği yanıta bağlı.