Jeffrey konuştu: Deneyimlerimizi paylaşıyoruz

Kürt açılımı üstünde çalışılırken CHP ve DTP ile görüşen Amerikan Büyükelçisi: 'Tamamen tesadüf'

Kürt sorununa çözüm arayışlarının hız kazandığı, tartışmaların alevlendiği bir hafta geride kaldı.
Gelişmeler İçişleri Bakanı Beşir Atalay’ın 1 ve 2 Ağustos’ta akademi ve medyadan bir grup kanaat önderiyle Kürt sorunu üzerine bir ‘çalıştay’ düzenlemesiyle hızlanmaya başladı. Başbakan Tayyip Erdoğan 3 Ağustos’ta partili milletvekillerine DTP ile de görüşebileceğini söyledi. Erdoğan’ın daha önce DTP, PKK’yı terörist saymadıkça görüşmeyeceğini söylediğini hatırlatan MHP lideri Devlet Bahçeli buna sert tepki verdi.
Erdoğan bu sözlere 4 Ağustos’ta ‘MHP ile ne görüşeceksiniz’ diye karşılık verdi ve 5 Ağustos saat 12 için DTP Genel Başkanı Ahmet Türk ile ‘AK Parti Genel Başkanı’ sıfatıyla randevusunu açıkladı. Aynı gün CHP lideri Deniz Baykal da DTP’nin tutumunda bir değişiklik olmadan görüşmenin PKK ile görüşmek gibi olduğu suçlamasında bulundu ve Başbakanı beklentileri daha fazla yükseltmeden ne yapmak istediğini açıklamaya çağırdı.
Erdoğan ile Türk’ün Meclis’te görüşüp iyi niyet ve tekrar buluşma dilekleriyle ayrıldıkları toplantıdan birkaç saat sonra ABD’nin Ankara Büyükelçisi James Jeffrey’nin CHP Genel Merkezi’ne gidip Baykal ile görüşmesi elbette dikkat çekecekti.
Görüşme baş başa olmuş, dış politika konusundaki Genel Başkan Yardımcısı Onur Öymen dahi ‘önceden planlanmış’ bu görüşmeye alınmamıştı.
6 Nisan’da Baykal belki de ABD elçisinin ziyaretiyle çizgisinin değişmediğini göstermek için, hükümetin yaklaşımına kuşkuyla baktıklarını söylediği bir basın toplantısı düzenledi. Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç ise NTV yayınında önemli bir çıkış yaptı: Kendilerini Kürt sorununa böylesine uğraşarak aslında siyasi risk alıyorlardı; seçim vakti uzak değildi. Ahmet Türk ise gazetecilere CHP’nin hükümetin çabasına soğuk bakmasından duyduğu hayal kırıklığını anlatmaya başlamıştı.
Aynı akşam Türk, Gaziosmanpaşa semtindeki Kebabistan lokantasında Türk ve ekibiyle
buluşunca merak ve sorular arttı. Ayrıca, DTP Vaşington’da temsilcilik açmak istemiş,
Amerikalılar da ‘yasal engel yoksa’ koşuluyla araştırma sözü vermişlerdi. ABD Büyükelçisi, hükümetin Kürt açılımı arayışının ortasında, iki kritik aşamada, iki gün içinde iki muhalif liderle ne görüşüyordu? ABD, Irak’taki PKK varlığına karşı Türkiye ile istihbarat işbirliği yapıyordu ama, hükümetin Kürt açılımının da içinde miydi? Yoksa bir nevi moderatörlük rolü mü üstlenmişti?
Başbakan Erdoğan’ın Milli Güvenlik Kurulu (MGK) üyesi bakanlarıyla neredeyse gün boyu toplantı yaptığı ve Başbakan Yardımcısı Cemil Çiçek’in toplantı sonrası açıklama yapmadığı 7 Ağustos akşamı, Jeffrey ile görüşme ve bazı sorulara yanıt alma imkânı buldum. İşte söyledikleri:
* “Açıklamalar doğru. Her iki görüşme de haftalar öncesinden, hatta iki ay kadar önceden planlanmıştı. Hükümetin Kürt meselesine çözüm arayışı açılımı günlerinde yapılması bu açıdan tamamen tesadüf.”
* “Bu görüşmeler görevimin bir parçası, olağan görüşmeler. Liderler tabii ki iç politika meseleleri konusunda da görüşlerine başvurdum. Buna hükümetin açılımı dâhildir. Liderler, kamuoyuna ne söyledilerse, bana da onları söylediler.”
* “Konu açıldığında, gerek hükümet, gerekse muhalefet patileri ile dünyadaki başka bölgelerde benzeri sorunların çözülmesi sürecinden çıkardığımız deneyimlerimizi paylaşıyoruz.”
* “Ancak şunu söylemem gerekiyor ki, bu görüşmelerde muhataplarımıza hiçbir somut öneride bulunmuyoruz. Zaten bunu yapmak için Vaşington’dan aldığım bir talimat da bulunmuyor. Biz yalnızca Başkan Barack Obama’nın  Türkiye’ye geldiği sırada yaptığı konuşma doğrultusunda ve o çerçevede kalmak üzere Türkiye’nin Güneydoğu’daki çabalarını destekliyoruz.”
Büyükelçi Jeffrey’nin sözünü ettiği konuşma 6 Nisan’da TBMM Genel Kurulu’na hitabındaki sözleri. Obama o konuşmada şunları söylemişti: “Son birkaç yılda devlet güvenlik mahkemelerini kaldırdınız, adil yargı haklarını genişlettiniz. Ceza yasası, basın ve toplanma özgürlüklerini güçlendirici reformlar yaptınız. Kürtçe öğretme ve yayın yapma üzerindeki yasakları kaldırdınız ve dünya yeni Kürtçe devlet televizyon yayını ile gönderdiğiniz önemli işareti saygıyla kaydetti. Bu gelişmeler mutlaka uygulanmak zorunda olan yeni yasalar ve sürdürülmesi gereken bir hareketlilik ortaya çıkardı. Demokrasiler durağan kalamaz  ilerlemek zorundadır.” 
NOT: Önümüzde zorlu bir dönem ve bizlerin de biraz dinlenmeye ihtiyacımız var. Bir süre izninizi alıyorum. MY