Kabinede değişim mi var?

Geçtiğimiz günlerde ismi bizde gizli bir bakan, bakanlığının üst düzey yöneticilerinin katıldığı bir toplantıda birden konuyu değiştiriyor.

Geçtiğimiz günlerde ismi bizde gizli bir bakan, bakanlığının üst düzey yöneticilerinin katıldığı bir toplantıda birden konuyu değiştiriyor. “Arkadaşlar” diyor, “son günlerde Başbakan’ın bir kabine değişikliği yapacağı ve benim de görevden alınacağım sözü ortada dolaşıyor. Bilmenizi isterim ki benim için böyle bir durum yok.”
Bakan söylentilerin bakanlığın işlerini aksatmasından endişe ediyordu. Aynı endişe şu aralar -hepsinde değil elbette, ama- başka bakanlarda da var.
Endişe boşuna değil. Başbakan Tayyip Erdoğan’ın Sabah gazetesinde çıkan ve istifa yerine geçecek şekilde boş kâğıda imza atıldığını altı bakandan teyit ettirdikleri haberine tepki göstermiş, o bakanları öğrendiği takdirde ‘kapının önüne koyacağını’ söylemişti. Bu sözler, yalnız bakanlar arasında değil, AK Partililer arasında da ‘Kimsenin yeri garanti değil’ yorumuna yol açtı.
Malum, giden olursa, yeri yine parti içinden dolacak, birilerine kırmızı plaka yolu açılacak.
O kadar ki, AK Parti grubunda şimdiden ‘Kan değişimi lazım’ diye dolaşanlar çıktı. ‘Yedi senedir bakanlık yapan var, görev değişimi iyi olur’ diyenler çıktı. Ankara’nın siyaset konuşulan iyi lokantalarında AK Partili vekillerin yemek yedikleri masaları toplayan garsonlar, üzerinde bakan toto oynanmış kâğıt peçeteler buluyorlar.
Egemen Bağış’ın -doğrusu gelişiyle o alanda belli bir hareketlenmenin başladığı- AB bakanlığına getirilmesinden de cesaret alarak, iyi lisan bilen genç milletvekilleri kendilerini daha dışa açık bakanlıklara layık görüp bunu içeride dışarıda konuşmaya başladılar.
Bir de şu husus var: Evet, Bakanlar Kurulu’nda değişiklik olup olmayacağı, olacaksa kimlerin gidip kimlerin geleceği tamamen Başbakan Erdoğan’ın tasarrufu. Tek karar verici, tek seçici o.
Yine de değişiklik olursa, neye göre olacağı AK Partililer arasında merak konusu.
Yerel seçimde alınan sonuç ne kadar belirleyici olacak örneğin?
Abdülkadir Aksu’nun Dengir Fırat’ın yerine partinin tam da seçim dönemi Birinci Başkan Yardımcılığı’na getirilmesinde (Tarım Bakanı Mehdi Eker’in de memleketi) Diyarbakır başta, Güneydoğu’dan oy alma kaygısının da rolü olduğu söylenmişti örneğin. Bir başka etkenin de kapatma davası sürecinde Cemil Çiçek’in sözcülüğündeki ‘realistlerin’, Fırat’ın sözcülüğünde ‘Bizi mutlaka kapatırlar, mücadele edelim’ diyen ‘idealistlere’ karşı galibiyeti olduğu konuşulmuştu.
Oysa 29 Mart’ta bırakın Diyarbakır’ı bir yana, Milli Eğitim Bakanı Hüseyin Çelik’in memleketi Van da AK Parti’nin elinden çıktı. Erdoğan’ın ilk milletvekili seçildiği Siirt de öyle.
Yalnızca Güneydoğu’da değil sorun. Başbakan’ın Antalya tepkisini söylemeye gerek yok. Ama örneğin iki bakanı olan Ordu, eski Meclis Başkanı şimdi parti yöneticisi Bülent Arınç’ın memleketi Manisa gibi, Balıkesir gibi iller var. Çok alınmak isteyip alınamayanlar var. Kürşad Tüzmen’in memleketi Mersin, İzmir var. Başbakan’ın Fakıbaba konusunda yanlış yönlendirilmesiyle kaybedilen Şanlıurfa var. Tunceli zaten bir fanteziydi, ama Kadıköy, Çankaya var.
Adana’nın ayrı bir yeri var bu tabloda. Aytaç Durak’ın küsüp MHP’ye gitmesinde parti teşkilatının fazla payı yoktu gerçi. Ama Ömer Çelik’in yenilgiyi kabul etmeyip inanılmaz bir sandık mücadelesi veriyor olması pek alışılmamış bir örnek. Adana’da seçimler tekrarlanırsa, onun mücadelesi sayesinde olacak.
Konumuza dönersek, Erdoğan bu seçimde partiyi fazla öne çıkarmadı aslında. Belki yüzde 47’nin de etkisiyle, Abdullah Gül’ün cumhurbaşkanı seçilmesinden bu yana girdiği ilk seçime de halkla doğrudan kuracağı iletişime ağırlık verdi.
O arada ciddi bir hata yaptı; uluslararası ekonomik krizin etkilerini hafife aldı. Hazine Bakanı Mehmet Şimşek’in işsizliğin yükünü küçümseyen sözlerinin etkisini belki geç fark etti. Ama neden ne olursa olsun, sonuç ortada.
Başbakan ‘galip çıktık’ dese de, bu işin faturası parti yönetim kademelerine de çıkabilir.
Çıkabilir de, ne zaman? Kimilerine göre kabinede ve partideki değişiklikler önümüzdeki hafta başlayabilir. Kimilerine göre ise yaz aylarında kongre beklenebilir. Ama iktidar partisi yerel seçim sonuçlarından hiç etkilenmeyecek, her şey aynı kalacak demek doğru değil; bazı isimlerin yer değiştirmesi kaçınılmaz.
Muhalefet partileri de değişecek. Deniz Baykal’ın CHP kademelerinde değişiklik için kurultaya gidip gitmemeyi değerlendirdiği biliniyor. Devlet Bahçeli’nin gelecek kurultayda başkan adayı olup olamayacağı konusunda ateşli bir tartışma devam ediyor.
Zeki Sezer’in istifası DSP’yi kurtaracak mı bilinmiyor. Necmettin Erbakan’ın Saadet Partisi’ne dönüşü bile başlı başına bir değişim işareti.
Siyaset böyle çalkalanırken AK Parti’nin bunun dışında kalması mümkün mü?