İstanbul'da açık cenaze, Ankara'da gizli celse

Türkiye'nin her yanından İstanbul'a, Hrant Dink'in cenazesine akanların yürüyüşü üzerinden birkaç saat geçtikten sonra Ankara'da gizli bir celsede toplanacak TBMM Irak'ı görüşecek.

Türkiye'nin her yanından İstanbul'a, Hrant Dink'in cenazesine akanların yürüyüşü üzerinden birkaç saat geçtikten sonra Ankara'da gizli bir celsede toplanacak TBMM Irak'ı görüşecek. Ankara böylece, cinayetle altüst olan siyasi gündemin yeniden rayına girdiğini düşünecek.
Öyle mi olacak? Cenazenin toprağa verilişiyle Türkiye yeniden 'Irak'a girelim mi?' konulu hayali tartışmaya mı dönecek? Irak'ta, asıl olarak Bağdat'ta her gün ölenlerin sayısı artık yüze yaklaşmışken, Ortadoğu batağına Türkiye'nin girmesini halkın destekleyeceğini kimler düşünüyor? Kerkük için Irak'a girmeliyiz diyenlerin kaçı Silopi'den Kerkük'e 450 kilometre yolun nasıl gidilip, sonra nasıl dönüleceğinin, ya da nasıl kalınacağının farkında? Meclis zabıtları 10 yıl sonra açıklanınca ismen de görebileceğiz. O zaman kimin onları nasıl anacağını da...
Sorumuza dönersek; Hrant Dink'i toprağa verip, PKK gündemimize, cumhurbaşkanı seçimi gündemimize döndüğümüzde, bu cinayet hiç işlenmemiş gibi davranabilecek miyiz? Katilin 17'sinde milliyetçilikten başı döndürülmüş bir cahil, Yasin Hayal adındaki 'abisinin' çetesine dahil bir işsiz olması ve diyelim çete arkasında şu ya da bu ülkenin derin devletinin bulunmaması, kimi ne kadar rahatlatacak?
Trabzon'da odaklı milliyetçi öfkenin köklerinin, PKK ile mücadelede en çok şehit veren illerin başında yer alması dışında nedenlerle açıklamak isteyen var mı? Son yıllarda hep baş aşağı giden Trabzonspor'dan kaynaklanan umut da ortadan kalktıktan sonra, Trabzonlu genci hayata neyin bağladığını düşünen var mı siyasiler, işadamları arasında? Bazı mafyacı abilerin onları İstanbul'a alıp, bu ezik, hınçlı gençlerden birer Sedat Peker, Alaattin Çakıcı yontmaları umudu dışında onlara kalan hayal, Hayal ve benzeri abilerin birer milliyetçi kahraman, birer Polat Alemdar yontması mı yoksa?
Türkiye'nin bölünüp parçalanması korkusunu bir şiddet jeneratörü gibi topluma pompalayanların, kendilerini de yakacak asıl tehlikenin Trabzon'da, Batman'da, Bingöl'de, Konya'da, belki en çok İstanbul varoşlarında büyüyen işsizlik, umutsuzluk olduğunu görmesi için
daha kaç Hrant'ın öldürülmesi gerekiyor?
Meclis'teki gizli celsede bunlar konuşulmayacak, gündeminde yok. Ama toplum da konuşmayacak mı?

gövdeyle çeliğin buluştuğu yerde, kimsenin gücü
yetmez
'ayağı kaydı sadece' demeye, çünkü 'kırılacak eşya'dır
dürüstlük
seni ve mücadeleni unutmayacağız demekten fırsat
kalmaz
burkulan bileğini ovmaya, benim sevgili kardeşim
nasılsa kimse görmez sevgili kardeşim diyen ikiyüzümü
belki ben de zaman kazanırım böylece
ölümüne acıklı bir rötuş yapmaya
Akif Kurtuluş


İran nükleer programında ısrarlı
Ankara'daki İran Büyükelçiliği, 13 Ocak'ta Radikal'de yayımladığımız Mısır Dışişleri Bakanı Ahmet Aboul Gheit söyleşisinin, İran'ın nükleer programının bölgede nükleer silahlanma yarışına neden olabileceği ve Irak'la bağlantısına ilişkin sözleri üzerine bir açıklama yaptı. Özetleyerek aktarıyorum: "İran, Nükleer Silahların Yayılmasını Önleme Anlaşması ve Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (UAEA) hüküm ve denetimlerine bağlı kaldığını en yüksek resmi makamları ağzından vurgulamıştır. UAEA yaptığı denetimlerde İran'ın barışçıl amaçlı nükleer faaliyetinde askeri amaca yönelik sapma olduğuna dair iddialar hususunda ize rastlamamış ve bu konuda bir rapor yayımlamamıştır. İran, barışçıl amaçlı nükleer programı yolunda yanlış anlaşılmaların çözümlenmesinin tek yolu müzakerelerin sürdürülmesi politikası izlemektedir.
"İran, Irak'ta istikrarın ve toprak bütünlüğünün korunması, etnik ve mezhebi grupların tümünün birlikte aldığı kararlar ile ülkenin demokratikleşmesine katılımlarına saygı duymaktadır. Irak'ta huzur ve güvenliğin sağlanması, işgalcilerin en kısa zamanda güvenilir bir şekilde ülkeyi terk etmesi ve güvenliğin bu ülkenin yasal hükümetine devredilmesi İran'ın önceliklerindendir."