İsrail'le barış Türkiye'nin enerji elini güçlendirir

İsrail'in özürü eğer ilişkileri rayına oturtursa Samsun-Ceyhan petrol boru hattı yeniden canlandırılacağa benziyor.

ABD Dışişleri Bakanı John Kerry’nin 30 Mart cumartesi günü Dışişleri Bakanı’nı arayıp özel olarak Irak ve Suriye konularında yoğunlaşması, Türkiye’nin güney komşularının geleceği üzerine diplomasinin hız kesmediğini gösteriyor.

Irak konusu Suriye kadar akut olmasa da uzun vadede belki daha önemli, çünkü Türkiye’nin şu anda bir numaralı siyasi sorunu olan Kürt meselesi çözüm süreci ve ayrıca zengin enerji kaynaklarıyla da ilgili.

Davutoğlu-Kerry görüşmesinin hemen ardından Enerji Bakanı Taner Yıldız’ın Irak hükümetiyle Basra-Ceyhan petrol boru hattı yapım görüşmelerine başlayabileceklerini açıklaması dikkat çekiciydi. Taner, Irak Petrol Bakanı Andulkerim Luabi tarafımdan kendisine 2012 Haziran ayında Rusya’nın Sen Petersburg şehrinde bir toplantıda Basra hattı teklifi yapıldığını ilk kez 8 Aralık’ta Hürriyet Daily News’ta yayımlanan bir demecinde açıklamıştı. Bu demeç, Kürdistan Bölgesel Yönetimi merkezinin bulunduğu Erbil’deki bir peorol ve gaz konferansına gitmek için yola çıkan Yıldız’ın uçağına Bağdat tarafından izin verilmediği 4 Aralık tarihinin hemen sonrasındaydı. Basra, Irak’ın en güneyinde, Şii bölgesinde. Irak’la Türkiye arasında Kerkük-Musul bölgesi petrollerini Ceyhan, Yumurtalık terminaline taşıyan 1977 ve 1987’de inşa edilmiş iki hat zaten mevcut. Bu üçüncü hat neredeyse bu ikisinin toplamı kadar, yaklaşık 1200 kilometre uzunluğunda olacak, eğer olursa. Yıldız, Luabi’nin gerekçesini ‘Artan üretimin Basra Körfezi’ndeki yoğunluktan olumsuz etkilenmeden pazara ihracı’ diye aktarmıştı.

Irak bu teklifin arkasında durursa bu, Bağdat’ın ihraç kanallarını İran’ın Körfez’deki üstünlüğüne mahkûm bırakmadan çeşitlendirmek arzusunu gösteriyor. Eğer olursa, Irak Kerkük’ten sonra Basra petrolünü de Avrupa pazarlarına NATO’nun koruyucu şemsiyesi altında ulaştırma imkânı bulacak. Ceyhan, malum, NATO’nun dünyadaki en büyük üsleri arasındaki İncirlik’in çok yakınında.

Ceyhan aynı zamanda Azeri petrolünü Tiflis üzerinden dünya pazarlarına ulaştırıyor. Irak’la üçüncü hat inşa edilirse, Batı’nın enerji güvenliği bakımından daha da artacak stratejik önemine, önümüzdeki günlerde yeni bir boyut eklenebilir. İsrail’in Türkiye’den özürü eğer ilişkilerin yeniden rayına oturmasına imkan verirse, beş altı yıl önce ısıtılmaya başlanıp, 2010 Mavi Marmara trajedisiyle birlikte rafa kaldırılan Samsun-Ceyhan petrol boru hattı yeniden canlandırılacağa benziyor.

Samsun, bilindiği gibi Rus doğal gazını Karadeniz altından taşıyan Mavi Akım’ın terminali. Bu proje ise Rus (ve Kazak) petrolünü Samsun’dan Ceyhan’a indirmeyi amaçlıyor. Böylece boğazlar üzerindeki çevre baskısı, varil başına fiyatı arttıran bekleme süreleri ve tonaj kısıtlamaları da ortadan kalkacak. Hattın bundan sonrasına ek bir plan daha vardı. Petrol, tankerler, ya da bir Akdeniz boru hattıyla İsrail’in Akdeniz kıyısındaki Aşkelon terminaline taşınacaktı. Daha sonra petrol, 60’ların sonunda (İsrail-İran ortaklığıyla) Kızıldeniz’deki Eilat terminaline indirilecek, böylece Süveyş Kanalına bağımlılık da ortadan kalkmış, nakliye süresi kısalmış, miktar artmış dolayısıyla varil başına ücret düşmüş halde Hindistan ve Çin pazarına ulaştırılacaktı.

Plan canlandırılırsa aynı özelliklere sahip olup olmayacağı henüz belli değil. Ama hükümetin projeyi üstlenen Çalık Grubu’na, Kıbrıslı Rumlarla kontrat imzalayan İtalyan Eni şirketiyle ortaklık yapamayacağını bildirdiği, petrolün sahibi olacak Rus Gazprom ile iş yapacak yeni bir ortak bulmasını tercih edeceği haberleri çıktı.

Bu durumda Akdeniz’den çıkaracağı gazı Türkiye üzerinden Avrupa’ya nakletmek isteyen İsrail’in Kıbrıs Rumları yerine Türkleri tercih edeceğini söylemek kehanet olmaz. Türkiye-İsrail ilişkilerinin normale dönmesinin Ortadoğu enerji dengelerini değiştireceği rahatlıkla söylenebilir.