Kanalİstanbul'a inanıyoruz da, MegaKent'e mi inanmıyoruz?

Bu seçimi öncekilerden ayıran bir unsur HDP'nin yüzde 10 barajına meydan okuyarak seçime kendi adıyla gireceğini açıklaması olmuşsa, diğeri de CHP'nin ideolojik eksenli değil, ekonomik ve sosyal çözümleri esas alan pragmatist bir programla çıkmış olmasıdır.

Sizi bilmem, benim en çok Başbakan Ahmet Davutoğlu’nun tepkisi hoşuma gitti.

Davutoğlu, CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu’nun dün İstanbul’da açıkladığı, “Merkez Türkiye” projesinin aslında kendilerinden “intihal”, Türkçesiyle “çalıntı” olduğunu söyledi.

Hatta Kılıçdaroğlu okumuş olsaydı, Davutoğlu’nun Stratejik Derinlik kitabının arka sayfalarında bu fikri bulabilirdi. (Maliye Bakanı Mehmet Şimşek de Twitter hesabından bu projenin kendilerininkinden ne farkı olduğunu sordu, müstehzi bir tonda.)

***

Başka koşullarda insanın aklına keşke Davutoğlu iktidarda olsaydı da bu projeyi yapsaydı demek gelirdi ama Davutoğlu zaten 13 yılı geride bırakan AK Parti iktidarının başında.

Keşke o yapsaydı.

Gerçi Başbakan'ın sahiplendiği projeyi yardımcısı Yalçın Akdoğan “Yüzyılın projesi değil, yüzyılın palavrası” olarak yerden yere vurdu.

***

Özeti şu: AK Parti iktidarı muhalefetteki CHP’nin stratejik önemde bir ekonomi projesine kayıtsız kalamadı; il andan itibaren ya çakıyor, ya sahipleniyor, ama tartışıyor.

Tıpkı emeklilere iki maaş ikramiye, ya da asgari ücretin 1,500 liraya çıkarılması gibi.

Çünkü bu proje, şimdi özetleyeceğim, ister AK Parti, ister CHP, kim yaparsa yapsın hem Türkiye’nin, hem komşularının işine yarayacak bir kalkınma ve barış projesi gibi duruyor.

***

Proje aslında hayli iddialı, ama dinleyince “Neden olmasın?” dedirtiyor; hatta “Olsa, fena mı olur?

CHP dün Anadolu’nun ortasında sıfırdan yeni bir kent, 3,5 milyon nüfuslu bir “MegaKent” oluşturma projesi açıkladı.

2020 yılında kurulmaya başlarsa, peyderpey 2035 yılında tamamlanacak bir üretim ve ulaştırma merkezi projesi.

Tamamlandığında 2 milyon 200 bin kişiye iş imkânı verecek, ülkeyi “orta gelir tuzağından” kurtarıp kişi başına milli geliri yılda 30 bin doların üzerine çıkaracak, Türkiye’yi insani gelişmişlik endeksinde ilk 20’ye yükseltecek diyerek hedeflerini sıraladı.

***

Denizi olmayan ülkelere liman olacağını söylediği bu “akıllı şehir” mesela neden İstanbul, İzmir, Antalya gibi bir liman şehrinde değil de Anadolu’nun ortasında?

Diyor ki, demiryolu, karayolu, havayolu bağlantılarıyla Karadeniz’de Trabzon ve Samsun, Akdeniz’de Mersin ve İskenderun limanları birbirine bağlanacak. Bu bağlantıların bir ucu Avrupa, Rusya, Kafkasya, Orta Asya, diğer ucu Orta Doğu, Kuzey Afrika ve deniz yoluyla Güney Doğu Asya ve Güney Amerika’ya uzanacak?

Bu Türkiye’nin sadece bir şehrini, bir bölgesini zenginleştirip, orada rantı patlatıp, arazi ve inşaat zenginleri yaratıp Anadolu’nun üretimsiz, fakir ve boş kalmasından çok, bölgelerarası eşitsizliği de hafifletmeyi amaçlayan bir proje gibi duruyor.

***

Tabii işin bir de siyaset boyutu var.

Bu seçimi öncekilerden ayıran bir unsur HDP’nin yüzde 10 barajına meydan okuyarak seçime kendi adıyla gireceğini açıklaması olmuşsa, diğeri de CHP’nin ideolojik eksenli değil, ekonomik ve sosyal talep ve çözümleri esas alan pragmatist bir programla seçmen karşısına çıkmış olmasıdır.

Daha ilk günden emeklilere iki maaş ikramiye, asgari ücrete zam gibi vaatlerle ortaya çıkan CHP, AK Parti’yi bu anlamda hazırlıksız yakaladı.

O kadar ki, CHP Genel Başkan Yardımcısı Enis Berberoğlu, “AKP bizim o projeleri neden yapamayacağımızı anlatarak harcadığı enerjiyle aslında bizim propagandamızı yapmış oluyor” diyor gülerek.

***

Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan da, Başbakan Davutoğlu da CHP’nin kendilerini eleştirmesi ve ideolojik mücadele eksenli programla karşısına çıkmasını tercih ederdi.

Oysa sosyal demokratik eksende, kimlik siyasetini değil ekonomik-sosyal hakları temek alan pragmatist program, diğer muhalefet partilerinin, MHP ve HDP’nin de bu konulara daha çok vurgu yapmasına neden oldu.

Erdoğan ve Davutoğlu biraz da o nedenle muhalefet partilerini yeniden ideolojik zemine, özellikle de inanç aidiyeti eksenindeki ideolojik mücadele zeminine çekmeye çalışıyor.

HDP’nin kimlik aidiyeti nedeniyle zaman zaman bu tuzağa düştüğü oluyor.

Dün CHP’nin yaptığı, seçimlere üç haftadan az kala yeni bir ekonomik program açıklamak, ideolojik zemine girmeyeceğini göstermek oldu aslında.

***

Peki bu proje hayal mi? Olabilir.

Ama bakın her şey hayal etmekle başlıyor: ABD’yi bugün dünya teknolojisi ve yüksek katma değerli ürünlerde daha da ileri sıçratan Silikon Vadisi kurulmadan önceki tartışmalara, orada da benzer soruları göreceksiniz.

Neden o zaman kimsenin kıymet vermediği Avrupa’ya nazır, ABD başkenti Washington’a, ya da dünya başkenti sayılan New York’a yakın bir yerde değil de, Doğu sahilinin içlerinde kimsenin gitmediği bir vadide kurulduğu sorgulanmış mesela.

Vadi bugün dünya teknolojisinin başkenti ve bulunduğu California eyaleti, eğer bağımsız devlet olsa dünyadaki beşinci büyük ekonomi, mesela Fransa’dan, İngiltere’den büyük.

***

Bir de Kanalİstanbul’a inanıyoruz da MegaKent’e neden inanmayalım?

Baksanıza Başbakan Davutoğlu dahi fikri anında sahiplendi, yanlış bulmuyor yani, sadece “Önce benim aklıma gelmişti” diyor.