Kamu çalışanları haklarını arıyor

Kamu çalışanlarının AB düzeyinde örgütlenme hakkı arayışını, hükümet engellemek istedi, muhalefet sahiplenmedi, yine de etkili oldu

Türkiye’nin dört bir yanında yüz binlerce kamu çalışanları, iki büyük sendika konfederasyonu, KESK ve Kamu-Sen’in çağırısıyla dün bir günlük iş bırakma eylemi yaptı.
Sendikacılar tarafından ‘uyarı’ amaçlı olduğu açıklanan eylemin amacı devlet memurlarına da, işçiler gibi toplu sözleşmeli grev hakkı verilmesi idi. Kamu çalışanları, ücretlerin de düzeltilmesini istiyor, ama önceliği Avrupa Birliği standartlarına uygun örgütlenme hakkına veriyorlar.
Kamu çalışanlarının bu eylemine, Türk-İş ve DİSK gibi işçi sendikaları ve meslek örgütleri destek verdi.
Başbakan Tayyip Erdoğan, grevden iki gün önce kamu çalışanlarını grevce uymamaları konunda uyarmıştı. Buna karşın, hem Kamu-Sen Başkanı Bircan Akyldız, hem de KESK Başkanı Sami Evren’in verdiği bilgilere göre, eylem demiryolları başta olmak üzere, vergi daireleri, okullar, (acil servisler dışında) hastanelerde etkili oldu.
KESK Başkanı Evren, bu tabloyu anlatırken, ‘Hükümet yanlısı Memur-Sen’in grev kırıcı gibi aleyhte çalışmasına rağmen’ suçlamasını ekliyor. Evren şöyle anlatıyor: “Başbakan Erdoğan ile görüştüğümüzde ‘Çağdaş ülkelerde ne varsa bizde de olmalı’ demişti. Bizim istediğimiz Avrupa Sosyal Şartı’na uygun. Oysa hükümet Şartın 5 ve 6’ncı maddeleri üzerindeki şerhini kaldırmıyor. Muhalefet partileri derseniz, onların gündeminde çalışanların demokratik, ekonomik hakları değil, başka konular var. Bu duruma karşın onlarca yıldır bu kadar etkili bir eylem olmamıştı Türkiye’de. Bu durum da siyasette çalışanların haklarına sahip çıkılması konusunda boşluk olduğunu gösteriyor.”
Türk siyaseti son birkaç yıldır giderek artan oranda ideoloji üzerine yürütülüyor ve o alanda sıkışıp kalmış durumda. Lafa gelince, muhalefet partileri, vatandaşın asıl sorununun ekonomik sıkıntılar olduğunu, hükümetin açılım politikalarıyla bunu perdelemek istediğini söylüyor. Ama çalışanlar son yıllarda görülen en kitlesel katılımla ciddi bir demoratik hak arayışına girdiğinde, şahsi destek veren birkaç milletvekili dışında ses çıkmıyor. Siyasetin vaziyeti ne yazık ki budur.

Arınç’tan orduya çağrı
Dün önemli bir diğer gelişme de Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç’ın (ismini doğrudan vermeden) Türk Silahlı Kuvvetleri’ne Taraf gazetesince yapılan ‘Kafes eylem planı’ yayımı konusunda açıklama yapma, ‘hesap verme’ çağrısında bulunmasıydı.
“Yıpranmamanın tek yolu vardır: Çıkıp hesap verebilmek. Üstünü örtmek ya da başka yerleri hedef göstermek, topu taca atmak değil” diye konuşan Arınç, ‘Kafes planı’ yayımını kendi kuruluşlarında tekrarlamayan medyayı da eleştirdi. Arınç, gazetecilerin kendisine Başbakanlık tarafından geçen hafta yapılan ‘Soruşturma gizliliği ve masumiyet karinesi’ açıklamasının hatırlatılması ve cezaların artırılmasını öngören Bakanlar Kurulu kararının hatırlatılması üzerine de “O çerçeveden görmeyin arkadaşlar. Bu konuda her türlü haberi
kullanabilirsiniz, yazabilirsiniz” demiş.
Arınç’ın söylediği, devletin bütün kurumlarının halka hesap vermesi gerekliliği açısından doğru.
Askere, bu kadar üst düzeyde bir meydan okuma olması açısından da bir o kadar dikkat çekici.
Genelkurmay bu konuda yapılan yayın ve sorulan soruları yanıtsız bırakmıştı. Şimdi Arınç’ın bu sözleri karşısında bir açıklama yapılacak mı, Arınç’ın sözleri hükümet-asker ilişkilerinin genel gidişine nasıl etki edecek ve daha önemlisi, Türk halkının gerçekleri öğrenmesini sağlayabilecek mi?
Başbakan Yardımcısı Arınç deneyimli, sözünün etki ve sonuçlarını tartabilecek bir siyasetçi. Bulunduğu makam gereği devletin gizli istihbarat bilgilerine sahip. Milli Güvenlik Kurulu üyesi, MGK üyesi olmadığı yıllarda merak ettiğini açıkladığı ‘Kırmızı Kitap’ şimdi Arınç’ın da kasasında ve en azından MGK toplantılarında bu soruları doğrudan Genelkurmay Başkanı Orgeneral İlker Başbuğ ve kuvvet komutanlarına sorma imkânı var.
Bu nedenle, Arınç’ın aralık ayı MGK toplantısını beklemeden, Başbakan Tayyip Erdoğan’ın ABD seyahati öncesinde Genelkurmay’ı ‘hesap vermeye’ çağıran bir çıkış yapmasının mutlaka özel bir nedeni olmalı.