İşte CHP'nin yeni seçim stratejisi

<b>İç barış projesi</b> Ülkenin başbakanı karakola, kışlaya, camiye ve okula aynı güvenle girebilmeli. Etnik ayrımcılık yerine mutlaka hukukun üstünlüğü sağlanacak. Türkiye'de kimlik sorunlarını aşmamız, etnik kaynaşmayı da sağlamamız lazım. Türkiye teröre karşı çok açık bir tavır geliştirecek.</br><b>Dış politika</b> Kıbrıs'ta iki devletli çözümü cesaretlendireceğiz. AB'ye tam üye olmak için Gümrük Birliği'ne girdik. Ancak artık kimse bunu taahhüt etmiyor. Bu yüzden dostlarımız bizden, Türkiye'nin AB ile kurduğu ilişkiye hapsolmasını istememeli.</br><b>Ekonomi</b> En ciddi sorun Türkiye'nin bir sanayi politikasına sahip olmaması. Bunu yıllardır hem biz hem TOBB ve TİSK gibi örgütler söylüyor. Ürüne yönelmiş politika için uygun bir altyapı lazım. Yeni sanayi politikasını iş dünyasıyla birlikte oluşturacağız.</br><b>Eğitim</b> Temel eğitimde herkes aynı eğitimi alacak. Öğrenciler dinine, Atatürk'e saygıyı, ülkesini sevmeyi öğrenecek. Lise ikiden sonra eğitimin üçte ikisi mesleki eğitime yönlendirilecek. Bunu da iş dünyasıyla birlikte sağlayacağız.

MÜNİH - CHP lideri Deniz Baykal, 2007 genel seçimlerinde izleyeceği kampanya paketini, uluslararası güvenlik politikalarına katılmak için bulunduğu Almanya'nın Münih şehrinde açtı. Baykal'ın açtığı ilk pakette, iç barış, dış politika, ekonomi politikası ve eğitim maddeleri var. Böylelikle Türkiye'de ilk kez bir muhalefet lideri iktidara gelmesi halinde yapacaklarının ayrıntılarını, "rakiplerimiz çalmasın, iktidarımızda görürsünüz" demeden, seçim kampanyası öncesinde açıklamaya başladı.
Baykal'ın açıkladığı seçim paketini şöyle özetlemek mümkün:
1- İÇ BARIŞ PROJESİ: "Türkiye'nin dış politikadaki, ekonomi ve siyasetteki sorunların temelinde iç barışın kurulamaması yatıyor. AKP'nin işbaşına geldiği beş yıllık dönem, maalesef Türkiye'nin uzlaştığı, kaynaştığı bir dönem olmadı. 2002 seçimlerinden hemen sonra AKP Genel Merkezi'ne giderek Anayasa'nın temel ilkelerinden sapılmaması gerektiğini söylemiştik. AKP bu konuda tahriklere girmemeli. Bugün ülkede polisle jandarma çatışır halde geldi. Türkiye'de iç barışın karakollarıyla, camisiyle, kışlasıyla, okulu, üniversitesiyle kurulmalı, toplum elele vermelidir. Ülkenin başbakanı, karakola, kışlaya, camiye, okula aynı güvenle girebilmeli. Hepimiz aynı toplumun parçası olduğunu hissetmeliyiz. Türkiye'de kimlik sorunlarını aşmak lazım. İnsanlara coğrafya, bölge, mezhep farkı gözetmeden bir olduğumuz bilincini vermek lazım. Türkiye'de etnik kaynaşmanın sağlanması lazım. Kürt de, başkası da benim hükümetim diyecek. Etnik ayrımcılık yerine hukukun üstünlüğü sağlanacak. Terörün olduğu yerde, hukukun üstünlüğü yoktur. Hukukun üstünlüğünü öne çıkarırken, teröre karşı çok açık tavır geliştirecek Türkiye.
2- DIŞ POLİTİKA: Artık Kıbrıs'ta tek devlet anlayışıyla çözümün mümkün olmadığının görüleceği bir döneme girdik. İki devlet anlayışını cesaretlendirecek bir politika izlenecek. Türkiye'nin Avrupa Birliği ile ilişkilerinde temel anlayış, bir gün tam üye olunacağı idi. 1996 yılında Türkiye Gümrük Birliği'ne giderken bu söylendi. Bize, AB'nin güçlü ekonomileriyle rekabete karşı duramayacağımız için tam üyelik öncesi bunun gerekli olduğu söylendi. Gümrük Birliği şunu ortaya koydu ki, Türk ekonomisi AB ile rekabet edebilecek güçtedir. Biz de 'Artık dünyaya sizin gümrük penceresinden bakacağız taahhüdünde bulunduk. Ancak anlaşılıyor ki, makul süre içinde Türkiye'nin AB tam üyeliği taahhüt edilebilir olmaktan çıkmıştır. Artık kimse bunu taahhüt etmiyor. Bunu netleştirmek lazım. Türkiye makul süre içinde AB'ye tam üye olma şansına sahip değil. Eğer görülebilir gelecekte Türkiye'nin tam üyeliği söz konusu değilse, bizim bu dönemi AB ile kurduğumuz ilişkiye hapsederek geçirmemizi dostlarımızın bizden talep etmemesi lazım.
3- EKONOMİ: Ekonomide en ciddi sorun, Türkiye'nin bir sanayi politikasına sahip olmaması. Önceliğimiz Türkiye'nin bir sanayi politikasının olması. Yıllardır hem biz söylüyoruz, hem de TOBB gibi, TİSK gibi iş dünyasının önemli kuruluşları söylüyor. Bölgesel teşviklerin siyasi kaygılarla verildiği ve sanayi üretimine kalıcı bir etkisi olmadığı anlaşıldı. Örneğin Vestel, Avrupa'da ciddi elektronik pazarına sahip, gurur duyuyoruz. Ama üretimin yüzde 85'i dışarıdan gelen ürünün birleştirilmesi. Oysa ürüne yönelmiş politikayla pek çok parçanın Türkiye'de üretimi mümkün olur. Altyapıyı o ihtiyaçlara göre oluşturmak gerek. Sanayi politikasını iş dünyasıyla birlikte kuracağız.
4- EĞİTİM: Eğitim artık sağ-sol işi olmaktan çıktı. Türkiye'de hâlâ 7.5 milyon okuma yazma bilmeyen insan var; İstanbul'da var. Kendi içimizdeki kültür kavgasını eğitim bakanlığı üzerinden yapmayacağız. Eğitim işe yönelik olacak. Temel eğitimde, örneğin 10 yıl, herkes aynı eğitimi alacak; iyi vatandaş olmayı, ülkesini sevmeyi, dinine saygıyı, Atatürk'e saygıyı öğrenecek. Sonra örneğin lise 2'den itibaren eğitimin üçte ikisi mesleki eğitime yönlendirilecek. Bunu yapan ülkeler var. Örneğin Almanya'da buna benzer bir sistem var. Bir yandan işsizlik var, diğer yandan sektörler yetişmiş insan sıkıntısı çekiyor. Mesleki eğitim politikasını TOBB ve TİSK ile birlikte oluşturacağız. Bunu uygulamak için Milli Eğitim Bakanlığı ve YÖK'ün elele vermesi lazım. Ki bu da başta söylediğimiz barış projesinin bir parçası.