İstanbul'un geleceği nasıl olacak?

Soruyu başka türlü sormak da mümkün: Başbakan Erdoğan'ın görüşüyle, vizyonuyla İstanbul'un nasıl bir geleceği olacak?

Başbakan Tayyip Erdoğan dün Taksim’deki eski Topçu Kışlası’nın restore edilmesine karşı çıkanlara, çıtayı bir alışveriş merkezi, artık lisanımıza girmiş haliyle AVM ekleyerek yanıt verdi. Bu tartışma Taksim’de 1 Mayıs kutlaması tartışmalarına karıştı ama çok daha uzun vadeli bir konu bu: İstanbul’un nasıl bir geleceği olacak?

Soruyu başka türlü sormak da mümkün: Başbakan Erdoğan’ın görüşüyle, vizyonuyla İstanbul’un nasıl bir geleceği olacak? Aslında Erdoğan’ın ülkeyi 10 yıl yönetiyor olduğu halde ilk göz ağrısının İstanbul olduğunu, aslında bir yandan başbakanlık yaparken dahi İstanbul Belediye Başkanlığı’nı hiç bırakmamış olduğunu unutanlar, bu konudaki kararlılığını hafife alıyorlar sanki.

Erdoğan, istanbul’u Türkiye’nin lokomotifi olarak görüyor. Bu görüşünde de haksız değil. İstanbul, 137 küsur milyar dolar üretimiyle Türk ekonomisinin beşte birine yakınını üretiyor. İstanbul’un 14 milyon civarındaki nüfusu da ülke nüfusunun neredeyse beşte biri. Amerika’daki Brookings Kurumu ile Londra Ekonomi Üniversitesi’nin (LSE) yaptığı ortak bir çalışmada, İstanbul küresel ekonomik krizin etkilerinden dünyada en çabuk sıyrılan şehir görünüyor. Şu anda Avrupa’nın beşinci büyük şehir ekonomisi; önünde Londra, Paris, Moskova ve Madrid var, ama mevcut büyüme eğilimiyle 2025’e dek Madrid’i geçip dördüncü sıraya yerleşmesi bekleniyor. İstanbul sanat ve kültür alanında da Türkiye’nin önünde, Avrupa’daki çoğu şehrin önünde.

Madalyonun öbür yüzünde ise sorunlar var. İstanbul zengin, ama zenginliğin eşitsiz dağılımında da Türkiye’de ön sıralarda. Süleyman Demirel’in zamanındaki çarpıcı ifadesiyle Danimarka ile Bangladeş sanki bir arada İstanbul’da. Şehrin sanat, kültür ve doğal güzelliklerinden zevk almak da ahalinin tamamına nasip olamıyor yani. Erdoğan’ın söz verdiği yeni boğaz geçişleri, altyapı projeleri mutlaka şehirdeki yaşamı kolaylaştıracak, ama ahalinin başka kaygıları da var.

İstanbul Kalkınma Ajansı’nın (İSTKA) yeni tamamladığı bir araştırmaya göre, İstanbulluların birinci derdi ulaştırma; trafik tek kelimeyle çıldırtıyor İstanbulluları. Onu çevre sorunları izliyor. Yeşil alanlar, uydu şehirlerdeki konut yapılaşmasıyla kaybediliyor ve 1999’daki büyük deprem hiç akla getirilmeden binalar daha da yükseliyor; bütün şehrin sadece yüzde 17’si depreme dayanabilecek düzeyde. Üçüncü sırada tarihsel ve kültürel mirasın yeterince korunmadığı şikâyeti geliyor İSTKA araştırmasında.

İstanbul Kalkınma Ajansı dün yeni bir çalışma başlattı. Biraz da deneme mahiyetinde yapılan 2010-2013 Bölge Planı çalışmasından sonra, dün İstanbul Modern Müzesi salonunda yapılan Arama Konferansı ile 2014-2023 stratejisi için vizyon oluşturma çalışması başlatıldı. Çalışmaya toplumun çeşitli kesimlerinden farklı bakışlar üretebileceği düşünülen isimler davet edildi. Vali Hüseyin Avni Mutlu, projenin destekçisi olarak çalışma gruplarında sivil toplum temsilcileri ve uzmanlarla tartıştı, yer aldı.

Geleceğin İstanbulu nasıl olacak? Daha fazla nüfus, trafik, su ihtiyacı, kanalizasyon ihtiyacı, sağlık ve güvenlik sorunlarıyla başa çıkmaya çalışan, ‘kara deliğe’ dönüşmüş bir İstanbul mu? Yoksa altyapı sorunlarını katılımcı anlayışla çözmüş, çevreye saygılı, bilgi odaklı üretim ve sanat-kültür değerlerini öne çıkararak sağlık, güvenlik sorunlarıyla başa çıkıp sadece ekonomide değil, insani değerlerde de dünya ile rekabet edebilecek dinamizme sahip bir İstanbul mu?

Bu sorunun cevabı, biraz da İstanbulluların geleceği oluşturma sürecine katkısına bağlı olacak.