İşsizlik burada, adalet nerede?

'Gençlerin umutsuzluğu artıyor'. Saptama, TOBB'un desteklediği Türkiye Ekonomik Politik Araştırmalar Vakfı, TEPAV yöneticisi Profesör Doktor Güven Sak'a ait. Sak bu saptamayı Türkiye İş Kurumu verilerinden yola çıkarak yapıyor.

'Gençlerin umutsuzluğu artıyor'. Saptama, TOBB'un desteklediği Türkiye Ekonomik Politik Araştırmalar Vakfı, TEPAV yöneticisi Profesör Doktor Güven Sak'a ait. Sak bu saptamayı Türkiye İş Kurumu verilerinden yola çıkarak yapıyor. TÜİK,15-24 yaş arası gençlere 'İş bulma ümidini' sormuş. 'Kalmadı' yanıtını verenler, şimdiye dek bir kez 1998'de 130 bin üst sınırına ulaşmış. Sonra hep düşerek 2003'te 20 bin düzeyine ulaşmış. O yıl, muhtemelen Avrupa Birliği umutlarındaki artışa da paralel
olarak en sevindirici düzeye ulaşılmış. Ancak bir sonraki sene ani bir fırlayışla 1998 düzeyine ulaşılmış. 2005'te iş bulma umudunu tamamen yitirdiğini söyleyen gençlerin sayısı 240 bine yükselmiş. Tehlikeli tırmanış 2006'da sürmüş; TÜİK verilerine göre 280 bin civarında.
Bu artış, bir başa artışla birlikte gidiyor: İşsizlerin büyük bölümü, bir yıldan uzun süredir işsiz. Bir yıldan uzun süredir işsiz olanların,
tüm işsizler içindeki payı 2003'e dek yüzde 20-25 aralığında seyrederken, 2004'ten bu yana yüzde 35-40 aralığına çıkmış.
Bunun pek çok nedeni var. Örneğin, yatırımcıların yüksek teknolojiye yönelmeleri, perakende satışta dükkânların yerini süpermarket zincirlerinin alması gibi gelişmeler sonucu küçük patronların işçiye dönüşmeleri, ya da hiçbir şeye dönüşemeyerek işsiz kalmaları, işyerlerinin verimliliği öne çıkarmaları sonucu daha kısıtlı personelle yetinmeleri gibi unsurlar bunlar.
Bir kısmı kaçınılmaz, ama gidenin yerine konulacağı planlamak gerekiyor; eksik olan o.
Öte yandan, örneğin Merkez Bankası verilerine göre, tüketici kredileri ve kredi kartlarıyla yapılan harcamaların büyüme hızı da 2004 yılından bu yana düzenli olarak azalıyor. Güven Sak, "Tüketici güveni toparlanamadı" diyor. Evet, Türkiye'ye yapılan doğrudan yabancı yatırımlar artıyor; 2004'ten bu yana özellikle artıyor, ama bunlar yeni iş alanları ortaya çıkarmıyor.
Bu şimdiye kadar hiç görülmemiş bir sosyal tehlikeye işaret ediyor: Ümitsizliğe.
Gençlerin ümitsizliği, Türkiye'nin en büyük siyasi riski.
Ümitsizlik, sosyal adalet duygusunu daha da yıpratıyor çünkü.
'Yeni Ogün Samast'lar kapıda' klişesini kullanmak istemiyorum. Siz belki daha iyisini bulup onu kullanabilirsiniz.
Türkiye'nin cumhurbaşkanlığı seçimleri, Ermeni karar tasarısı, Irak ve PKK'ya kilitlenmiş gündemi, bu ciddi konuları, geleceğimizi belirleyecek bu konuları yaygın tartışıp çözüm üretmemizi engelliyor ne yazık ki.
Yine de bu konulara eğilen birilerinin olması sevindirici.
Demokratik Sol Parti 16-18 Şubat tarihleri arasında Ankara'nın Kızılcahamam ilçesinde 'Zenginlikte Sosyal Adalet için Emek Kurultayı' başlığıyla bir dizi toplantı düzenledi. Kurultay'dan ortaya çıkan sonuçların bugün açıklanacağı duyuruldu.
DSP Genel Başkanı Zeki Sezer, "Solun geleneksel bakışını değiştirmeye, bakışımızı değiştirmeye çalışıyoruz" diyor; "Eşitliği adaleti yoksullukta aramamak için büyümeyi teşvik etmek, daha çok ve sağlıklı istihdam için, daha çok ve sağlıklı yatırımın koşullarını bulmak gerekiyor."
Sezer, bu hedefin gerçekleşme zeminlerinden birincisini AB standartlarının uygulanmasında görüyor. Şunları söylemesi de tepkiselliğin yıkıcı örneklerini yaşadığımız süreçte, çölde bir vaha bulmuş duygusu uyandırıyor: "AB'de bize yapılan haksızlıklar, AB'deki hakkımızdan vazgeçmemize neden olmamalı. Alınan bu kadar mesafe de var. Bir yandan haksızlıklarla mücadele ederken, öte yandan hem hakkımız olan, hem de yararımıza olan AB üyeliği hedefinden vazgeçmemeliyiz."
Tıpkı işsizlik ve sosyal adalet sorunlarının güncel siyasetteki tıkanma nedeniyle perdelenmesi gibi, tepkisel olarak artan (ve benzetmek gibi olmasın ama, Kamboçya'daki Kızıl Kmerler dönemi gibi bir tür modernizm düşmanlığına dönüşme eğilimi taşıyan) Batı düşmanlığı da AB'deki çıkar ve haklarımızı nedense terk edilebilir gösteriyor bize.
Hem Güven Sak'ın, hem de Zeki Sezer'in saptamaları bu toz duman içinde dikkate alınması gereken çıkışlar olarak değerlendirilmeli.